Bilmem size de hiç oldu mu? Bazen insan bir kitapta kendisinin de aklından geçmiş bir fikre, ta derinden hatıra gelen silinmiş bir hayale rast gelir ki bu, en ince hissinizi anlatıyor sanırsınız
Ama ta gönlünün içinde beklediği bir şey vardı. Darda kalmış gemiciler gibi, gözlerini hayatın yalnızlığı üzerinde ümitsizce gezdirir, uzaklarda, ufkun sisleri arasından çıkıverecek beyaz bir yelkenliyi araştırırdı. Bu hangi rastlantının belirtisi olacak? Onu kendine kadar hangi rüzgar getirecek? Onunla hangi kıyılara gidecek?
Karanlığın baskısı farklı türdeki ruhlara ters yönde etki eder. Geceyle karşı karşıya kalan insan kendini eksik hisseder. Karanılığı görür, aczini hisseder. Karanlık gökyüzü, kör bir insandır. Geceyle karşılaşan insan yığılıverir, diz çöker,
yere kapanır, yüzüstü yatar, bir deliğe doğru sürünür veya kendine kanatlar arar. Bilinmeyenin bu şekilsiz varlığı karşısında neredeyse her zaman kaçmak ister. Bunun ne olduğunu sorar kendine, titrer, iki büklüm olur, anlamaz; bazen de
oraya gitmek ister.
Nereye gitmek ister?
Oraya.
Oraya mi? Orası neresi?ı Orada ne var?