Puan vermedi·181 syf.··
2026 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:20
Gökyüzünü bile esirgeyen o dertli gecekondu mahallelerinden birine, Müstesna Leyla’nın ve onunla aynı kaderi paylaşan çocukların dünyasına konuk oldum. İyi ki de olmuşum. Okurken yüreğimin en derin yerinde hissettiğim, beni derinden etkileyen ve kesinlikle çok beğendiğim, çok sevdiğim bir kitap oldu. İki isimli kahramanımız Leyla, daha çocuk yaşta kız olmanın ve yokluğun tüm ağırlığını omuzlarında taşıyan merhametli bir kız. Ailesinin köyden kente göçüyle başlayan bu hikayede, abisine her imkan sunulurken Leyla’ya bir okul önlüğünün bile çok görülmesi içimi sızlattı. Ancak onun bu baskılara ve yoksunluğa rağmen pes etmeyip okuma azmine sarılması hayran olunasıydı. Komşusu Zühre’nin uzattığı dost eli ve bir araya gelen diğer mahalle çocukları, Leyla’nın bu karanlık dünyasındaki en büyük ışığı oluyor. Kitabın bende en çok iz bırakan, adeta kalbimi dağlayan karakteri ise Yaşar oldu. Yaşar, küçük yaşta kardeşinin ölümüne tanık olmuş ve o günden sonra zihni hep beş yaşında takılı kalmış koca bir çocuk. Annesinden gördüğü kötü muameleye rağmen o pencerelerin arkasından Leyla ve arkadaşlarına tutunuyor. Mahalledeki her bir çocuğun, Apo’nun, Mahir’in, Roja’nın hayatı ayrı bir dram barındırıyor. Hepsi o zor şartlarda erken büyümek zorunda kalırken, Yaşar’ın pencereli evinin altında kurdukları o güçlü dostluk bağı insanı hem ağlatıyor hem de umutla gülümsetiyor. Yazarın o kadar derin ve insanı içine çeken bir anlatımı var ki, adeta günümüz dünyasında yanı başımızda yaşanan ama bizim görmezden geldiğimiz hayatlara, halının altına süpürülen acılara bir ayna tutuyor. Karakterlerin psikolojik derinlikleri, yaşadıkları kalp kırıklıkları ve birbirlerine olan bağlılıkları beni o kadar etkiledi ki bu eseri elimden bırakamadım. Eğer siz de yüreğinize dokunacak, geçmişin sızılarını ve her
Mavi Duvar Deli YaşarDeniz Toprakkaya · Armoni Yayıncılık · 202510 okunma
Hayat ile rüya arasında bir sıkışmışlık
10/10
·300 syf.··
2026 35. kitabı
Selahattin Demirtaş, Leylan kitabı sadece bir hikaye anlatmıyor; bizi hayatın, dostluğun, aşkın ve toplumsal acıların kesiştiği o ince çizgide derin bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, edebi bir kurgu olmanın ötesinde, bu toprakların gerçeğine ve insan ruhunun derinliklerine tutulmuş bir ayna gibi. Kendine has, mizahla hüznü harmanlayan duru dili, en ağır konuları bile kalbe dokunan bir hafiflikle işlemesini sağlamış. Hayatın içindeki serapları ve gerçekleri sorgulatan Leylan, bittikten sonra bile zihinde yankılanmaya devam eden, insanı kendi iç dünyasıyla yüzleştiren çok güçlü bir yapıt. Kitabın hem geçmişin acılarını taşıdığını hem de geleceğe dair naif bir umut barındırdığını, zor şartlar altında bile koruduğu o akıcı, samimi ve ironik anlatım dili beni oldukça derinden etkiledi. Ellerine sağlık çok güzel duygularla bir yapıt ortaya çıkarmış.
