Puan vermedi
Her kitap zamanını bekler. Bu kitabın okunması da Samim karakterine çok benzeyen birinin vesilesiyle oldu. "Beni anlamayanlara karşı soğuğum; fakat bu kadar anlayanlardan da ürküyorum." Kitabı bitirdiğimde zihnimde yankılanan en güçlü ses bu oldu. Peyami Safa insanın o en mahrem ikilemini masaya yatırıyor: Görülme arzusu ve deşifre olma korkusu. Birinin bizi anlamaması bizi yalnızlaştırıyor . Ancak asıl tehlike, birinin bizi tam anlamasıyla başlıyor. Çünkü tam olarak anlaşıldığımız an, karşımızdakinin zihnindeki tanıma hapsoluyoruz. O meşhur meçhulün cazibesi kayboluyor ve yerini sınırları çizilmiş bir 'maluma' bırakıyor. Bu kadar etkileyici gelmesinin sebebi zaman zaman bu ikileme düşmemdir belki de. Çok keyifli ve derinlikli bir okuma oldu bu yüzden de.
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2025 131. kitabı
Beni Geride Bırak ~ K. M. Moronova . Karanlık bir askeri romantizm okumak ister misiniz? Kitabın duyurusu yapıldığı ilk andan itibaren o kadar çok merak ediyordum ki geldiği anda okumaya başladık ve inanılmazdı! ‘Riøt askerinin iyisi ölü olandır.’ cümlesiyle aklıma kazınan beni şoklara sürükleyen bir kitaptı. Belli bir saldırının ardından ekibinde hayata kalan tek kişiydi. Özel operasyon ekiplerinden bir diğeri olan ve birbirlerine düşman olan Malum’a katılması gerekiyordu. Kimsenin gitmeyeceği yerlere giden ekibin yeni üyesi Nell olacaktı ama ekibin önceki üyesinin kaybının sorumlusu olarak görülen Riøt ekibinin üyesini aralarına almak hiç kolay değildi. Özellikle Bones için bu hiç kabul edilemezdi. Adam bir asker değil de bir cehennem kralı resmen! Kaybettiği ortağı, bundan sorumlu tuttuğu ekibin üyesi olan kadın ve acımasız bir ilişki Arkadaşlar o kadar inanılmazdı ki… Kitapla ilgili söylediğim hiçbir şey yeterli olmayacak önden bunun uyarısını yapmak istiyorum. Göreve çıkmadan önce küçük bir kaçamak yapmak isteyen Nell hiç beklemediği bir karşılaşma yaşıyor ve aman allahım Nefretten aşka temasının zirvesi diyorum başka bir şey demiyorum dostlar. Öyle sahneler okuduk kiiii Timin çavuşu olan Eren, bence ondan daha baskın olan Bones, diğer üyeler ve ekibin yeni üyesi Bunny yani Nell. Bones nefretinin merkezinde olan bu kadını timden göndermek için elinden geleni yapıyor. Cidden elinden geleni yapıyor ama. Öyle sahneleri vardı ki imdat çığlıklarım yankılandı ve okurken sürekli kızlara mesaj attım bu tepkileri tek başıma yaşayamazdım Ekipten ayrılması için o kadar çok şeye maruz kalıyor ki ben olsam arkama bakmadan kaçardım ama Bun ve Bones çok manyak bir ikiliydi. Sahneleri yüksek dozda alev ve benim açımdan şok içeriyordu İnanılmaz cesur, inanılmaz alev alev ve
Beni Geride BırakK. M. Moronova · Pukka Yayınları · 2025490 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
16 Kasım O rüyayı uydurmuştum. Atölyesinden içeri girdiğimde sağ elimde kavradığım ve her tarafından şehvet akan o kadının ne şehvetli kürtçe sözleri ne de ince belindeki kadınsılık etkilemişti beni. Ama kalçasına kadar uzanam o kıvrım kıvrım saçlarını gece kalp çarpıntıları ile bir türlü aklımdan atamayınca darağacında urgan olup boynuma dolandığını yazmıştım sabahında ona. İlgi çekici bir rüya demişti, saçlarımı urgan değil, yorgan yap ve üstüne ört diye şehvete devam etmişti. O rüyayı gördüğüme o kadar çok inandım ki, gerçeğe dönüştü. Sonra olur olmaz bütün rüyalarımı sana anlattım. Bazıları bizzat gördüklerimdi, bazıları görmek istediklerim. Saçları biraz daha tarif etsene demiştin, çünkü benim saçlarım da bu anlattıklarına benzeyecek kadar gür ve uzun diyerek bana ilk okunu atmıştın. Ben rüyalarımı sana yazmaya devam ettim. Sosyal medya hesaplarımı kapattığım ve sana ait hiçbir iletişim numarasının bende olmadığı depremin ilk günlerinde sabah uyandığım vakit aklımda kalan rüyayı ‘rüya, nerdesin?’ başlığıyla 1000kitap sitesinde Kara Kitap’a yorum olarak yazdığımda her şey maluma ilan olmuştu meğerse. Sen de biliyordun, ben de artık farkındaydım rüyamdaki urganın senin saçların olduğunun. Bizi birbirimize yaklaştıran şey ortak acılarımız mı diye sormuştum sana defalarca. Sen ortak zevklerimiz diye zırvalamasaymışsın keşke. Benim gördüğüm rüyalarmış çünkü bizi buluşturan. Seni hayatımdan tamamen çıkardığım şu günlerde ise sıklıkla rüyalarıma giriyorsun. Önce, seni görünce ağladığım bir rüya gördüm, aradan birkaç gece geçmeden instagram hesabıma uzunca bir mesaj attığın rüya. Rüyalarda buluşuruz şarkısını dinle diye espri yapardın sen muhtemelen, bunları sana anlatsaydım. Ama bu aralar en çok üzüldüğüm şey, birlikte tek bir fotomuzun bile olmayışı. Sahi biz hiç
