Herkese selam..
Bugün çok beğenerek okuduğum bir kitabı sizinle paylaşmaya geldim. Daha önce birçok kitabıyla dikkatimi çeken, sürekli kitaplarını okumak isteyip kendimi hazır hissetmediğim bir yazardı Ahmet Ümit. Yazarın daha önce hiç kitabını okumadığım için okuduğum kitabını beğenmeyip yazardan soğuma ihtimalinden korktum hep. Kendimi biliyorum, bir yazardan soğursam geriye dönüp kitabını okumakta gerçekten zorlanıyorum. Bu yüzden yazarın birçok kitabını inceleyip en çok ilgimi çekenini okumaya karar verdim. Tahmin edersiniz ki o da Kırlangıç Çığlığı oldu.
Kitap gerçekten çok güzel ve gerçekçiydi. Sandığımın aksine çok akıcı ve anlaşılır bir dili vardı kitabın. O yüzden okuması çok zevkliydi.
Kitabın konusuna gelelim yavaş yavaş:)
Kitap 2012 yılında 12 cinayet işleyip ortadan kaybolan seri katil 'Körebe'nin tekrardan ortaya çıkmasını anlatıyor. Körebe sıradan bir seri katil değildir. Körebe'nin öldürdüğü kişiler daha önce birçok kez çocuk tacizinden tutuklanan insanlardır. Birçok kişi kendince Körebe'yi takdir etse bile şunu hatırlamalıyız. Bir insanı öldürme yetkisi insana verilmemiştir. Öldürmek çare değildir. Elbette çocuk tacizcilerinin hapse atılıp bir süre sonra çıkmaları ve ellerini kollarını sallayarak eskisi gibi tekrar çocukları taciz etmeleri canımızı yaksa da bunun yöntemi öldürmek değildir, olmamalıdır..
Yazarımızın böylesine derin bir konuyu çok ince bir şekilde ele alması benim çok hoşuma gitti. Hem polisiye okumak isteyip hem de böylesine hayatın gerçeklerini anlatan bir roman okumak istiyorsanız bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
"Eskiden de berbat bir yerdi dünya, eskiden de rezildi insanlar, şimdi de öyle. Belki daha da fena."
Umarım beğenirsiniz..
Keyifli okumalar..
Herkese selam..
Bugün çok beğenerek okuduğum bir kitabı sizinle paylaşmaya geldim. Daha önce birçok kitabıyla dikkatimi çeken, sürekli kitaplarını okumak isteyip kendimi hazır hissetmediğim bir yazardı Ahmet Ümit. Yazarın daha önce hiç kitabını okumadığım için okuduğum kitabını beğenmeyip yazardan soğuma ihtimalinden korktum hep. Kendimi biliyorum, bir yazardan soğursam geriye dönüp kitabını okumakta gerçekten zorlanıyorum. Bu yüzden yazarın birçok kitabını inceleyip en çok ilgimi çekenini okumaya karar verdim. Tahmin edersiniz ki o da Kırlangıç Çığlığı oldu.
Kitap gerçekten çok güzel ve gerçekçiydi. Sandığımın aksine çok akıcı ve anlaşılır bir dili vardı kitabın. O yüzden okuması çok zevkliydi.
Kitabın konusuna gelelim yavaş yavaş:)
Kitap 2012 yılında 12 cinayet işleyip ortadan kaybolan seri katil 'Körebe'nin tekrardan ortaya çıkmasını anlatıyor. Körebe sıradan bir seri katil değildir. Körebe'nin öldürdüğü kişiler daha önce birçok kez çocuk tacizinden tutuklanan insanlardır. Birçok kişi kendince Körebe'yi takdir etse bile şunu hatırlamalıyız. Bir insanı öldürme yetkisi insana verilmemiştir. Öldürmek çare değildir. Elbette çocuk tacizcilerinin hapse atılıp bir süre sonra çıkmaları ve ellerini kollarını sallayarak eskisi gibi tekrar çocukları taciz etmeleri canımızı yaksa da bunun yöntemi öldürmek değildir, olmamalıdır..
Yazarımızın böylesine derin bir konuyu çok ince bir şekilde ele alması benim çok hoşuma gitti. Hem polisiye okumak isteyip hem de böylesine hayatın gerçeklerini anlatan bir roman okumak istiyorsanız bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
"Eskiden de berbat bir yerdi dünya, eskiden de rezildi insanlar, şimdi de öyle. Belki daha da fena."
Umarım beğenirsiniz..
Keyifli okumalar..
İskender Pala’nın kalemine hayranım ve her kitabıyla bu hayranlığım artıyor.