1000Kitap
LeylanSelahattin Demirtaş · Dipnot Kitabevi · 20237,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:20
Bazı kitaplar bittiğinde sadece kapağı kapanır, hikayesi ise insanın içine bir ömür yerleşir. Bin Muhteşem Güneş, her satırında kalbimi sızlatan ama bir o kadar da umudun gücünü hatırlatan bir başyapıt oldu. Meryem’in sessiz çığlığı, Leyla’nın direnci ve her şeye rağmen gökyüzünde parıldayan o bin muhteşem güneş... Acının ortasında yeşeren sarsılmaz bir kadın dayanışmasının, sevginin ve fedakarlığın öyküsü bu. Bitti ama içimde bıraktığı o derin iz hiç silinmeyecek. Bin Muhteşem Güneş Khaled Hosseini
Alıntı
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
Bin Muhteşem Güneş
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:18
Herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm bir romandı. Elinize aldığınızda sürükleyici hikayesiyle sizi kendine bağlayan bir romandı. Romanda sadece Meryem ve Leylanın kesişen hayatları değil aynı zamanda Afganistanın geçmişi de anlatılmakta. Ancak beni en çok etkileyen şey en çaresiz, en umutsuz anlarda bile insanların yaşama dair hayatta kalma inancı ve mücadelesi oldu. Bazı sayfaları okurken gülümseyeceğiniz, bazılarında ağlayacağınız bazılarında ise öfkeleneceğiniz bir roman. Romanı okurken onu okumuyor hissediyor gibi olacaksınız. Spoiler vermek istemiyorum fakat uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir roman olacak. Hoşçakal Meryem ve Leyla...
1000Kitap
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 9. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:46
Ben mi doğru bir vakitte okumadım,kitap mı edebilikten uzaktı. Kesik kesik duygusuz bir anlatımı vardı. Ki ben yazarın diğer kitaplarını çok severek okumuştum. Selim ve Leyla’nın darbe sonrası yaşadıkları süreç anlatılıyor kitapta. Ama sanki bir gazete yazısı gibi. Atlaya atlaya gidiyor konu zaman kavramı konusunda ne ne kadar sürdü anlayamadım ben. Okunur elbette ama beklentisiz.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,4bin okunma
Kırık Hayatlar Kitabı hakkında inceleme ve yorumum..
9/10
·344 syf.··
2026 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:49
Halid Ziya Uşaklıgil’in Kırık Hayatlar romanını bitirdiğimde içimde gerçekten çok tuhaf, hüzünlü bir ağırlık kaldı. Hani bazı kitaplar vardır ya, bittiğinde kapağını kapatır ve öylece duvara bakarsınız; işte bu roman benim için tam olarak öyle bir deneyim oldu. Kitabı okurken beni en çok çarpan şey, yazarın insan psikolojisini, zaaflarını ve o içsel çelişkileri ne kadar kusursuz işlediği oldu. Hikayenin merkezindeki Doktor Ömer Behiç, aslında hepimizin içindeki o "ideal insanı" temsil ediyor. İşinde başarılı, karısı Vedide ve çocuklarıyla kurduğu o sıcak, korunaklı yuvaya sadık bir adam. Dışarıdan baksanız kusursuz bir hayat. Ama Halid Ziya tam da burada devreye giriyor ve bize insanın ne kadar kırılgan bir iradesi olduğunu gösteriyor. Araya Leyla giriyor... Leyla karakteri romanda sadece bir "yasak aşk" değil bence; lüksün, parıltının, modern ama bir o kadar da yozlaşmış bir hayatın cazibesi. Ömer Behiç’in o sapasağlam görünen iradesinin, Leyla’nın rüzgarıyla nasıl adım adım un ufak olduğunu izlemek hem çok sürükleyiciydi hem de içimi acıttı. Kendime sormadan edemedim: Hangimiz hayatta "ben asla yapmam" dediğimiz zaafların kurbanı olmuyoruz ki? Hele o küçük Neyyir’ in hastalık ve ölüm süreci yok mu... Romanın o kısımlarını resmen göğsüm daralarak okudum. Yazar, Ömer Behiç’in sadakatsizliğinin cezasını sanki evlat acısıyla kesiyor gibiydi. O odadaki sessiz hıçkırıklar, çaresizlik, bir babanın vicdan azabıyla kavrulması o kadar gerçekçi aktarılmış ki, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın o günümüz Türkçesine uyarlanmış akıcı dili sayesinde karakterlerin acısını birebir kendi içimde hissettim. Romanın adı boşuna Kırık Hayatlar değilmiş. Kitabın sonunda anlıyorsunuz ki bazı hatalar geri alınsa, aileler yeniden bir araya gelse bile hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Duygu ve Düşünce
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,558 okunma