EY TÜRK EDEBİYATÇILARI!
(...) Şimdi size sorayım, ey Türk edebiyatçıları: Siz, Ulysses tekniği ile bir Türk romanı yapabilir misiniz? Ulysses tekniği’ni taklid edemezsiniz demiyorum; onunla bir Türk romanı yapabilir misiniz? Bir deneyin bakalım: Ortaya “çakma bir Adidas”, “çakma bir Levi’s”, “çakma bir Rolex”ten başka ne çıkar?.. En iyi taklid, en kötü orijinâlden eksiktir… Nerede sizin markalarınız, nerede sizin teknikleriniz, nerede hassasiyetiniz?.. “Nerede” olduğunun bile sorulamayacağı bir yerde olmasın sakın? Yâni, Ulysses tercümesi karşısında, Kültür Bakanlığı’nın aval aval bakacağı, hiçbir görüşünün olmayacağı, en kötü ihtimâlle şöyle bir tebliğ bile yayınlayamayacağı bir yoklukta: "James Joyce’un bu pek kıymetli eserinin zaten can çekişen edebiyat dünyamızda bünyeleştirilemeyeceği, zaif edebiyat bünyemizin bu ağırlığın altından kalkamayacağı ve Türk edebiyatına böyle bir tercümenin yarardan çok zarar sağlayacağı anlaşılmış olup, tercüme ve neşrinin behemehal durdurulması…"
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.
Akademya Yazıları
Kaderin korkuya ne denli benzer bir his olduğunu hiç kimse bana söylememişti. C.S.Levis A Grief Observed (Gözlemlenmiştir Bir Kader)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayat Sevincini Arttırmanın 40 Altın Kuralı!
"Affetmek, kişinin bir mahkumu serbest bırakıp asıl mahkumun kendisi olduğunu fark etmesidir." (Levis Smedes)
Sayfa 55·Kitabı okudu
REKLAM GERİLLALARI / AZCIK UZUN OLABİLİR :)
1970’li yıllarda kırmızı bereleri, beyaz tişörtleri, yapılı vücutları ile New York metrolarında küçük gruplar halinde heryerde nazır gençlerin, cürüme karşı gönüllü olarak kurduğu halkı koruma çeteleri olan “Koruyucu Melekler” beni çok etkilemişti. Ne var ki hem sağ, hem de solun tepkisini çektiler. Polis ve devletten yana olanlar ile insan haklarını koruyan liberal gruplar, ilk kez aynı konuda hemfikir olmuş, polis Melekler’i kendi görev alanlarına bir saldırı olarak gördüğünden, liberaller ise kendiliğinden oluşan savunma komitelerinin hukuk anlayışımızı çökerteceğinden olaya karşı çıkmışlardı. Hepsine göre esas mesele devlet ve hukuk sisteminin ayakta kalması olduğu için, her yıl metro ve sokaklar da binlerce kişinin öldürülmesi, yüzbinlercesinin soyulması temel ilkelerden vazgeçmemize neden olmamalıydı. Oysa hiç silah taşımadıklan halde Koruyucu Melekler’in varlığı bile metroda asayiş ve güveni sağlamada başarılı olmuştu. Bu çeteler sonraları Amerika’nın başka şehirlerine, hattâ İngiltere’ye bile yayıldı. İşte, reklam sabotajına karşı, şirketlere yaptığım önerinin temelinde Koruyucu Melekler’in bu girişimi yatıyordu. Eğer iki kıtada binlerce genç kendilerine bir tür kimlik veren kırmızı bereleri ve beyaz tişörtleriyle gönüllü olarak hayatlarını tehlikeye atarak tanımadıklan insanlan savunmaya kalkışıyorsa belki biz de onları örgütleyebilir; dünya me- gapollerinde sefaletten kınlan, geleceksiz, yüzbinlerce, milyonlarca genci şirketlerimizin çokuluslu taburlarına katılmaları için çok düşük bir ücret karşılığı seferber edebilirdik. Ettik de. Uygulanan pilot projede sokağa terkedilmiş bu kızlı erkekli gençler göreve yollanmadan önce kısa bir eğitimden geçirildi ve hepsi özel kıyafetlerle giydilirdi -Reebok, McDonald’s, Nestle, Mercedes, Camel, IBM, Mitsubishi, Sony,
Alıntı
2. Mahmut'un fesi zorunlu kılması, bu inanç farklılıklarını ortadan kaldıran bır uygulama olarak değerlendirilmiş ve tepkiyle karşılanmıştır. Gayr i müslimlerin fesi giymemeleri nedeniyle zaman içerisinde özellikle Osmanlı'nın büyük şehirlerinde Müslümanların bir tercihi olarak fes yaygınlaşmış, Müslüman olmanın bir simgesi olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Cumhuriyet sonrası şapka devrimi ise Batı tarzı bir giyim eşyası olmasının yanında dini simge olarak algılanan fesin yerine konulması nedeniyle yoğun tepkilere yol açmıştır. 1 Şapkanın Batı tarzı şeklinin korunması ile ilgili en küçük bir taviz hoş görülmemiştir. Dönemin Ankara valisinin Türklüğü simgelemek üzere şapkaya küçük bir ay yıldız konulması teklifine İsmet İnönü tepki göstermiş, “Biz bunları Avrupalıdan bir farkımız olmasın diye yapıyoruz, sen ne teklif ediyorsun” cevabını vermiştir.” 2 Şapka inkılabının sembolik anlamına vurgu yapan Lewis de fesin sonradan kullanılmaya başlanan bir giysi olmakla beraber pek çok Müslüman ülkede benimsenip Müslüman kimliğin en son işareti haline geldiğini belirtmekte, “uzun, kırmızı ve meydan okuyan o fes, Müslümanın Batı'ya uymayı reddedişini ve Allah huzurunda alnını yere hiçbir engel olmaksızın hazır oluşunu ilan ediyordu” değerlendirmesini yapmakta, şapka inkılabının eski düzenin sona ermesi, yeni düzenin kurulması yolunda önemli bir simge olduğunu ifade etmektedir.”3 1.Vatandaş, Cumhuriyetin Tarihi, 152-154 2.. Selek (Yay. Haz.), İsmet İnönü-Hatıralar, 471 3.Levis, 359
Sayfa 233·Kitabı okudu
1000Kitap
Trieste’den alışveriş çılgınlığının doruğa çıkması Tito'nun ölümüne rasgeldi Tito seksen sekiz yaşında öldü, bu olay hummalı birtakım tarımsal faaliyetlerle belleğimize kazındı: Bir bölge halkı kalkıp "Yoldaş Tito için seksen sekiz gül" dikti, başka bir grup da "Yurttaş Tito için seksen sekiz kayın ağacı" falan filan. Çingene fıkrası da buradan çıkmıştır Trieste’den gelen trendeki bir Çingene'ye gümrük memuru sorar: "O çuvallarda ne var?" Çingene cevabı yapıştırır "Yoldaş Tito için seksen sekiz Levis kot.