10/10
·392 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 00:00
On Dakika Otuz Sekiz Saniye, daha ismiyle bile insanın içine tuhaf bir ağırlık bırakan kitaplardan biri. Elif Şafak bu romanda bir insanın son anlarından yola çıkarak koca bir hayatı, hafızayı, acıyı, dostluğu ve toplumun görmezden geldiği insanları anlatıyor. Daha ilk sayfalardan itibaren bunun kolay okunup unutulacak bir kitap olmadığını hissettim. Havva’nın Üç Kızı’nı bitirdikten üç gün sonra yine Elif Şafak’tan On Dakika Otuz Sekiz Saniye’ye başladım. Açıkçası bu kadar kısa arayla aynı yazardan iki kitap okumak biraz riskliydi. Çünkü Havva’nın Üç Kızı bende çok güçlü bir etki bırakmıştı ve hemen ardından okuyacağım kitabın onun gölgesinde kalmasından çekindim. Ama bu kitap bambaşka bir yerden vurdu beni. Romanın merkezinde Tekila Leyla var. Onun hayatı üzerinden sadece bir kadının yaşadıklarını değil, İstanbul’un arka sokaklarını, toplumun dışına itilen insanları, susulan acıları ve insanın hayata tutunma biçimlerini okuyoruz. Elif Şafak’ın en başarılı yaptığı şeylerden biri de bence tam olarak bu; herkesin görmek istemediği hayatları, okurun gözünün önüne getirip kaçmasına izin vermiyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey, Leyla’nın hikayesinin sadece hüzün üzerinden kurulmamış olmasıydı. Evet, çok ağır yerleri var. Kadın olmak, yalnız kalmak, dışlanmak, yargılanmak, ait hissedememek, geçmişin insanın peşini bırakmaması… Bunların hepsi romanın içinde güçlü bir şekilde var. Ama buna rağmen kitap sadece karanlık bir hikaye anlatmıyor. Dostluk, dayanışma, seçilmiş aile ve insanın en dipte bile birbirine tutunabilmesi de en az acılar kadar güçlü işlenmiş. Leyla karakteri bende uzun süre kalacak karakterlerden biri oldu. Onu okurken sadece üzülmedim. Düşündüm, kızdım, içim burkuldu, bazı yerlerde de insanın yaşadığı her şeye rağmen içinde bir parçayı nasıl canlı
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,2bin okunma
8/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2026 101. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:04
Yasemin Kokusu, Ateşten Düğüm serisinin ikinci kitabı olarak ilk kitaptan kalan düğümleri çözmek yerine onları daha da karmaşık hâle getiriyor. Ancak bunu yaparken okuyucuyu yormuyor; aksine her bölümde merakı biraz daha artırarak hikâyenin içine çekmeyi başarıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en güçlü his, Elif ve Baran'ın hikâyesinin aslında yeni yeni başladığı oldu. İlk kitapta yaşananların ardından Elif için hayat hiç kolaylaşmıyor. Aksine, kaybettiklerinin ağırlığı omuzlarında daha da hissedilir hâle geliyor. Babasını, abisini ve hayallerini kaybetmiş bir genç kadının yeniden ayağa kalkma çabasını okumak oldukça etkileyiciydi. Elif'in en değerli emaneti olan bilekliğin peşinden giderken karşılaştığı yalanlar ve hayal kırıklıkları, onun ne kadar yalnız bırakıldığını bir kez daha gösteriyor. Buna rağmen pes etmemesi, eğitim hayaline tutunmaya devam etmesi ve yaşadığı haksızlıklara karşı ses çıkarmaya başlaması karakter gelişimi açısından oldukça başarılıydı. Bu kitapta ilk kitaptaki kırılgan Elif'in yerini daha güçlü, daha inatçı ve gerektiğinde karşısındakilere haddini bildiren bir Elif alıyor. Baran ise bu kitapta beni en çok şaşırtan karakterlerden biri oldu. İlk kitaptaki sert, mesafeli