Düşkün bir insanın arzularına çirkince kapılmak ne kadar kötüyse, değerli bir insana kendini güzel bir şekilde vermek o kadar iyidir. Düşkün dediğimiz; orta malı sevgiye düşen, candan çok bedeni seven adamdır. Bu sevgi uzun sürmez, çünkü sevilen şey sürekli değildir. Asıl sevdiği şey, sevgilinin bedeni bir çiçek gibi solar solmaz, sözler, antlarla birlikte sevgi de uçar gider. Bir insanı, içi güzel diye sevense ömür boyu sever, çünkü sürekli bir şeye bağlanmıştır.
Güzel yaşamak isteyenleri ömürleri boyunca nedir güzel yaşatan? Akrabaları mı? Hayır. Şanlar şerefler mi? Hayır. Zenginlik mi? Hayır. Ne şu ne bu, hiçbir şey insanı Sevgi kadar güzel yaşatmaz.
"Yasa!" diye tekrarladı küçümseyerek. "O, önce bütün insanları, yeryüzünü yağmaladı, insanların elinden bütün zenginlikleri alıp kendi elinin altında topladı, kendisine karşı çıkan herkesi dayaktan geçirdi, sonra da hırsızlık yapmayın, adam öldürmeyin diye yasa yazdı. Bu yasayı önceden yazsaydı ya."
..örneğin eniştesinin de, mübaşirden bakana dek tüm mahkeme görevlilerinin ve memurların da dillerinden düşürmedikleri adaletle, halkın yararıyla hiçbir ilgileri yoktu, onlar açısından tek gerekli olan, ahlaksızlığın ve çekilen acıların kaynağını oluşturan işleri yaptıkları için kendilerine ödenen rublelerdi. Son derece açıktı bu durum.