Rus edebiyatının ve dünya düşünce tarihinin sarsılmaz devlerinden Lev Nikolayeviç Tolstoy’un 1879-1882 yılları arasında kaleme aldığı "İtiraflarım" (Ispoved), sadece bir yazarın otobiyografisi değil; insan zihninin ve ruhunun erişebileceği en radikal, en çıplak ve en sarsıcı varoluşsal kriz belgesidir. "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina" gibi devasa başyapıtları yazıp dünya çapında şöhrete, büyük bir servete, saygınlığa ve mutlu bir aileye sahip olduğu ellili yaşlarında, Tolstoy aniden derin bir anlamsızlık girdabına kapılır. Eser; yazarın intiharın eşiğine gelmesine sebep olan "Hayatımın anlamı nedir?" sorusuna yanıt arayışını ve bu süreçte bilim, felsefe, teoloji ve nihayetinde elit tabakanın ikiyüzlülüğünden kaçarak halkın saf inancına sığınışını konu alır. Tolstoy; kendi geçmişini, kibirlenmelerini ve entelektüel bunatılarını cerrah titizliğiyle deşerken, rasyonalizmin insanı götürdüğü o soğuk hiçlik ile ruhsal aydınlanma arasındaki amansız savaşı dâhice işler. Yazarın o abartısız, sarsıcı derecede dürüst, her satırında vicdani bir hesaplaşmanın ağırlığı hissedilen akıcı dili; bu eseri edebi bir metin olmanın ötesine taşıyarak, modern insanın anlam arayışına adanmış ölümsüz bir itiraf ve felsefe anıtı haline getirir.