Bütün zalimler aynıdır.
10/10
·136 syf.··
2026 147. kitabı
Keops bir sabah uyanıyor ve piramit yaptırmaktan vazgeçtiğini söylüyor. Etrafındakiler bir anda dehşete düşüyor ve piramit yaptırmanın ne kadar önemli olduğunu delillerle anlatıp firavunu ikna ediyorlar. İkna olan Keops madem bu kadar önemli o zaman en büyüğünü yaptıracağım diyor. Bir ömür boyu sürecek piramit yapımı başlıyor. Ama halktan itiraz edip muhalefet edenler oluyor. Bütün muhalifleri susturmak için onlara KOMPLOCÜ diyorlar ve en ufak bir itiraz, en küçük bir muhalif ses, hatta muhalif bir koku ve nefes bile en ağır şekilde cezalandırılıyor. İnsanlara piramit yapımının yüksek bir gaye olduğu ve bu gayeye ulaşmak için onların hayatlarının zerre kadar önemli olmadığı fiilen anlatılıyor. Piramit fakir halkın ömrünü yiyip biririyor. Tabii firavunun da... Piramitin yapımı yirmi seneden fazla sürüyor. Ve Keops, piramit yükseldikçe kendi ömrünün kısaldığını fark edip adeta çıldırıyor. Fiziken ve ruhen büyük bir çöküş yaşıyor. Fakir insanları, masum halkı hatta en yakınındakileri bile KOMPLOCÜ ilan ederek öldür.tüyor. İktidarını kaybetme ve ölüm fikri onu çileden çıkarıyor. Sona yaklaştıkça daha çok zulüm yapıyor. Nihayet piramit bittiğinde onun da takati kalmıyor ve kısa süre sonra geberip gidiyor. Halk onun gebermesiyle büyük bir rahatlama yaşıyor. Ama bu çok uzun sürmüyor. Yeni firavun, başa geçtikten kısa bir süre sonra halka müjdeyi veriyor. Yeni bir piramit inşaatına başlanacaktır. . Zulüm ve zalim hiç bu kadar net, bu kadar açık anlatılmamıştı. Her sayfası ve her satırı ibretlik levhalarla dolu harika bir kitap. Hakkında daha uzun bir yazı planlıyorum. Okuduğum en iyi İsmail Kadare kitaplarından biri. Çevirisi de kusursuz. Yayınevi bence bu kitabın reklamını daha çok yapmalı. Bütün firavunların ve zalimlerin akıbetinin aynı olduğunu görmek için mutlaka bu
Piramitİsmail Kadare · Ketebe Yayınları · 202269 okunma
Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Hem animesini Hem de mangaları okumuş biri olarak, Kira'ya kısa bir mesajım var : Sendeki kafayı kuşa taksak ters uçar bilader. Madem dünyayı Daha iyi bir haline getirmeye ant içtin, O zaman ne diye İyileri de öldürüyon bilader. FBİ ajanı abi Raye Penber'i ve hanım hanımcık Nişanlısını niye öldürdün. Seni deli gibi seven Kiyomi Takada ablayı niye öldürdün. Hadi hepsini geçtim, Babanı niye öldürdün bilader. Bir karar ver, İyi tarafta mısın Kötü tarafta mı ? Sen bile kafanda bunu netleştirmezken, Okur ve seyirci nasıl netleştirsin ! Yok o aslında Gizli bir felsefe ve alt metin falan diye Laf ebeliğine gerek yok. Kira, hep Kira'dır ve hep öyle kalacaktır
1000Kitap
Ölüm Defteri 1 - Can SıkıntısıTsugumi Ooba · Akılçelen Kitaplar · 20116,8bin okunma
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 178. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
"KRAL ŞAKİR LÖMPENCE MASALLARI" "Bir vardiya dört yoktu. Doğru ve yanlışın ayırt edilemediği yıllarda, Mirket adında bir bilim hayvanı yaşıyordu." "Ya bildiğimiz masallar aslında hiç de öyle olmasaydı?" sorusundan yola çıkan yazar, çocukluğumuzun ezberlenmiş hikâyelerini modern, sorgulayıcı ve muzip bir dille yeniden yorumluyor. Amaç ne eğitmek ne de ahlak dersi vermek; sadece eğlendirirken düşündürmek. Masallar denince genelde aklımıza ne gelir? Kurt tarafından yenilen kırmızı başlıklı masum bir kız? Cam terlikle prens avlayan bir külkedisi? Yoksa burnu uzadıkça uzayan yalancı bir çocuk mu? "Kurt geldi!" diye bağıran çobanı hepimiz biliriz. Ama ya bu çocuk aslında sadece önyargılı biriyse? Ya köylüler onu hiç ciddiye almadığı için o da "madem öyle, o zaman gerçekten yalan söyleyeyim" dediyse? Bu kitapta efsanevi yalancıya bambaşka bir pencereden bakıyoruz. Belki de asıl yalancılar başkalarıdır, kim bilir? Pinokyo'nun okulu asma