Gene de ufak tefek üstünlüklerim vardır... Çoğu kadınlardan daha fazla kitap okurum... Birçok güzel şiiri ezbere bilirim... Çiçek yetiştirmesini bilirim... İyi giyinirim... Bir de sizi severim, evet beyefendi, siz belki de inanmazsınız, ama çok severim sizi.
Çok, pek çok şeyler, harpler, yangınlar, her cins ölüm, korkunç ve şifasız ızdıraplar; hepsini görmüştü. Daha çocuk denecek kadar genç bir yasta çıplak ve sefil bir evde bütün bir kış gecesini bir ölüyle baş başa geçirmisti.
Fakat simdi, gördüklerinin ve isittiklerinin hiçbiri ona, demin saadetine imrendiği bu adamın mahkûm olduğu ızdırap kadar zalim ve acı gelmiyordu. Hiçbir sefalet, hiçbir hastalık, hiçbir işkence; sevdiği kadını her an yeni baştan kendi arzusunun ateşiyle ve ilk kımıldanışta bir yığın kül olmak için, yaratmaya mecbur olan bu zavallının azabıyla kıyas edilemezdi.
Bu deli eden uğultu nerden geliyor
Kim kırdı bu aynaları
Toplayın yüzümüzü görelim
Çirkin değiliz artık
Bir kapı açıldı önümüzde ölümsüzlüğe
Güzeliz
Sabahlar bizimle dolu
Işık diyordun al işte
Kör kuyulara kadar ışıdı yeryüzü
Renk diyordun işte bak
Buram buram mavi
Çarşılar dolusu kırmızı
Süt beyazından geceler
Sarı güneşler ortasınsa turuncu bir gün-Yitirilmiş saadetlerin bahçesinde mor çiçekler