8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 03:40
Kitap gerçekten çok güzeldi. Ah Leylam onca yaşanmışlıklarına rağmen nasıl bu kadar iyi niyetli olabiliyorsun bilmiyorum ama çok güzel dostluklar yapmışsın.
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,1bin okunma
10/10
·430 syf.··
2025 19. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2025 20:10
Roman, Afganistan’ın son 30-40 yılda yaşadığı savaş, Taliban rejimi ve toplumsal değişimlerin kadınlar üzerindeki etkisini anlatıyor. Hikâye, iki ana karakter etrafında gelişir: Mariam ve Leyla. Mariam, evlilik dışı doğmuş, toplum tarafından dışlanmış bir kızdır. 15 yaşına geldiğinde, annesini kaybeder ve zengin babası tarafından Kabil’de yaşayan Raşit adında yaşlı bir adama zorla evlendirilir. Raşit baskıcı, kaba ve zalim biridir. Yıllar sonra, Leyla adında genç, güzel ve eğitimli bir kız komşu olur. Sovyet işgali, iç savaş ve bombardımanlar sonucunda ailesini kaybeden Leyla, başka çaresi kalmayınca Raşit’le evlenir. Bu durumda Mariam ve Leyla aynı evde iki eş olarak yaşamaya başlar. Başlangıçta aralarında kıskançlık ve öfke vardır ama zamanla birbirlerine kardeş gibi bağlanırlar. Dayanışmaları, zorluklarla başa çıkmalarını sağlar. Raşit’in şiddetine ve Taliban rejiminin baskılarına birlikte göğüs gererler. Sonunda Mariam, Leyla ve çocuklarını kurtarmak için büyük bir fedakârlık yapar. Nasıl başlasam bilemiyorum kitabı az önce bitirdim ve beni mahvetti.O kadar üzgünüm ki kitap önce normal bir hikaye gibi başladı.Meryem’in annesiyle yaşaması babasının ziyarete gelmesi filan ama sonra olaylar öyle bir hal aldı ki.Hayretler içerisinde çevirdim sayfaları.Başta Sovyetler sonra Afganistan’ın iç karışıklarla olan mücadelesi içinde buluyoruz kendimizi ve o savaş duygusunu o kadar hissettim ki.Meryem kitapta hep harami olarak geçsede bence asla öyle değil.O kadar büyük fedakarlıklar yapıp öyle acılara katlanıyor ki merhamet etmemek,duygulanmamak elde değil.Özellikle Meryem’in sonu beni o kadar çok etkiledi o kadar çok üzdü ki ifade edemiyorum.Raşit’e olan kinim apayrı zaten o kadar kinliyim ki ona gerçekten çok rezil bir insan giderken bile ağır hasarlar bıraktı.Ama en
1000Kitap
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yarım bıraktığım kitaba geri dönüş...
7/10
·528 syf.··
2025 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2025 18:32
Yarım bıraktığım kitaba nasıl mı döndüm? Kardeşim her Allahın günü Gökçen, Gökçen diye diye kafamı yedikten sonra... Seri hakkında o kadar çok şey bilerek başlıyorum ki. 1.kitabı gayet keyfim yerinde bitirdim diyebilirim, güzeldi, eğlenceliydi, duygu yüklüydü, sevgi kavramı çok değerli hissettiriyordu, Timur demişken, bok gibi aşk kokuyordu. Kitap 528 safya, giriş ve 15 bölümden ibaret, bölümler 30-40 sayfa aralığında, akıcılığı benim için normaldi. Ben flasback'leri sevmeyi Loresimadan öğrendim, hele ki, Pamuk ve Kepçükün flashback'leri o kadar güldürüyor, içimi ısıtıyordu ki, ikisini de mıncırmak istiyordum. Flashback'leri sevmemin en büyük nedenleri Ali ve Yusufu tanımamız, komik sahneler olsa bile, hepsinde istemsiz şekilde duygulanıyordum. Konu itibariyle askeri kurgu, askeri aksiyon sahneleri de izliyoruz, ancak çok da değil, en azından 1.kitapta böyle oldu. Okuduğum bazı sahnelerde Bülbül Kapanı serisinden ipucuları gördüm ve Timurun Ahusunu, Ahunun Timurunu özlediğimi anladım... Kitapta sevemediğim ve yarım bırakmama da sebep olan mesele karakterin iç sesini dozundan çok-çok daha fazla okumamız. Hele ki bu karakter Gökçense. Çünki iç sesi asla durmuyor, bir yerden sonra şahsen beni baydı, sıktı. Hatta bazı yerlerde Gökçenin iç seslerini es geçtim. Bazı okurlar için bu sahneler kitaba renk katmış olabilir, çok daha eölenceli yapmış olabilir. Benim gibi okurlar içinse böyle sahneler bir yerden sonra abartı geliyor ve bir zaman sonra bayıyor. İç ses olayı benim okuma hızıma etki etti şahsen ve bu etki kötü anlamda. Karakterlere gelirsek: 1. Gökçen- eğlenceli, kendi kendine kuran, yaramaz, çocuk ruhlu güzel bir kadın, Kepçüğün Pamuğu gibi. Sevmediğim tarafları çok oldu, sevdiğim tarafları da. O yüzden Gökçene karşı nötürüm. Diğer kitaplarda gelişimi güzel
