Elim varmıyor başucumdaki suya
Kâğıt bir sessizlik içinde yaz gecesi
Beton bir sessizlik üstünde başkent Ankara
Acı toy bir delikanlı gibi susatıyor beni
Elim varmıyor başucumdaki suya
Şunu düşünelim: Sözcüklerimizi yazıya dökmeyi doğal buluruz; bunu nasıl yapacağımızı biliriz. Ama bunu ilk kez nasıl yaptık? Bedensel olan, akışkan olan, nefesle ve toplumsal ilişkilerle sıkı sıkıya bağlı olan konuşmanın, yazılabilir olmasını mümkün kılacak türden bir eklemlenmeye ve yapıya sahip olduğu fikrine nasıl ulaştık?
Tasavvuf tarihi, keramet gösteren, boşlukta süzülen, kanatlanıp uçan derviş, sufi ve mollalarla dolu değil miydi? Bir taraftan da; kahretsin, yerçekimi yasası vardı.
İnsanlar kendi başlarına olduklarında çok garip düşüncelere sahip olabilirler. Descartes, Batı felsefesini başlatan anlardan birinde kendi varlığından şüphe etmiş ve düşünüyor olmasının varlığını kanıtladığı gibi garip bir düşünceye ulaşmıştı.