Her şey Bengilikteki İnsanlar olduğundan, İnsandır Irmaklar, Dağlar,
Kentler,
Köyler, sokulunca bağırlarına yürürsün
Göklerde
Yerlerde, kendi bağrında taşıdığınca
Göğünü
Yerini, tüm gördüklerini; Dışardan görünse de İçerdedir,
İmgeleminde, işte orada bu Ölümlü Dünya bir Gölgeden başka nedir ki?
Babam senin de babandı biliyor musun? Keşke sadece bana acı verseydi. Hepimiz sakat büyüyoruz. Tanrıya eklenmiş bir adam; cenneti yok da cehennem evin içinde. En iyi bildiğin konuda bile konuşamıyorsun. Söz, ağzında taşa dönüyor. Attığın her adım yanlış. Bir büyük gözaltı ki ölümden sonra da sürüyor. Sonra yaza yaza yaralarından bir baba yaratıyorsun. Sonra yaza yaza görüyorsun ki baban sevmeden ölmüş. İnsanlar ondan korktuğunda sevildiğini sanmış. Azıcık gülümsese, herkes bu çatlaktan sızacak ve onu yerle bir edecek! Buradan, yalnızca sevgi olan bir sevgi doğar mı hiç, heves doğar mı, özgürlük arzusu doğar mı, güzellik dünyamıza yürür mü, bir başkası bize sevinç verebilir mi...
"En sessiz sözcüklerdir fırtınayı getirenler. Dünyaya güvercin ayaklarıyla gelen düşünceler yön verir.
Ey Zerdüşt, sen, gelmesi zorunlu olanın gölgesi olarak yürümelisin..."