GökçenLoresima · Ephesus Yayınları · 20237,6bin okunma
Leylim Leylim
Puan vermedi·207 syf.··
2024 15. kitabı
aşkla başlayıp dostlukla biten sevgi ziyan olmamışsa bile kursakta kalmış bir lokma ekmek, gönülde bir parça burukluğa bürünmüştür. leyla zalım leyla benim sana yazdığım dört mektubun üzerine bir mektubun elime ulaştı o korkunç ve belalı mektubuna 4-1 mağlup oldum... Şiir ve birer edebi söz cümleleri olan Ahmed arifin mektupları insanın aşka yüklediği anlamı sorgulamaya sevk ediyor, aşkın tarifi niteliğinde olan bu mektuplar Leyla erbili kıskanmaya Ahmed arifi de özenmeye mecbur ediyor. hangi kız istemez ki ahmed arifin aşkını hangi kulak hangi kalp sağır olabilir bu aşktan taşan sözlere; "Leylam, merhametsiz ömrüm, suskun, uzanmış seni yaşıyorum." "kendine iyi bak bir daha hiç bir ana doğurmaz seni"
Şiir
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2024 70. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2024 16:25
Her mektubun girişinde "Leylim," "Sevgili canım," "Aziz Leylam" gibi eşsiz olan bu ifadeler, yüreğinin ta derinliklerinden taştığı öyle güzel yansımış ki sayfalara. Ve Leyla'sının gözlerinden öperek bitirdi bütün mektuplarını. Kul oldu Leyla'sına köle oldu ama yâr olamadı.
Edebiyat & Roman
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
sen benim leylam değilsin
Puan vermedi·52 syf.··
2024 12. kitabı
insanın ruh dünyası karmaşık. günümüzüm gittikçe kalabalıklaşan dünyasında hepimiz insanlarla dolu, yalnız mahluklara dönüyoruz. tutup sağ elimizle ödünç aldığımız tahta bavulu, hiçbir yere ait olamadığımızın bilincinde, her an el ayak öpmeye hazır, başımız eğik, omuzlarımız düşük, tuhaf bir eziklikle karşılıyoruz dünyayı. tam da bundan ötürü hepimizin bir tutkusu olmalı hayatta. bağlanacaksın ki, baş kaldırabileceksin hayata. parmağınla işaret edeceksin orayı ve diyeceksin “bir gün varacağım oraya” ister okyanuslar girsin araya ister yaşlı bir profesör ve çocukları. hep en büyük korkum okyanusu aşınca aradığımın beni tatmin etmeyeceği yönünde oldu. çünkü -bilirsiniz- genelde süreç sonuçtan daha ilgi çekicidir. baş karakterimiz de, benim aksime, emindi okyanusu aştığında derenin onu boğmayacağından. * kitabın ana kahramanı daha iyisi için mücadele, çok mücadele etmiş bir doktor. oldu olası maddi durumu yüzünden ezik görmüş kendini, insanlar da ona bunu hissettirmiş. nihayetinde hedeflediği saygınlığa ulaştığında -asistanlığını yaptığı profesörden meksika’da iki yıllık iyi bir iş teklifi aldığı zamana - insan olduğunu kabullenir, duygularını -bilhassa profesörün eşine olanları-, ne isteyip, neyi hak ettiğini. .. şanslı, profesörün pek duvarlı eşi; doktor, profesörün kocaman evine adım attığında tüm naifliğiyle baş karakterimizi karşılayan, onun eskiye dönmeyeceğini hissettiren kadın, boş çıkmaz. aynı evde geçirecekleri son günlerde gizli gizli aşk yaşamaya başlarlar. ve sözleşirler; iki sene sonra, doktor yeniden almanya’ya döndüğünde artık gizlemeden aşklarını yaşayacaklarına dair. iki sene boyunca, almanya’ya dönüş vakti gelene dek, hep mektuplaşırlar. kader ya, savaş çıkar, geçişler yasaklanır, doktor dönemez. yedi sene. tam yedi sene ayrı kalırlar. profesör
1K
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,6bin okunma