Sessizlikte kimsenin duymadığı, görmediği seslerin içinde ölümle sohbet ediyorum. Manasızlıkların olduğu dünyanın içinde, var olup olmadığımı soruyorum ona. "Henüz ölmedin. Demek ki yoksun. Ölseydin seni göreceklerdi ve merak edip anlamaya çalışacaklardı." dedi.
Hiç iyi değilim sanki. İyiliğin olmadığı bir yerdeyim ve inadına iyi gördüklerim var. Küçük bir kızın iri heyecanlı gözleri ve merhametinin sözlerinden hissedildiği yüreğinden bakınca dünyaya, her yer güzel ve anlamlı. Soluk bir bedenin içinde unutulmuş bir yürekten bakınca, donmuş tekrar eden, alışılmış ve sürdürülen anlamsızlıklar dünyasındayız.
Başkalarını merak ederek geçirdiğimiz hayat için en masum izleme şekli kitap okumaktır. Birçok hayatı, hatta kendi hayatınızı bile başka gözler ve zihin algısıyla izleyeceğiniz kitaplardan vazgeçmeyin. Her kitap, içinde birkaç hayat barındırır ve eminim o hayatlardan biri mutlaka sizinkine temas edecektir.
Şüphesiz her insan bir hikâyedir. Yaşanan iyi ya da iyinin olmadığı o kara boşlukta ilerleyen gri bulutlara, ayağımıza takılan, bizi tökezleten engellere, dik durmamızı zorlaştıran tüm fırtınalara rağmen yılmadan hayatımızı renklendirmekten vazgeçmeden, duruşumuzu bozmadan, insanlığımızı değiştirmeden, başkalaşmadan, benzeme hevesi olmadan yaşayabiliyorsak, insan olmanın hakkını veriyoruz demektir.