İmge ve İkon Üstüne Olağanüstü Bir Okuma
6/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 139. kitabı
Görünürün Kesişimi Jean-Luc Marion MONOKL YAYINLARI Fransız Düşüncesinin Yaşayan Doruklarından Jean-Luc Marion ilk kez Türkçe’de: Sanat Yapıtı, İmge ve İkon Üstüne Olağanüstü Bir Okuma Görülmemiş olanın görünüre ulaşımını denetleyen bekçiye, tüm sahneye girişlerin efendisine, belirmenin sınırlarının muhafızına ressam denir. Ressam, görülmez olanın gecesinde, görünürün bloklarını bu geceden, aşkla ya da çoğu kez zorla, çizgi çizgi, leke leke söküp almak için bir maden damarı kazar. Bir simyacı gibi, tablo ile, o olmasaydı kesinlikle görünmez kalacak olanı, yani bizim görülmemiş diye adlandırdığımız şeyi görünüre dönüştürür. O, yukarıdaki ve aşağıdaki suların ayrılığını, görülmemişle görünür arasındaki ayrımı önceleyen karanlık kaosta çalışır. Yarı şahit, yarı baş melek işçi olarak dünyanın yaratılışına geri gider. *
Alıntı
Görünürün KesişimiJean-Luc Marion · Ketebe Yayınları · 202512 okunma
Puan vermedi·556 syf.··
2026 466. kitabı
Germinal, Emile Zola’nın maden işçilerinin yaşam mücadelesini ve grev sürecini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdiği, natüralist edebiyatın en sarsıcı başyapıtlarından biridir. Yazar, Kuzey Fransa’nın kasvetli maden ocaklarında geçen hikayede, açlık, yoksulluk ve adaletsizlikle boğuşan işçilerin omuzlarına yüklenen sefaleti, yeraltının o boğucu karanlığıyla birleştirerek anlatır. Bir ekmek kırıntısı uğruna verilen çaresiz kavganın, insan onurunun makineleşmiş bir düzen içinde nasıl öğütüldüğünün ve biriken öfkenin toplumsal bir patlamaya dönüşmesinin destansı öyküsüdür. Germinal, sadece bir grevin anatomisi değil, aynı zamanda insanın zulme karşı direnişinin, sınıf çatışmasının ve umudun, tüm karanlığa rağmen filizlenebileceğinin en güçlü edebiyat tanıklarından biridir.
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan
10/10
·253 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 08:21
İsmail Saymaz'ın "Fıtrat: İş Kazası Değil, Cinayet" adlı eseri, Türkiye'de yıllardır "kader", "fıtrat" ve "kaçınılmaz iş kazası" söylemleriyle açıklanmaya çalışılan işçi ölümlerinin ardındaki gerçekleri cesur bir gazetecilik diliyle gözler önüne seren sarsıcı bir araştırma kitabıdır. Saymaz, tersanelerden maden ocaklarına, inşaatlardan sanayi tesislerine kadar uzanan geniş bir alanda yaşanan iş cinayetlerini, yalnızca rakamlar üzerinden değil, yaşamları yarım kalan insanların hikâyeleri, ailelerin acıları, ihmaller zinciri, denetimsizlik, taşeronlaşma ve sermaye-hız-kâr üçgeninin yarattığı yıkım üzerinden ele alıyor. "İş kazası" olarak kayıtlara geçen birçok ölümün aslında önlenebilir olduğunu kanıtlayan tanıklıklar, resmi belgeler ve saha araştırmaları okuyucuya sunulurken, devletin denetim mekanizmaları, işveren sorumlulukları ve çalışma yaşamının görünmeyen karanlık yüzü de sorgulanıyor. Eser emek, insan onuru, adalet ve yaşam hakkı üzerine güçlü bir toplumsal hafıza metni niteliği taşıyor. "Fıtrat", ölümlerin normalleştirilmesine karşı yükseltilmiş vicdani bir itiraz, her satırında emeğin değersizleştirilmesine karşı yazılmış bir tanıklık ve okuyucuyu yalnızca bilgilendirmekle kalmayıp, sorgulamaya zorlayan etkili bir yüzleşme kitabıdır. Saymaz'ın yalın ama çarpıcı anlatımı sayesinde eser, işçi ölümlerinin ardındaki sistemsel sorunları görünür kılarak, Türkiye'nin çalışma hayatına dair en önemli toplumsal gerçekliklerden birine ayna tutuyor.
