Öyleyse, Spinoza'nın üç tür bilgi sınıflandırmasını inceleyerek başlayalım.
Spinoza'nın, Emendatione'den başlayarak bilgi türleri arasında bir sınıflandırma yaptığını biliyoruz. Emendatione'de dört tür bilgi sıralarken, Ethica'da ilk ikisini birinci tür bilgi içinde topluyordu ve bunlara duyusallık ile hayal gücü (imaginatio) temelinde ortaya çıkan upuygun olmayan bilgiler adını veriyordu. İkinci tür bilgi, "şeylerin özelliklerine dair ortak mefhumlara (notiones communes) ve upuygun idealara' (ideas adequatae) sahip olmamızdan" kaynaklanan ve de akıl yürütmemizin ve çıkarım yapmamızın (deductio) esasını oluşturan akıl (ratio) düzeyindeki bilgi türüdür. Bu bilgi türü aynı zamanda nedenlerin bilgisine ulaşılmasını da sağlar. Üçüncü tür bilgi ise, Spinoza'nın sezgisel bilgi (scientia intuitiva) dediği "akli sezgi yetisi" (intellectus) düzeyindeki bilgidir.' "Bu bilgi türü, Tanrı'nın bazı sıfatlarının biçimsel özüne ilişkin upuygun ideadan şeylerin özüne ilişkin
upuygun bilgiye değin uzanır."
Birinci tür bilgi, felsefi bilginin elde edileceği, hakikate giden bir "görme" malzemesini temin edecek bir bilgi türü değildir; duyusallığın ve hayal gücünün hakimiyetindeki gündelik, sıradan bilgidir. Ayrıca duygular düzeyinde kalan, duygularımıza etki eden ve bu yüzden Spinoza'nın "esaret" adını vereceği10 tabi olma düzeyinin, edilgin olma düzeyinin bilgisidir. Ethica'nın III. Bölümünde ele alınan durumdur bu ve de ancak ikinci ve üçüncü tür bilgi düzeyine erişmiş biri duygular dünyasının "teori"sini yaparak "esaret" teşhisi koyabilir; esaretten kurtulabilmek için de "aklın (ratio) duygular karşısında neler yapabileceğini, sonra da zihinsel özgürlüğün, başka deyişle kutluluğun (beatitudo) ne anlama geldiğini göstererek aklın kudretinden söz edeceğim" diyebilir.
İkinci tür bilgi