ve maceradan kaçışını biliriz. Peki ya bu sefer gerçekten okula gitmek isteyen bir Pinokyo ile karşılaşırsanız? Burnu uzasın ya da uzamasın, bu tahta çocuğun tek bir hedefi var: sıraya oturup ders dinlemek! Ama tabii ki kader onun bu masum isteğine gülüyor ve işler hiç beklendiği gibi gitmiyor. Külkedisi bu masalda bir kurtarıcıya ihtiyaç duymuyor! Evet, yanlış duymadınız. Bu Külkedisi cam terliğini kaybetmiyor, prens bekleyen bir prenses değil. O kendi kendisinin kurtarıcısı! Cücelerle takılan, kendi sorunlarını kendi çözen ve kimsenin yardımına ihtiyaç duymayan bir Külkedisi. Prens arka planda kalsın, bu sefer işler değişiyor! · Mirket: Laboratuvarını korumaya çalışan, ama her seferinde kaos çıkaran bilim insanı. · Canan: Merakıyla yalan söylemezliği arasında kalmış, kendiyle çelişen bir karakter. · Keçi Necmi: Ne olduğu belirsiz, ama
Edebiyat
Kral Şakir Lömpence Masallar 2Varol Yaşaroğlu · Eksik Parça Çocuk · 20263 okunma
Puan vermedi
Bu kitap geleceğin projeksiyonu değil, Sadece birilerinin hayallerinden ibarettir. Proleterlere gelince, madem bu sistemin bir parçası değilsiniz ve tükürseniz bile Okyanusya'yı batıracak kadar sayıca çok fazlasınız, O zaman ne diye insanlığı kurtarmıyorsunuz be illa da birinin gelip hadi demesi mi gerekiyor ! Sırf üzerinize bomba atıyorlar diye, Bunlar sizi korkutuyor diye, Sizden daha güçlüler diye Onlar karşı koyamayacağınız Ve onların yenilmez olduğu Fikrine NEDEN ve hangi akla hizmet kapıldınız. ( Subtext ) Tüm dünyaya Seni/Sizi her an izliyoruz desen Ve inan bana bunu yapmasan bile Her Allah'ın kulu Beni/Bizi izliyorlar diye düşünmekten Kendini alıkoyamayacaktır. Zaten mesele bu ! Yapıyoruz deyip yapmış olmasan bile Birilerine göre yapmış oluyorsun zaten !
Alıntı
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma
9/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 192. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:58
Okurken İstanbuldan Cape Town a,ordan Madagaskar'a uzanan bir hikaye Ölümcül Baobab... Baobab ağacı hayatı, dayanıklılığı bilgiyi ve birliği sembolize eden bir ağaç. Daha çok Afrika ve Avustralya da yetişen bir ağaç türü. Kitapta baobab metaforu üzerinden sığınmacıların hikayesini okuyoruz aslında.. Azgar Naik Afganistan dan ailesiyle Türkiye ye kaçan bir genç.Yolda gelirken çok da sevmedigi babası Iran topraklarında ölmüş. Azgar ın da bu ölümde payı var .Annesi bir apartmanda kapıcılık yapan bir adamla evlenmiş. Gencecik kız kardeşi ise kendinden kat kat büyük bir adamla sevgili ..Azgar sa bir klinikte kalıyor . Cihangir Kent sadece göçmenlere hizmet veren bir psikiyatri kliniğinin sahibi olan bir tıp doktoru.Azgar da onun yanına gitmiş ilk Turkiye ye geldiğinde. Çevirmenlik yapmak için kalmış orda ve klinikte bir odada kalıyor.Doktor onu himayesi altına almış. Memleketinden çok uzakta yaşamaya çalışıyor. Tıpkı köklerinden ayrılıp orda yaşam sürmeye çalışan baobab ağacı gibi ..O klinikte yapılanlarda hic masum degil .Kısırlaştırma, hafızayla ilgili çalışmalar gibi .. Dr.Cihangir in Hayırsız Ada da cesedi bulunuyor bir sabah.Bu bir cinayet mi , intihar mı?Daha önce de ortağı Cape Town da ölü bulunmuş . Azgar in hayatında kopukluklar var .Mesela Brezilya dan alınmış bir diş fırçası var ama o hatırlamıyor .Klinikteki kötü kalpli yardımcı Satenay çoğu seyi biliyor. Yeni gelen klinikte yöneticisi Jayen de Azgar la yolculuğa çıkıp gerçekleri öğrenmek istiyor.Bir de Veo var ki romandaki hayatı en sırlarla dolu olan karakter..Acaba bu ölümlerin Azgar la bir ilgisi var mı? Kitap "kırgıbayırlarının kırgıinsanlarına ,sığınmacılara" ithaf edilmiş. "Madem cehennemligiz , yağmurlu günde ölelim bari " demiş. Sığınmacı meselesi galiba Turkiye nin en önemli çözülmesi gereken
Ölümcül BaobabMehmet Mollaosmanoğlu · The Kitap Yayınları · 202613 okunma