İnsanlar ve HallerBoris Pasternak · Yapı Kredi Yayınları · 2013109 okunma
Meçhul değil, hesabın görüleceği bir maluma doğru
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Kimi zaman bir şey yapasımız gelmez, ilgimizi ve hevesimizi kaybettiğimiz zamanlar olur . Kimi zaman ise imtihan yerinde olduğumuzu unutup bazı meselelerle fazla oyalanırız. İşte tam da bu düşüncelerle meşgulken zamanın kıymetinden bahseden bu eserle tanışmam tam vaktinde oldu. … Âlimlerin hepsinin ortak kanaati şudur: Akıllı insanların elde etmek için uğraşması gereken en değerli şey vakittir. Vakit bir ganimettir ve içindeki fırsatlar servet bilinmeli, kapılmaya çalışılmalıdır. Hayatta sıkıntılar çoktur ama vakitler de hızla geçip gitmektedir. Vakti iyi kullanmak ise yapılması elzem şeyleri ehemmiyetlerine göre konumlandırıp yerinde ve zamanında yapmaktır. Yani zihnin dinlenmiş olduğu zamanları en önemli işlere ayırmaktır. Ve bizler zorluk çektiğimiz kadar temenni ettiğimiz şeye ulaşırız çünkü ilim rahattan fedakarlık ister. Zamanın Kıymeti-Pratik Baskı Abdulfettah Ebu Gudde
İslam - Düşünce
Zamanın Kıymeti-Pratik BaskıAbdulfettah Ebu Gudde · Takdim Yayınları · 20197,4bin okunma
7 ayet, 500 sayfa
10/10
·520 syf.·
2021 6. kitabı
Acaba "İlahiyatçılar okusun yeter." düşüncesiyle mi Ekrem Hoca bu kitabı çevirdi, diye düşündüm açıkcası. Sözlüksüz okursunuz ama anlamazsınız, iki cümlede bir sözlük karıştırmanız lazım, kaldı ki cümle içerisinde niteleme yapan sıfatları, zarfları çevirseniz bile bazen yerli yerine oturmayan kelimeler var. Örneğin 'iyi', 'doğru', 'güzel' bu üç kelime benzerdir ama farklıdır. Bileşik cümleler zincir market gibi peş peşe ancak kördüğüm olmuş, anlaşılmıyor. Anlamdaki boğuculuk da bana kalırsa en çok bu bileşik cümlelerden geliyor. Sadete gelirsem, Fütuhat çevirisini beğendiğim Ekrem Bey'in bu eserdeki çevirisini beğenmedim. Kitaba yorum yapmak haddime değil. 'Elhamdülillah' kelimesinin "Hamdin Hamde hamdi" olduğunu, tenzihe oradan varoluşa oradan teşbihe giderek anlıyorsunuz. Bilgi nedir, kulun bilgisiyle Allah'ın bilgisi arasındaki fark nedir, madum-malum-bilen üçgeninde bilenin maluma sureten ilişmiş olması, herşeyin zıddıyla bilinmesi gibi meseleleri ele aldıktan sonra Fatiha suresinin tefsirine geçen ve daha iyi bir çeviriyi hakeden 7 ayete yazılmış 500 sayfalık bir eser. Meal okuyanlar parmaklarını ısıracak.
Din
Fatiha Suresi TefsiriSadreddin Konevi · Kapı Yayınları · 20144 okunma
İnsanlığın, Barışın ve Çanakkele’nin Romanı
9/10
·381 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2020 23:45
Romanlar, bana göre hep bir adım öndedirler. Çünkü onlar diğerlerinden farklı olarak, hakikati bala bularlar ve bu balıda ancak balın tadını bilene sunarlar. Öyle ki; öyle bir eseri değerlendirmek nasip oluyor bize. Hem romanların duayeni, hemde sanatın ete kemiğe bürünmüş hali. Üstelik bir roman şehri, aşkın ve barışın kenti Çanakkale’den bahsetiyor; aşk ve muhabbet yüklü karakterleriyle. Yazarın samimi, yalın ve her paragrafının sonunda farklı alanlara dair yaptığı tespitleriyle okuyucuyu her bölümde edebi cümleler karşılıyor. Çok nadir olarak kitap okuduğunuzun bilincine varıyorsunuz. Dahası okumanızın ekseriyeti, romanın içinde erimekle varlık buluyor. Böylece romanın bünyesinde; maziye olan hasret, istikbale olan umut ile Çanakkale’nin tınısında vücut buluyor. ... Bu, yazarın okuduğum ikinci eseri. Benim için “Kuşlar, köstebekler ve Tanrılar” eserinin yeri hâlâ ayrıdır lakin maluma aldığımız eserin de ondan aşağı kalır yanı yoktur. