9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
1992 de yaşanan Sırpların Bosnalılara yaşattığı katliamı ve acıları gerçek hayat hikayesi üzerinden anlatıyor. Okuduğunuz şeylerin gerçek olduğunu bildiğiniz için kitaptan etkilenmemeniz, üzülmemeniz imkansız. Yaşanan şeyler korkunç... Cinayetler, tecavüzler, işkenceler, köle olarak satılmalar 3 yıl boyunca sürüyor. Hesapta uluslararası barış ve güvenliği sağlayan Avrupa ülkeleri ve Birleşmiş Milletler 3 sene boyunca bu katliama seyirci kalıyor. Dönemin Türkiye cumhurbaşkanı Süleyman Demirel topladığı silahları Bosnaya iletmesi konusunda Hırvatlarla anlaşıyor. İran, Pakistan ve Malezya'dan da Bosna için yardım topluyor. Bu sayede Sırplar etkisini kaybetmeye başlıyor.
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 24. kitabı
Stefan Zweig bu uzun öyküde aslında bizi bir doktorun odasına oturtup, onun en büyük sırrına ve utancına ortak ediyor. Olay şu: Tropiklerin o boğucu, insanı delirten sıcağında tek başına kalmış bir doktor var. Bir gün kapısını kibirli, gizemli ve yardıma muhtaç bir kadın çalıyor. Doktorun içindeki o bastırılmış güç arzusu ve gurur, kadının o asil duruşuyla çarpışınca işler çığırından çıkıyor. "Amok" aslında Malezya kültüründe bir tür cinnet cinayeti; kişinin gözü dönmüş bir şekilde, önüne geleni yok ederek, ta ki kendisi de ölene kadar delice koşması demek. Zweig, bu fiziksel deliliği alıyor ve bir insanın saplantı anına uyarlıyor. Doktor, kadına yardım etme (veya ona sahip olma) arzusuyla öyle bir Amok koşusuna başlıyor ki, ne kariyer kalıyor, ne mantık, ne de ahlak. Kısacası kitap; bir insanın mantığını, statüsünü ve tüm fren mekanizmalarını tek bir saniyede kaybedip, kendi sonuna doğru nasıl körü körüne koşabileceğini anlatıyor. Hepsinden öte, o kurtarma ve yok etme arzusu arasındaki o çok ince çizgiyi gösteriyor.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·104 syf.··
2026 7. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:26
1912 yılında Napoli Limanı'nda büyük bir transatlantiğin boşaltılması esnasında meydana gelen esrarengiz bir kaza... Ülkesine gitmek üzere Kalküta'dan gemiye binen bir Avrupalı... Gemide herkesten saklanan bir doktor... İsimsiz doktorun Avrupalı yolcuya anlattığı sırrı... Malezya ormanlarında kimsenin uğramadığı ücra bir noktada doktorun tanıştığı cazibeli, mağrur, onu çılgına çeviren, kariyerini bitiren, hayatını altüst gizem... eden İngiliz kadınla ilgili bir Tutkunun esiri olan, pişmanlıklar içinde kıvranan, vicdanını rahatlatmak, kendini affettirebilmek için delicesine koşan bir adamın öyküsü... Elinizden bırakmadan okuyacağınız, sizi bulunduğunuz yerden, zamandan alıp götürecek Stefan Zweig'ın dünyada en çok bilinen ve okunan başyapıt öyküsü Amok Koşucusu.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Panama Yayıncılık · 2018134,6bin okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 13:15
Stefan Zweig’ın Freudyen bir derinlikle kaleme aldığı "Amok Koşucusu," sapa bir tropikal adada yalnızlığın ve boğucu iklimin pençesinde ruhsal olarak çöken bir doktorun, sosyetik sırrını korumak adına illegal kürtaj yaptırmak isteyen mağrur bir kadına duyduğu hastalıklı, takıntılı ve güç savaşına dönüşen arzusunu sarsıcı bir dille anlatıyor. Malezya kültüründeki körü körüne cinnet getirme hâlini simgeleyen "Amok" kavramını modern insanın bilinçaltına uyarlayan yazar; alt metinde medeniyet maskesinin ne kadar ince olduğunu, bastırılmış dürtülerin, izolasyonun ve yıkıcı gururun insanı nasıl bir felakete sürükleyebileceğini sorguluyor. İsimsiz karakterlerin psikolojik gelgitlerini, suçluluk duygularını ve toplumsal trajedilerini, tıpkı bir Amok koşucusunun nefes nefese kalmış temposu gibi ritmik, klostrofobik ve adeta okuyucuyu da karanlık girdaba çeken bir atmosferle işleyen Zweig, bu novellada okura, insan ruhunun en uç noktalarındaki kontrol edilemez "öteki" ile yüzleşmemizi sağlayan zamansız bir başyapıt sunuyor.
