Şaşılacak bir şey sanmıştım ilk kez okuduğumda bu tiyatroyu. Sonra Güray Süngü'nün Düş Kesiği romanı gelmişti aklıma. Hatta bu iki metin arasında ilişki kurup bir yazı çıkarmayı da planlamıştım. Çünkü iki eserde de kendi yazdıklarını yaşayan iki edip delirmenin eşiğine geliyordu. Beni bu kadar gerilime sokan iki kitabın da dikkat-i nazar ile okunması gerektiğine kanaat getirmiştim. Hala öyle düşünüyorum lakin...
Kitapları sindirmenin de etkisiyle olsa gerek kişinin yazdıklarını yaşaması bana artık pek de tuhaf gelmiyor. İnsanız. Yazmamış olsak da seçimlerimizin sonucuyuz. İnsanı hem özne hem nesne saydım bak! Bunu ilk deneyen ben değilim elbette. İnsan bu dünyada şairane mukimdir derken hakikatli konuşuyordu düşünür. Bize gelenler ve bizden gidenler arasında bir trajedideyiz. Allah sonumuzu hayretsin.
"Hiçbir hükümet reformunun ya da iktisadi reformun insanların sefaletine son veremeyeceği açıkça anlaşılınca tek gerçek umut bu din olmuş. Gerçek, halkın düşmanı haline gelmiş zira katlanılamayacak kadar korkunçmuş. Bu yüzden de Bokonon insanlara zamanla daha güzel yalanlar söylemeyi kendine görev edinmiş."