İnsanlar her yanı ölçüp saymayı severler, anladım da, yaşamın yitip giden her bir saniyesine sihirbaz titizliğiyle eşlik eden bu sayacı bağırlarında nasıl taşıyabilirler?
O sevda -ki bir insanın yalnız gönlüne değil, aklına, fikrine, iradesine kısacası bütün heveslerine, manevi kuvvetlerine hakimdir- daime şüphe ve kuruntular içinde bulunmaktan zevk duyduğu için kulakları ve gözleri her duyduğu, her gördüğü şeyi onun karakterine göre duyup görmeye, akıl her hükmünü onun arzusuna göre vermeye mecburdur.
“Hocaya hürmet etmeyen zelil olur” sözü, tahsil ve terbiyenin en ürkütücü maddesidir. Bence bu madde herhangi bir diyarda uygulanamazsa orada ilerleme fikri uyanamaz.
Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki, onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen göz yaşlarından daha yürek sızlatıcıdır.