Lem’alar – 30. Lem’a (Esmâ Risalesi)
Puan vermedi
"Her bir şeyde, pek çok esmâ-i İlâhiyenin cilveleri var." Atomdan galaksilere kadar her şeyin ölçülü ve düzenli olması, Evrendeki denge ekosistem, ölçü, hassas teraziler bu cilvelerin birer örneğidir.
Din
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20205,7bin okunma
Kalbe Düşen Hakikat Işıkları
10/10
·480 syf.·
2023 27. kitabı
Lem'alar bir kitap okumaktan ziyade bir hâl yaşamak oldu benim içimde . Her bir lem’a, sanki kalbin karanlık bir köşesine düşen ince bir nur gibi insanı kendi hakikatiyle karşılaştırıyor. Sayfalar ilerledikçe bilgi değil, idrak çoğalıyor; kelimeler akıldan çok kalbe konuşuyor. Bu eserde anladım ki iman, yalnız inanmak değil; her hâlde Allah’ı görür gibi yaşamaya çalışmakmış. Üstad Bediüzzaman Said Nursî 'nin satırlarında ilim ile marifet birleşiyor; akıl delille ikna olurken kalp teslimiyetle sükûna eriyor. Özellikle ihlas bahisleri insanın niyet aynasını temizliyor. Çünkü tasavvufun özü olan şu hakikat satır aralarında sürekli hissediliyor: Amelin ruhu ihlastır. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Allah sizin suretlerinize değil kalplerinize bakar” hadis-i şerifinin manası adeta eser boyunca tecelli ediyor. Musibetlerin anlatıldığı bölümlerde ise insan şunu fark ediyor: Acı sandığımız şey bazen rahmetin gizli yüzüymüş. Sabır, sadece dayanmak değil; İlâhî hikmete razı olabilmekmiş. Lem’alar, sıkıntıyı şikâyetten zikre dönüştüren bir bakış kazandırıyor. Kitabı okurken en çok şu duyguyu yaşadım: İnsan dünyada misafir olduğunu unutunca yoruluyor. Lem’alar ise kalbe yeniden yönünü hatırlatıyor; faniden bâkiye çevrilen bir nazar kazandırıyor. Her bölüm, nefsi biraz susturup ruhu biraz daha konuşturuyor. Benim için Lem’alar, okunup rafa kaldırılacak bir eser değil; her gün açılıp kalbin ayarını yeniden yapan bir yol arkadaşı. Çünkü bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise insanı Rabbine yaklaştırır… Lem’alar Rabbine yaklaştıracak türden bir eser.
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20205,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:00
Seviye Talip. Lisede sınava hazırlanırken öylesine ezberlediğim bir isimle cereyan ediyordu zihnimde sadece. İsmini nereden aldığını merak edip araştırmamıştım. Şimdi üniversite yıllarımda yine mücbir bir sebepten ötürü aktüaliteliğini muhafaza etmekte: Seviye Talip. Halide Edip'ten okuduğum ilk eser. Seviye, o yılların -iistibdad!!?- kadın haklarını önemsemeyen toplum yapısında farklı fikirleriyle sivrilmiş, çevresine meydan okuyan bir kadındır. İlk bakışta, romanın isminin bu kadının ismine mebni olduğu göründüğünden, tüm kitabın Seviye'nin ağzından veya Seviye'yi anlattığı çıkarılabilir. Nitekim, ben böyle düşünmüştüm. Oysa olaylar, "bir gül gibi beyaz ve güzel" olan Seviye'nin aşığı Fahir Bey'in odağından aktarılır. Anlatı, Fahri Bey'in ifade-i nazarında "defter-i hatırat" formatındadır. Bir günlük misali kendi hayatının yaklaşık bir yıllık kesitini okuruz Fahri Bey'in ki bu tarihler günlük türünün muhtevasında barındırabileceği gibi kopuk kopuktur. Fahri Fahri Bey evli bir adam olup güzel ve genç eşi Macide ve oğlu Hikmet ile birlikte yaşamaktadır; evlendikten kısa bir süre sonra Avrupa'ya seyahat etmiş ve birçok alanda tahsilini ilerletmekten geri durmamıştır. Geri döndüğünde ise Macide'yi kendine yetemez bulur -fakat kendi tabiriyle Macide'den sırf bu cihetle vazgeçmez-, onu bazı davetlerde yanında götürür ve alafrangalığa alıştırır. Fahri Bey ile zevcesi Macide Hanım, bir gün gittikleri bir davette Fahri'nin eski bir çocukluk arkadaşına tesadüf ederler: Seviye Talip. Fahri için zamanın ötesinden bir beyaz hayal olarak fırlayıp mücessem hale gelen bu kadın; ona eşini ve çocuğunu unutturup uğruna cinnet geçirip yataklara düşeceği, hatta onu görmemenin en doğru seçenek olduğu düşüncesinden hareketle kendini Mısır seyahatinin getireceği müteceddit tebeddüllerin
Edebiyat
Seviye TalipHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2020362 okunma
Üstadın Ruha Tesellisi
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 04:04