1000Kitap
Fıtratİsmail Saymaz · İletişim Yayıncılık · 2016158 okunma
Tiktoktan görüp hayal kırıklığına uğradığım bir kitap daha
Yazar bu kitabı 16 yaşında yazmış, okuyucu kitlesi de 12-15 yaş aralığı olabilir zaten en fazla. Ortaokul çağı için uygun diye düşünüyorum bir ebeveyn falansanız bunu okuyan alabilirsiniz yani. Hani o yaşta maalesef 18 olmayı bir b* sanarsınız ya hayal dünyanız fazla geniştir. Ben seviyorum ergen kitapları okumayı kesinlikle bunun bilincinde olarak okuyorum zaten. Ama bu olmamış. O yaşta okusam bile sevemezdim diye düşünüyorum. Kusursuz ana karakterlerden hoşlanmıyorum, hata yapsın öğrensin gelişsin istiyorum yani. Bide bu seriyi tiktokta 30 yaş civarında öneren bayılan kızlar var. Ya nerden başlasam ki smsnnansmd. Maşallah diyelim Celaena karakterine. Güya hapsedilmiş işkence edilmiş bi maden işçisi ama bildiğiniz barbie bebek gibi bir kız. He tabiki üstüne aşırı tehlikeli bir suçlu, suikastçi zaten mümkün mü öyle ezik bir kız olması, 18 yaşında falandı bide. Yakışıklı prens gelip alıyor bunu madenden. Bir turnuvaya katılacaksın diyor kazanırsan yaver gibi bir şey olacaksın. O da kabul ediyor tabi gidiyor saraya, sarayda yaşamaya başlıyor. Bu turnuvada krallığın dört bir yanından tehlikeli adamlar yarışıyor işte. Başka yarışan kadın da olsa o zaman benim gözümde daha iyi bir kurgu olabilirdi bu, tabiki Caleana o kadar izbandut arasında turnuvada yarışan tek kadın. Tabiki yenecek (bu bir spoiler değildi bence). Bu kızın sarayda bir misafir gibi yaşaması da ayrı saçma bence. Ben mahzende falan kalacaklar sandım bütün tutsaklar. Bir tane prensesle arkadaş bile oluyor hatta. Celaenenın kendisi de mi bir prenses yoksa falan oluyorsunuz öyle bir konforda yaşıyor ki sarayda. O kadar tehlikeli bir kız ki aslında kimse gerçek kimliğini bilmiyor başta prens ve bir asker dışında. Çünkü ülkeye nam salmış suikastçi. 18 yaşında böyle bir ün kazanması da gerçekçi gelmiyor maalesef.
Cam ŞatoSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20244,986 okunma
Bir kez filizlenen fikirler yeniden toprağa gömülemezler
10/10
·556 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:26
Bir kitabın büyüklüğünü bazen satış rakamları değil, yazarının ölümünden sonra insanların ona nasıl veda ettiği gösterir. Emile Zola öldüğünde cenazesine gelen işçiler “Zola!” diye bağırmıyorlar. “Germinal! Germinal!” diye bağırıyorlar. Çünkü artık o kitap bir romandan çıkıp bir sembole dönüşmüş oluyor. İşçilerin sesi, öfkesi ve umudu haline geliyor. Bunu öğrendiğimde kitabı ve özellikle de kitabın adının anlamını merak edip okumaya başladım. Kitap boyunca yerin altında çalışan madencileri okuyoruz. insanların bir günlük ücret uğruna ömürlerini verdiği bir düzen… Bir noktadan sonra insanların neyi neden yaptığını değil, neden başka türlü yapamadığını düşünmeye başlıyorsunuz. İşte o noktada Germinal yalnızca bir roman olmaktan çıkıyor. İnsan, haklı olmakla kazanmak arasındaki farkı görüyor. Çünkü bazen insanlar haklıdır ama güç onlarda değildir. Ama kitabın en güzel tarafı umutsuzluğun içinde bile umudu saklaması. Bunu da kitabın isminden anlıyoruz; Germinal, Fransız Devrim Takvimi’nde baharın başladığı, toprağın altındaki tohumların filizlenmeye başladığı ayın adı. İlk bakışta bu isim kitapla çelişiyor gibi görünüyor. Çünkü roman boyunca karanlık, açlık, ölüm ve yıkım görüyoruz. Ama Zola’nın anlatmak istediği şey tam da bu. Toprağın üstünde her şey kaybedilmiş gibi görünse de, toprağın altında bir şeyler büyümeye devam ediyor. Zola’nın en büyük başarısı ise bunu bir propaganda metnine dönüştürmeden yapması. Grev başarısız olabilir. İnsanlar ölebilir. Maden yeniden çalışmaya başlayabilir. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Çünkü bir kez filizlenen fikirleri yeniden toprağa gömmek mümkün değildir. Sanırım Zola’nın cenazesinde işçilerin “Germinal!” diye haykırmasının sebebi de buydu. Onlar bir kitabın adını değil; kendi umutlarını, mücadelelerini ve geleceklerini
Edebiyat
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,4bin okunma
şişirilmiş bir eser
5/10
·134 syf.··
2026 5. kitabı
Göçmen konusu güzel, başları da ilgi çekiciydi. Ayrıca belli ki baya araştırma yapmış yazarımız. Ne var ki tam hikayeye kendimi kaptırdığım sırada paragraflarca anlatılan artan balık çiftlikleri meselesini ya da maden şirketlerinin ormanları esir alışını okumak bana şunu hissettirdi: “Şu an yazar bağlamdan koptu ve sadece o konuşuyor.” Kalemi baya zayıftı bu arada. Bu gerileme neden, pek anlayamadım. Belki de bir “roman” değil de “öykü” kafasında yazdığı içindir. Ya da “Nasıl olsa her yazdığım çok satıyor,” düşüncesinin rahatlığındandır. Livaneli’yi severim ama bu kitabını çok yüzeysel buldum. Kötü değil kesinlikle ama ‘vov’ da değildi. Daha iyi eserlerini okumuştum. Yine de önerir miyim? Bilemiyorum. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Merak ettiyseniz de 127 sayfalık bir kitap, bir günde bitirebilirsiniz.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,7bin okunma