"Guguk kuşunun bağırtısı da anlam doluydu. Yeni mevsimde onun sesini ilk duyan, cebindeki bütün bozuk paraları sallamalı, sonra oturup parasını saymalıydı. Bütün mevsim boyunca, hiç olmazsa aynı para elinde kalacaktı. Hırsızlar da, guguk kuşunun sesini ilk duydukları ana dikkat etmeliydiler. Eğer ağaçlar yapraksızken duymuşlarsa, bütün kötü niyetli hırsızlıkları boşa gidecekti."
M.Ö. 234 yılında doğup 89 yaşında ölen Caton, herhangi bir iş için kendinden fikir soranlara o iş hakkındaki düşüncesini söyledikten sonra birden heyecanlanır ve: "Cependant, je pens qu'il faut detruir Carthage" (Bununla beraber ben Kartaca'nın yıkılması fikrindeyim) diye haykırırdı.
Birkaç kere ölüme mahkum olan Cahiz çok yaşamış bir adamdı, öldüğü vakit doksan yaşını aşmıştı. O, bir yüzyıla yaklaşan bu uzun ömür içinde aşk zevkini tatmadı, tadamadı. Çünkü çok çirkindi. Bu yüzden sayısız fıkralara konu olmuştu, işte onlardan bir örnek:
Cahiz'in her gün oturduğu dükkana bir kadın dadanır, hayli güzel olan bu Havva çocuğu belirli zamanlarda gelir, bir gözü örtülü olduğu halde açıkgözü ile belki on
dakika Cahiz'in yüzüne bakar ve sonra dönermiş. Bütün ömründe tek bir kadın tarafından yüzüne bakıldığını görmeyen Cahiz, sekiz on gün süren bu ziyaretten hayrete düşer ve bir gün kadına sorar:
"Bana gönül mü verdiniz çocuğum? Nedir bu ziyaretler, bu uzun bakışlar?"
Kadın şu cevabı verir:
"Kuruntuya kapılma ihtiyar. Her gün buraya gelip bakışımın sebebi pek başkadır. Şu açık tuttuğum gözüm yok mu, işte onunla ben bir gün günah işledim, bir güzele baktım, erime ihanet ettim. Şimdi sana bakmakla onu cezalandırıyorum!"
"Bu kıyıda Iol adında bir kent vardı, burası Ptolemaios'un babası Juba tarafindan yeniden inşa edilmis Ve adı Cæsarea olarak değistirilmiştir. Bir limanı ve önünde küçük bir adası vardir. Cæsarca ile Tretum arasında Salda adında büyük bir liman.."
Zeynep Hanım ile Kâmil Bey'in aşkının dillere destan olduğunu yazdık ama, asıl dillerden düşmeyen aşkı anlatmadık: Graham Bell, mucidi olduğu ilk telefon hattını sevgilisinin evine çeker. Zaten muhteremin derdi keşif yaparak tarihe geçmek değil, sevgilisinin sesini duymaktır!.. Her telefon açışta sevgilisinin adını söylemek zordur. Çünkü oldukça uzun bir adı vardır kadının: "Alessandra Lolita Oswaldo..."
Graham Bell zamanla, kadının adının ilk hecelerini söylemeye başlar: "Ale Lol Os..."
Ve bu söylem bir süre sonra daha da kısalır: "Alo..."