1000Kitap
Amok KoşucusuStefan Zweig · İndigo Kitap · 2018134,6bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 16:01
Deve karşılığı babası warisi 13 yaşındayken 60 yaşındaki adama veriyor hayatını tehlikeye atıyor evden kaçıyor kız çocuklarının namus için küçük yaşta sünnet edildiği bir geleneğin bir kadının hayatını nasıl olumsuz etkilediğini vurguluyor ancak bu geleneğin 4000 yıldır varolduğu dini kaynaklı olmadığını belirtiyor oysa ülkemizde bir hoca vardı bir vaazına denk gelmiştim iki üç yıl kadar önce ben demedim kitap diyor kız çocukları da sünnet olmalı amma diyip işte ülke felan deyip geçiştirmişti o döneme kadar böyle bir şeyden habersizdim biraz araştırınca Afrika ve Endonezya Malezya taraflarında da olduğunu gördüm bizde olmadığı için memnunum ancak birilerin bu uygulamanın bizde de olmasını istemesi gerçeği korkunç
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
Antony Burgess/Otomatik Portakal
Puan vermedi·172 syf.··
2026 11. kitabı
Antony Burgess/Otomatik Portakal Kötünün kötüye kötülük etmesi… 1959'da Burgess'a ameliyat edilemez bir beyin tümörü tanısı kondu ve bir yıldan az ömür biçildi. İlk karısı Lynne'in geçimini sağlamaya kararlı olan Burgess 12 ay içinde beş buçuk roman yazdıktan sonra teşhisin yanlış olduğu anlaşıldı. Ne var ki artık tanınan bir yazar olmuştu. 50'den fazla roman ve kitap yazdı. insan doğası gereği organik ve özgürdür, ancak bir makine gibi programlanmaya çalışılırsa doğasına aykırı olur. Kısaca "insanın bir robot gibi yönetilmesi" mesajını vermek istemiştir. Bir başka rivayette şöyledir burgess bir dönem Malezya da yaşamıştır Burgess, Malezya'da "canlı" anlamına gelen "orang" kelimesi ile İngiliz argosundaki "garip" anlamındaki deyimi birleştirerek, özgür iradesi elinden alınan insanı simgeleyen bu başlığı oluşturmuştur. "Clockwork" (saatli/otomatik) mekanik bir düzeni, "Orange" (portakal) ise organik yaşamı ve Malezya'daki "orang" (insan) sözcüğünü temsil eder. Bu durum, doğal bir insanin mekanik bir makineye dönüştürülmesini simgeler. Roman Bir Dystopia türüdür, Romanın baş karakteri Alex Yalnız geçen, zorbalığa maruz kalmış bir çocukluk Müziğe karşı olağanüstü, ilgisi var zeki bir karakter Alex üç arkadaşıyla oluşturduğu çetesiyle gece insanları gasp etmekte tecavüz etmekte ve hırsızlıklar yapmaktadır yine böyle bir eylemde yakalanır ve hapse atılır Alex'in, devlet eliyle "Ludovico Tekniği" adlı deneysel bir yöntemle ahlaki ve fiziksel olarak "iyileştirilmesini", yani özgür iradesi elinden alınarak bir makineye dönüştürülmesini konu alan bir romandır Roman Sokak dileğiyle yazılmıştır, yazar Nadsat adlı bir dil uydurmuştur İngiliz argosu ile Rusça kelimelerden oluşan yapay bir dil.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma