"Bak orada şarap var, bana ondan biraz versene!, diyor. Sonra içerken, Sen de içsene! Bu bana çok, yarısını sana vereyim! Sen çabuk sarhoş olur musun? Bu akşam olsana! Beraber içelim...diye ekliyor."
Nâzım yalnızdır Bursa damında. Nâzım yılgındır, yorgundur. O ara umulmadık bir şey olur. Nâzım'ın affedilmesi gerektiğine dair yazılar çıkmaya başlar gazetelerde. Yurtiçi ve yurtdışında aydınlar imza kampanyaları yapmaya başlar. Bu arada Münevver ona duygusal bir mektup yollar. Nâzım çok etkilenir mektuptan, yıllardır görmediği dayıkızının gösterdiği ilgiden duygulanır, hemen özlem dolu bir cevap verir. Bir süre sonra da Münevver hapise ziyarete gelir Nâzım'ı. Nâzım çok etkilenir Münevver'den. Münevver gençtir, Münevver yorgun değildir, Münevver tükenmemiştir.
"Hoş geldin, kadınım benim, hoş geldin.
Yorulmuşsundur,
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
Ne gül suyum, ne gümüş leğenim var."
Nâzım ilk başlarda Münevver'in cezaevi ziyaretlerini Piraye'den saklamaz. Dayıkızıdır Münevver ne de olsa. Ama bir süre sonra işler değişir, Nâzım deli gibi âşık olur Münevver'e. Piraye'nin duygularını açığa vurmaktaki utangaçlığı, mektupları başkaları da okuyor diye yazarken kullandığı ketum dil, Bursa'ya sık sık gidememesi de etkiler Nâzım'ı. Oysa Münevver öyle midir ya? Ulu orta sevgi gösterileri yapabilir Münevver, ona olan âlâkasını ulu orta her fırsatta gösterebilir, çekinmeden yazar her istediğini...