ve duvarlarını kimseye açmayan adamın altında aslında ne kadar karmaşık duygular taşıdığını daha net görüyoruz. O fırtınalı gecede karşılaştığı ve hafızasında sadece sesiyle yasemin kokusunu taşıdığı "peri kızı"nı arayışı oldukça romantik ve etkileyiciydi. Üstelik aradığı kişinin sürekli yanında olması ama bunu fark edememesi hikâyeye ayrı bir heyecan katıyor. Elif'e karşı hislerinin değişmeye başlaması, onu korumaya çalışması ve eğitimine destek olması da Baran'ın karakter gelişimini güçlendiren detaylardı. Kitapta en sevdiğim noktalardan biri Elif ve Baran arasındaki
Ateşten Düğüm 2Ayşen B. · Ulysses Yayınları · 202610 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
7/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 198. kitabı
Ilk kez okuduğum bir yazarla geldim bugün. Adını çok duyardım ama okumak bu zamana kısmet oldu .Ben okuyana kadar kitabın üçüncü cildi çıkmış. Ne kadar hızlıyım Kitabın kapağnda ki kurma bebek gibi duran genç kadın ve onu yukarıdan kontrol eden iplerden, başkalarının yönlendirmesiyle hareket ettiklerinin düşünmüştüm hep ama bu kadar da degil .. Farah Tozlu ..Zengin bir ailenin ,zengin olmaktan hoşlanmayan kızı.Giyimi kuşamı son derece sıradan. Çünkü o zekasıyla !öne çıkmak isteyen bir kız. Gurur Kalender de zengin bir ailenin oglu .Mafyatik tipli bir birey .Leyla Mahlaz la nişanlı.. Bu Tozlu lar ve Kalender ler birbirine düsman iki aile.Gurur un nişanlısının bir depoda cesedinin bulunmasıyla iki aile arasındaki savaş tekrar alevleniyor . Öncesinde Farah kuzeni Seçille Kalender lerin sahibi oldugu Avm ye gittigi bir gün kendisini Tozlu ailesinin hizmetçisi olarak tanıtıyor (tam bir Yeşilçam klişesi ) Gurur nişanlısını öldürenin Tozlu lar oldugunu düşündüğü için o da o aileden bir kız kaçırır. Bu kız Farah tır .İntikam diye başlayan daha aşka dönüşüyor ama ikisininde haberi yok .. Yani Gurur çok da sevmiyormuş Leyla yı diye düşündüm. Öyle olsa hemen başkasına aşık olmazdı . Gurur tam bir bad boy ..Eminim yaş aralığı 20-25 arası kızlar bayılacak bu karaktere .Ama ben no... Oğlum manyak mısın? Asker misin ,polis misin? Suçluların cezasını vermek sana mı kaldı yani .. Wattpad kitabı hiç okumadım ben daha önce. Bu kitap da wattpad sanırım. Karakter bolluğu çok fazla .Kafam karıştı yani çoğu zaman .Farah tatli bir karakter. Gurur da iyi de işte cok sıkıldım bu mafya pozlarından ben ya.. Dark rom diyorlar galiba bu tarza .Bana göre değilmiş pek ,anlamış oldum ..Ama meraktan diger kitapları da okur muyum ?bakicezzz. .. Kitapla kalın dostlar. .. Sarkaç 1 Maral Atmaca
Sarkaç 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20251,067 okunma
8/10
·430 syf.··
2026 31. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:59
Bazı kitaplar okunduktan sonra zihinde fikirler bırakır, bazıları ise insanın içine yerleşir. Bin Muhteşem Güneş benim için ikinci gruba dahil oldu. Kitabı bitirdiğimde aklımda savaşın tarihi ya da Afganistan'ın siyasi geçmişinden ziyade, hayatın en sert koşullarında bile insanı ayakta tutabilen bağlar kaldı. Meryem ve Leyla'nın hikayesi, aynı acının farklı yüzlerini gösterirken dayanışmanın ne kadar dönüştürücü olabileceğini de hissettiriyor. Khaled Hosseini , karakterlerini kahramanlaştırmadan anlatmış. Onları kusurları, korkuları ve kırılganlıklarıyla olduğu gibi bırakmış. Bu yüzden yaşadıkları daha gerçek, daha sarsıcı geliyor. Kitabın bazı bölümlerinde duygunun yoğunluğu zaman zaman okuru yorabilecek kadar yükselse de anlatının samimiyeti bunu kaldırabiliyor. Bin Muhteşem Güneş , benim için insanın umuda yer açmak için gösterdiği dirençle bile yaşayabileceğini düşündüren nadir romanlardan biri oldu. Kader bazen elinden her şeyi alır, geriye kim olduğunu bırakır.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
