Bir küçük, bir küçücük evim olsa;
İçinde bir küçük, bir küçücük halım olsa;
Bütün bunlar benim öz malım olsa.
Masan, mürekkebim, etajerim,
Penceresinde benim perdelerim,
Etajerimde benim kitaplarım olsa.
Bir ufak, bir minicik evim olsa;
İçinde bir kadın, beni parasız pulsuz seven bir kadın...
Bu kadın benim karım olsa!
Nerde, hangi şehirde olursa olsun,
Bir küçük, bir küçücük evim bulunsun;
Bir ufacık halım olsun yeter,
Yeter de artar bile!
Nerde, hangi şehirde olursa olsun,
Etajerim, kitaplarım olsun,
Beni parasız pulsuz seven karım olsun,
Yeter de artar bile!
Düşünce Okullaşmadan Siyasal Güç Elde Edilemez
Müslümanlar, bugün Ayrı yapıları içerisinde faaliyet göstermektedir ve bir türlü 'Vahdet'e ulaşamamaktadır.
Bunun Asli nedeni de yine düşüncenin okullaşamamasıdır.
Zira her grup ve cemaat, kendi dışındaki grup veya cemaatlerde (haklı olarak) eksiklik bulduğu için birlik bir türlü sağlanamamaktadır.
Bu birligi ise ancak otorite düzeyindeki alimler sağlar.
Çünkü çekişen gruplar arasındaki tartışmaları bitiren şey, yüksek düzeyli ilimdir.
Itaatin temelinde de bu yatar.
Insanlar, kalpleri mutmain olmadıkça, bir dava ugrunda bütün varlıklarını orta ya koyamazlar.
Belki başka nedenlerle bağlılıkları devam eder.
Ancak bu sahici bir bağlılık değildir.
"inananlar üstündür" Ayetini de aynı çerçevede Anlamak gerekir.
Müminlerin bütün potansiyellerini ortaya çıkaracak şey, kesinlikle, ilm ve hakikat temeline dayalı imandır. Insan, ancak "hak yolda" malım ve canını feda eder.
Batil dinler ve ideolojilerde de durum bun dan farklı değildir.
Onların bağlıları da kendi dinlerinin veya ideolojilerinin 'hak' olduğuna inandıkları için, o davaların 'ta nıklığını yapar ve o yolda hayatlarını feda ederler.
Dolayısıyla kalbin mutmain olması, her başarının ilk şartıdır.
Vahdetin asli şartı da yine budur.
Düşünce okullaştığında, vahdet ve itaat sorunu çözülmüş olacaktır.