Bu kısımda içerikten ufacık bir bilgi vereceğim: Kitabın giriş kısmında yazan bilgiye göre İskender Pala bir müzayedede Osmanlıca bir kitap alıyor: “Yek Cinayet Şast u Şeş Sual” yani “66 Soruda Cinayet” ve ifadesine göre bu kitabı Osmanlıca’dan günümüz Türkçesine çevirerek (Maalesef kendi öööz be öz dilimizi anlayamadığımız için) bizlere Katre-i Matem’i sunuyor.
Başlarda kitabı okumak sizin için zor olabilir. Konudan konuya, olaydan olaya atlamalar o kadar fazla ki “Kim kimdi, neler oluyor?” diye şaşırabilirsiniz. Ama bir süre sonra öyle bir alışıyorsunuz ki kitaba 1-2 gün ara verseniz bile olaylar en ince ayrıntısına kadar aklınızda kalıyor ve böylelikle akışta kopukluk olmuyor. Yani tavsiyem sabredip okumaya devam etmeniz…
Kitabın dili o kadar güzel ki. Sanki olayın geçtiği dönemdeymişim gibi hissettim. Gayet zarif bir üslup ve akıcılık mevcut.
Konusuna bakacak olursak bize her türden konuyu içinde barındırarak ayrı bir okuma zevki veriyor. Tarih, aşk, polisiye, gizem, gerilim… Hepsi o kadar ayarında ve bir o kadarda ince ayrıntısına kadar işlenmiş bir kitap ki... anlatamam, okumanız lazım :)
Beni asıl meraklandıran bu kitaptakilerin gerçek olup olmadığı. Sağolsun yazarımız da tam net bir şey söylemiyor. Daha doğrusu söyleyemiyor…
Kitabın en sevmediğim yanı ise bitmesiydi ve kitap benim için yarım kaldı böyle bir son beklemiyordum. Gerçekten 3-4 seride anlatılacak olaylar 460 sayfa içine sığdı. Ne bir taşma var ne de bir eksik kalan bir şey.
Bu kitap, tavsiye edeceğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Okuyacak olanlara çok bekletmeden kitabın satırları arasına kendilerini bırakmalarını tavsiye ederim.
Keyifli okumalaar ;)
İskender Pala’nın kalemine hayranım ve her kitabıyla bu hayranlığım artıyor.
Bu kısımda içerikten ufacık bir bilgi vereceğim: Kitabın giriş kısmında yazan bilgiye göre İskender Pala bir müzayedede Osmanlıca bir kitap alıyor: “Yek Cinayet Şast u Şeş Sual” yani “66 Soruda Cinayet” ve ifadesine göre bu kitabı Osmanlıca’dan günümüz Türkçesine çevirerek (Maalesef kendi öööz be öz dilimizi anlayamadığımız için) bizlere Katre-i Matem’i sunuyor.
Başlarda kitabı okumak sizin için zor olabilir. Konudan konuya, olaydan olaya atlamalar o kadar fazla ki “Kim kimdi, neler oluyor?” diye şaşırabilirsiniz. Ama bir süre sonra öyle bir alışıyorsunuz ki kitaba 1-2 gün ara verseniz bile olaylar en ince ayrıntısına kadar aklınızda kalıyor ve böylelikle akışta kopukluk olmuyor. Yani tavsiyem sabredip okumaya devam etmeniz…
Kitabın dili o kadar güzel ki. Sanki olayın geçtiği dönemdeymişim gibi hissettim. Gayet zarif bir üslup ve akıcılık mevcut.
Konusuna bakacak olursak bize her türden konuyu içinde barındırarak ayrı bir okuma zevki veriyor. Tarih, aşk, polisiye, gizem, gerilim… Hepsi o kadar ayarında ve bir o kadarda ince ayrıntısına kadar işlenmiş bir kitap ki... anlatamam, okumanız lazım :)
Beni asıl meraklandıran bu kitaptakilerin gerçek olup olmadığı. Sağolsun yazarımız da tam net bir şey söylemiyor. Daha doğrusu söyleyemiyor…
Kitabın en sevmediğim yanı ise bitmesiydi ve kitap benim için yarım kaldı böyle bir son beklemiyordum. Gerçekten 3-4 seride anlatılacak olaylar 460 sayfa içine sığdı. Ne bir taşma var ne de bir eksik kalan bir şey.
Bu kitap, tavsiye edeceğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Okuyacak olanlara çok bekletmeden kitabın satırları arasına kendilerini bırakmalarını tavsiye ederim.
Keyifli okumalaar ;)