Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya,- ruhumuzda yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiri ile kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu.
Bu dünyada hayatta kalmanın tek yolu hayallerimizi, asla gerçekleştirmeden canlı tutmaktır çünkü hayalin gerçekleşmiş hali hiçbir zaman kafamızda canlandırdığımız kadar iyi olmaz.