Ben, zavallı defterciğim, yine seni kitaplarıının altından bulup çıkarıyorum. Altı aydır boş duruyordum. İhtimal yine sana tevdi edilecek mühim vakalar hudûs edecek. Bir “su-i tefehhüm” korkusuyla kimseye, en genç fikirli, en yeni kafa bir arkadaşa söylenemeyecek şeyleri senin bî-taraf ve taassuptan âri, pak ve beyaz sahifelerine yazabilir ve müteselli olurum. Yüzlerce sahifelerin doldu. En kanlı ve feci sahneleri sana yazdım. Müteessir olmak için seni okudum. Yaşadıkça benim refikim olacaksın. Öldükten sonra bir mutaassıbın, bir vatandaşın eline geçersen tahkir etmek için, tekfir etmek için beni bulamayacak belki seni parça parça edecektir!..
Ömer Seyfettin’in İrtica Haberi adlı hikayesinden.
(Bütün Hikayeleri sf. 196-197 & Genç Kalemler Dergisi sf. 200)
Şair Akif, Türkiye ricalinden de yegane yegan bahsederek, Atatürk hakkında demişdir ki (Rauf bey Türkiyeye avdet eylemiş. Fakat kabil değil bir mevki ihraz edemez. Zira Gazi paşa, Rauf beyi çekemez. Çünki Gazi paşa defa'atla hayatını, şerefini ve mevkiini Rauf beye medyundur. Topal Osman vak'asında (Ali Şükrü Bey'in öldürülmesi), Sivas Kongresi zamanlarında kaç kere Rauf bey Gaziyi kurtarmıştır. İşte bu minnettarlık makûs bir netice vermiş ve iyilik yapacak yerde Rauf beyi mahva çalışmıştır."
Sayfa 66 - Duruş Yayınları, 2. Baskı, Mart 2025·Kitabı okudu
(...) 28 Ağustos 1935 tarihli ‘117’ kodlu istihbarat raporunda, Mehmed Akif’in Türkiye'de hayata geçirilen devrimlerle ilgili görüşlerine şu ifadelerle yer veriliyordu:
“Bir zamandan beri Mısır'da ihtiyar-ı ikamet eyleyen (oturmayı seçen) İslâm şairi unvanı ile maruf Safahatçı Şair Akif, üç haftadır Antakya ve civarında dolaşmaktadır. Şair Akif, Antakya'da hep eşraf ile düşüp kalkmaktadır. Antakya eşrafının hemen hepsi ya Arap millicisi veya Fransız uşağıdır. Şair Akif, bu ictimalarda (toplantılarda) ulu orta hilâfetten, hilâfetin lüzum-u şer’i ve akli ve siyasisinden (akli, şer’i ve siyasi açıdan gerekliliğinden) bahsetmektedir… Şapka ve Türkçe Ezan hakkında birçok kimseler Şair Akif’ten reyini (görüşünü) sormuş, o da, “Şapka giymek, doğrudan doğruya Avrupalıya benzemek maksadı ile yapıldığı için tamamen küfürdür. Türkçe Ezan ise kat’iyyen mekruhtur. [Türkçe] namaz caiz değildir. Lâtin hurufatı (harfleri) ise, Kur'an-ı Kerim’i tağyir eylediği (değiştirdiği) cihetle şer’an mekruhtur. Aynı zamanda Türk Müslümanlarla Arap Müslümanı bir birinden ayıran bu üç bidat… haram, mezmum (kötü, ayıp)’… cevabını vermiştir.”
Sayfa 45 - Duruş Yayınları, 2. Baskı, Mart 2025·Kitabı okudu