8/10
·208 syf.··
2026 87. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:28
Bu romanlarda deniz sadece deniz değildir. Açlığın, yoksulluğun, inancın, öfkenin ve hayatta kalma inadının içinde dalgalandığı başka bir şeye dönüşür. Ahmet Büke’nin Deli İbram Divanı kitabını okurken bende en çok bu his kaldı. Ege’nin kıyısında geçen, balıkçıların, yunusların, yoksulluğun ve delilik diye kenara itilen insanların dünyasını anlatan bu roman, kısa olmasına rağmen oldukça dolu bir metin. Ahmet Büke’nin öykücülüğünden gelen güçlü bir anlatı damarı var. Bunu romanda da hissettiriyor. Dil yer yer masalsı, yer yer sert, yer yer de eski bir deniz hikâyesi dinliyormuşsunuz gibi akıyor. Denizcilik terimleri, Ege havası, yunus avı, balıkçılar, dalyanlar, yoksulluk, açlık ve doğayla kurulan o mecburi ilişki romanın atmosferini iyice güçlendiriyor. Okurken zaman zaman Halikarnas Balıkçısı’nı hatırlatan bir hava sezdim; ama Büke’nin dili daha politik, daha sınıfsal ve daha içten bir yerden ilerliyor. Romanın en güçlü taraflarından biri bence “delilik” kavramına yaklaşımı. Deli İbram sadece aklını yitirmiş biri gibi okunmamalı. Bazen toplumun deli dediği kişi, aslında herkesin sustuğu yerde itiraz eden kişidir. Yerleşik düzene, haksızlığa, açlığa, devletin ve güçlülerin dayattığı kurallara karşı kendi bildiği yerden direnen bir karakter var karşımızda. Bu yüzden romandaki delilik bana bir eksiklikten çok, başka türlü bakabilme hâli gibi geldi. Yunus avı meselesi de kitabın vicdan tarafını taşıyor. Halkın kutsal gördüğü, neredeyse masalsı bir anlam yüklediği yunusların devlet teşvikiyle avlanması romanda sadece tarihsel bir bilgi olarak durmuyor; insanın doğayla, inançla ve geçim derdiyle kurduğu çelişkili ilişkiyi de gösteriyor. Açlık bazen insanı kutsal bildiği şeye bile el uzatmak zorunda bırakıyor. Büke’nin romanı en çok burada güçleniyor bence: Kimseyi
1000Kitap
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,855 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 240. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 07:57
Özverinin, kardeşlik duygusunun silinip, kullanmanın, çıkar ilişkilerinin egemen olduğu bir dünyada dostlar olmadan ne yapardık bilemiyorum. Mektuplar insanın bir başka yüzünü açığa çıkararak, edebiyat dünyasına daha sıcak bir tat sunar. Tezer'in taşkın duyarlılığından kaynaklanan yergi ve övgülerindeki coşkuya da bu mektuplarla yaklaşacaksınız. Gerçi Tezer Özlü, okurlarıyla arasındaki uzaklığı, resmiyeti yok edebilmekte, adetâ yeni bir yazar ahlâkı sergilemekte eşsizdi. Gene de onunla karşılaşma şansına erişememiş okurların, yazarın mektuplarıyla onu daha çok sevip kucaklayacaklarına, dünyalarının zenginleşeceğine, dağarcıklarının ağırlaşacağına inanıyorum.
Hayata Dair
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e MektuplarTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20222,679 okunma