Hayrın da şerrin de derinindeki anlam haktır… Ve İnsan anlam yüklemediği acıya daha zor dayanır… “Tanınıp bilinmek insanların parmakla işaret ettiği, kendisinden heyecanla bahsettiği bir insan olmak,dışarıdan cazip bir şey gibi görünür.Fakat bu tablo,riya adındaki manevi hastalığın önemli kaynaklarından biridir. Aynı zamanda en büyük faziletlerden sayılan ihlas duygusunu zedeleme olasılığı da yüksek bir durumdur.” -İnsanın kalbinden emin olması ne kadar güzel bir duygu.Allah ki insanı niyetlerine göre değerlendirir,ameller niyetlere göredir şüphesiz.İnsanların senin hakkında vardıkları yargılar onlara aittir kişi kendi iç dünyasında Rabbi ile olan bağını sağlam sevgiyle bağlı tuttuğu müddetce ona hiçbir zaman hiçbir yerde kaybetmek yoktur,ruhu hep bahtiyardır. Uçakta yerden kaç km yükseklikte bu cümleleri okurken,sadece tek bir düşünce varoluyor aklında. “Bir uçağı havada kudretle tutan Rabbine hamd ederek” Yeri göğü tüm mahlukatı kusursuz hareket ettiren Rabbime hamd ederek “Allah seni insanların karalamalarına maruz bırakıyorsa bu seni kendisine döndürmek içindir.” -Atâullah İskenderi “Eğer O razı olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse bütün halk reddetse tesiri yok.(21. Lem’a) “-Cenab-ı Allah insanın kalbine nazar eder. Onun görünüş tarzıyla ya da toplumsal statüsüyle değil,kalbindeki paklık, durulukla ilgilenir. Onun kullarından istediği,Selim bir kalptir. Selim bir kalbi bu dünyada temin edebilmenin bir yolu da acı ve sıkıntı koridorlarında sabırla geçmektir.” Sabır öyle bir şeydir ki görünen ile hissedilen arasındaki farkı ancak kalbinle açıklarsın.Sabır hayat pusulan ise,azlar çok,huzursuzluklar huzur görünür “Nefsi Emmare genelde hoşuna gitmeyen hadiselerle terbiye olur. İncinmeyle,hayal kırıklığıyla,arzu ettiği şeylere ulaşamamakla
1000Kitap
Üstadın TesellisiMecit Ömür Öztürk · FOLIANT YAYINLARI · 2025112 okunma
İkinci Lema
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 22:53
BİRİNCİ NÜKTE Hazret-i Eyyub Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyub’dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar. Hazret-i Eyyub Aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim manevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcât-ı Eyyubiyeye, o Hazret’ten bin defa daha ziyade muhtacız. Bahusus, nasıl ki o Hazret’in yaralarından neş’et eden kurtlar kalp ve lisanına ilişmişler. Öyle de, bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hâsıl olan vesveseler, şüpheler –neuzü billâh– mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip, zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar. Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor. Meselâ utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılâından çok hicab ettiği zaman, melâike ve ruhaniyatın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emare ile onları inkâr etmek arzu ediyor. Hem meselâ Cehennem azabını intâc eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidatını işittikçe istiğfar ile ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emare ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor. Hem meselâ farz namazını kılmayan ve vazife-i ubudiyeti yerine getirmeyen bir adamın, küçük bir amirinden küçük bir vazifesizlik yüzünden aldığı
Din
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Sözler Yayınevi · 20205,7bin okunma
Eli... Hasreti... Lema Şevaktani
Puan vermedi
Bu defteri neden yazdığımı bilmiyorum. Belki içimde susmayan bir sesi susturmak istedim. Belki de sustukça büyüyen o boşluğa bir şekil vermek… Bir zamanlar inandığım, sonra inancımı yitirdiğim, ardından da anlamaya çalıştığım her şey… Bu sayfalarda, dağınık bir bilinç haritasına dönüştü. Ben bir filozof değilim. Bir peygamber hiç değilim. Ben sadece bir “ikilem”im. Bilmek ile inanmak arasında sıkışmış, akıl ve kalp arasında bölünmüş bir ruhum. Yalnızca Tanrı’yla değil, kendimle de kavgalıyım. Bu yazdıklarım ne bir öğreti ne bir inanç sistemi. Sadece bir zihnin çatlaklarından sızan düşünce tortuları. Bir kask takıp kendi zihnime daldım… Ama dışarı çıkıp çıkamayacağımı hiç bilemedim. Bu defter, bir sona yazılmadı. Bir başlangıca da değil… Sadece “doğmamış bir çocuğa”, “kaybedilmiş bir inanca” ve “yarım kalmış bir aşka” yazıldı. Eğer bu sayfalar eline geçmişse, artık bu ses seninle… İçinde bir yankı bulursa ne mutlu. Bulmazsa, lütfen geri bırak. Çünkü bu defter herkese göre değil… --İkilem Medfun / 8 Şubat 2010
Alıntı
LogosophiaMurat Can Yılmaz · İkinci Adam Yayınları · 20254 okunma