aslinda cumlenin ait oldugu paragrafin tamamini alinti olarak paylassaydim daha iyi olurdu, baglamdan kopuk olunca bu dusunceye katilmamak cok normal cunku :) bu cumlenin devaminda diyor ki; "Canı sıkılmadan yaşayacak kadar anısı olurdu zira". Yani bir gun boyunca nelere sahit oldugumuzu hatirlamakla vaktimizi gecirirsek sıkılmayız diyor. Gordugumuz, duydugumuz, hissettigimiz bir suru sey varken hepsini hatirlamaya calismak, vakit gecirmek icin guzel bahane...
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/rGxh2RVjmNU
Bu incelemeyi sizin yorumlarınız yazdı.
Daha önceden hiç yapmadığım bir şekilde bu incelemede sizle bir şans oyunu oynamak istedim. Tek yapmanız gereken 1 ile 154 arasında bir sayı söylemekti ve siz de söylediğiniz sayılarda bulunan soneyi sizi tanımasam bile sizin kişiliğinizle alakalı olacak şekilde yine sizin için incelememi sağladınız.
-----------------
Soneler aslında ilk olarak İtalya'da başlıyor ama daha sonrasında bu akım İngiltere'ye falan da sıçrıyor. Mesela İtalyan Edebiyatı'ndan Petrarca ve Latin Edebiyatı'ndan da Ovidius okursanız, Shakespeare'in Soneler'inde kişileştirilen duyguları ve tezatlıklarla yakalanan Petrarcavari satırları daha iyi anlarsınız. Shakespeare bu Soneler'in çok büyük bir kısmını bir erkeğe yazıyor gibi görünse de bunu farklı bir amaçla yapmış da olabilir. Diğer geriye kalan kısmını da esmer bir kadına yazmış mesela. Az çapkın değilmiş bu Shakespeare. İncelemenin bu kısmını en azından bir bilgi bulunması ve inceleme kriterini karşılamak için yazdım, şimdi yorumlara geçip insanlar için yazdığım yorumları okuyabilirsin.
SonelerWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,1bin okunma
74. sone
"Üzüntüye kapılma: zalim ecel kıskıvrak
Tutup atınca beni dönülmez bir zindana,
Yine de şiirlerim dünyada yaşayarak
Varlığımı sürdüren bir anıt olur sana.
Şiirimi okursan göreceksin demektir,
Bu kutsal armağanı sana bırakıyorum:
Toprak, kopup geldiği toprağa dönecektir,
Ama sendedir gerçek varlığım olan ruhum:
Öyleyse yitirdiğin, canın posası ancak,
Solucanların avı, ecel kölesi beden,
Hınzırın bıçağına boyun eğen bir korkak;
Öyle alçak ki onu hiç anmamaksın sen.
Bedenimin değeri, ruhun kabı olmaktır,
Ruhunki ise sende şiirimle kalmaktır."
Gerçekten de kitapların sonu beni çok etkileyebiliyor Büşra, aynı kapak fotoğrafındaki karakter gibi :D Ama Tolstoy'un dediği gibi "Zevk, gerçeği bulmakta değil, onu aramaktadır" bence de. Ruhumuzun süreçlerde kalması belki de sonuçlarda kalmasından daha iyi olabilir bu yüzden. O yüzden sana da bir ömür kitap sevgisinin sürecinde kalmanı öneriyorum, eminim çok iyi bir okur olacaksın sen de zamanla...