Özgür Rosto, okulumuzun kütüphanesine gelen hediye kitaplardan biriydi. Dikkatimi çektiği için bir süre önce okumaya karar vermiştim. (Her zaman olduğu gibi içimden geldiği şekilde tazecik bir inceleme yazmayı istiyorum.) Öncelikle kitabın kahraman bakış açısıyla yazılması ve keyifli, akıcı bir anlatıma sahip olması çok güzeldi. İçerisinde farklı birçok konunun olması da ayrıca dikkatimi çekti ve kitabın başkahramanı; dili kullanırken kendi akranlarına kullandığı deyimlerin, kavramların açıklamalarını yapıyor. Söz varlığı açısından da besleyici bir içeriği var, diyebiliriz. Yani kitabı elinize aldığınızda hemencecik kapatıp kenara koyamıyorsunuz ama sayfalar ilerledikçe bunun bir çocuk kitabı olduğunu unutmayan yanımla okuduğumda beni rahatsız eden bazı detaylara rastladım. Şöyle ki: s.68’de babası, kızıyla güzellik algısı hakkında konuşurken “Seda’yı düşün, epey kiloludur ama hayatta tanıdığım en zarif ve alımlı kadınlardan biri odur.” Baba-kız (7) sohbetinde bir babanın “alımlı” ifadesini, bir arkadaşı hakkında bu yaştaki bir çocuğuna bahsetmesi beni okurken düşündürdü. Bir başka durum ise akrabalık ilişkilerinin ve isimlerinin çok karmaşık verilmesi belki de bana çok karmaşık geldi, bilemiyorum. İki tane Kadriye ve Orhan var, Kaş Kadriye-Kaş Orhan ve Kaşlı olmayan diye ayrılmış. Günlük hayatta da elbette aynı isimde birden fazla tanıdığımız var ama bu durum; kitapta daha anlaşılır verilebilirdi, diye düşünüyorum. Esin, Serdar, oyuncu olan ahbaplar, yazarlar, Mehdi Dede, Tonton, Naynay Dede, Tati, Lolo, Mine ve daha nicesi… Bu kişiler ve diğerleri de olaylarda adı geçen ama çok da diyaloglarda olmayan kişiler olduğu için ben de kısa sürede okumama rağmen olayları okurken bazı kısımlarda karakterleri hatırlamakta güçlük çektim. Bir başka mevzu ile izahıma devam