MEÇHÛLLER ÂLEMİ ÜZERİNDE DERİNLEŞMEK...
(...) Eski Yunan felsefesini henüz ana rahmine düşmüş bir nutfe farzedersek, Heraklit onun rüşeym safhasından cenin safhasına geçmesinin ilk işareti addedilebilir. Herhâlde İranlı Zerdüşt veya Hindli Buddha, İyonya’daki fikir kıvranışlarını görecek olsalardı, böyle teşhis ederlerdi… Heraklit, Yunan felsefesini, ilk defa “mitos-masal ve teşbih” unsurlarından arındıran ve yine ilk defa ona “logos-akıl ve tecrid” kavramlarını kazandıran kimsedir… Batılı filozoflar Hegel ve Marx, onu “diyalektiğin babası, küllî değişimin kâşifi” diyerek yere göğe sığdıramayacaklardır… Hâlbuki Heraklit, Zerdüşt ve Buddha’ya göre, henüz çocuk bile değil, sadece “cenin”dir. “Polemos-savaş her şeyin babasıdır” derken de, “Pyr-ateş her şeyin aslı ve ana kucağıdır” derken de, yeni bir şey söylememiş, Zerdüşt’ten tevatüren işittiğini tekrar etmiştir… Nitekim Heraklit’in ardından, Yunan dünyasında büyük bir “değişim” olur. Eşyanın babası olan “savaş”, Fars orduları kılığında gelir ve İyonya topraklarını, eşyanın anası olan “ateş”e teslim eder. Yunanlılar’dan kaçabilenler, bu “ateş”ten kurtulmak için can havliyle Yunan yarımadasına, hattâ daha ileri, Sicilya ve İtalya’ya doğru kaçarlar. Şimdilik anasının karnından dışarı çıkamayan felsefe de onlarla birlikte… Güney İtalya’ya ulaşan kafileler arasından yeni bir filozof örneği baş gösterir: Parmenides… Bütün bu kargaşanın sorumlusu olarak Heraklit’i görürcesine, onun felsefesini yerden yere vurur… “Aslolan oluş ve değişme değil, varlıktır” der; oluşa ve değişime uğramayan, her oluş ve değişimin içinde kendisi kalan varlığı över… Bu, eski Yunan felsefesinin, kendisiyle ilk büyük kavgasıdır… **“Var olan vardır ve yok olan yoktur. Değişme, var olma ve yok olma, duyularımızın hokkabazlığından, aldatmasından ibarettir; akıl ise böyle bir
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998 Feyyaz Aksakal imzasıyla), ESKİ YUNANDA FELSEFE -II-.
Akademya Yazıları
Kitap
Ruh, yazının icadından beri ölümsüz. Kaya homurdanır,mermer gülümser, konuşan yalnız kitap.Logos Spermaticos, diyor bir yazar: Gebe bırakan söz. Kimi?
Sayfa 263 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eros yaralar, Azrail öldürür, amenna.
Sayfa 95·Kitabı okuyor
İLİM BİR NOKTAYDI, ONU CAHİLLER ÇOĞALTTI!
... Hazret-i Ali (KV) böyle buyuruyor… Eski Mısırlılar’ın bir inancı da bu noktadaydı; onlar da ilmi icad edenin şeytan (daimon) olduğunu söylüyorlardı. Fakat eski Yunanlılar’da bu anlayışı görmüyoruz. Bilâkis, ilim ve din arasında, “bilme” ve “inanma” arasında ilk büyük ayrımı ve çatışmayı görüyoruz. Ve (logos) ile (mitos)un bu sonu gelmez kavgasının eski Yunan medeniyetini parçalayarak nihayet yıktığını biliyoruz...
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997, Remzi Vatansever imzasıyla ), "Yağmurcu" Çerçevesinde İlmin Dine Tasallutunun Hikâyesi.
Akademya Yazıları
MİTOS'U LOGOS'TAN AYIRAN SOFİSTLER...
(...) “Nazımdan nesire geçişe hizmet eden ilk nesil, yazıyı kutsal bir sır olmaktan çıkararak, ona "demokratik" ve "lâik" karakterini veren ilk devirde ortaya çıktı!” Bu devrin eski Yunanlılar’a âid bir devir olup olmadığını ve bu neslin eski Yunanlı bir nesil olup olmadığını bilmiyoruz. Lâkin mitos’tan logos’a geçen, “şiir”den “mantık”ı süzen eski Yunan medeniyetinin, kelâmı “kutsal kelâm” niteliğinden çıkarıcı ve “alelâde söz” derekesine indirici böyle bir inkılâba yakıştırılmasını gayet iyi anlıyoruz. İlk Yunan filozoflarının, eserlerini “cümle” usûlüyle değil, tıpkı destan şairleri gibi “mısrâ” usûlüyle kaleme aldıklarını görüyoruz; demek ki henüz felsefe, efsaneden büsbütün ayrılmamıştı. Oysa Yunan medeniyetinin ileri safhalarında, yukarıda tasvirine çalıştığımız “inkılâb”a bağlı olarak bu ayrılma kesinlikle sağlandı. Tarihçiler, mitos’u logos’tan bütünüyle koparan söz konusu inkılâbın sorumlusu olarak, öncelikle sofistleri ve onun ardından “tarih” ilminin kurucusu kabul edilen Herodot’u gösterirler. Şu hâlde kelâmı kutsal şiiriyetinden ayırıp, avamî ve bayağı kılanlar, bunlar olmuştur!
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997), Eski Yunan Medeniyeti -II-, Nesir ve Mantık. (NOT: 22 Kasım 1996 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen “Yunanlılar” isimli konferans metnidir…)
Akademya Yazıları
Sonra Nemesis'i doğurdu belalı Gece Sonra İhanet'i, Kara Sevda'yı doğurdu, Çekilmez İhtiyarlık'ı ve azgın yürekli Kavga'yı. Bu şirret Kavga Tanrıçası Eris de Birçok tanrı doğurdu sonradan: Cefa çektiren Ponos, belleği uyuşturan Lethe, Açlığın kaynağı Limos, gözyaşı döktüren Algos, İnsanları savaştıran, boğuşturan Hysmine, Makhe, Phonos, Androktasia, Çekişmeleri, didişmeleri, yalanları kışkırtan Neikos, Logos, Amphillogia, Düzenleri bozduran, yıkımlara yol açan Birbirinden ayrılmayan Dysnomie ve Ate. Sonra bile bile yemin bozan ölümlüler için Belaların en büyüğü olan Ant Tanrısı Horkos'u.
Alıntı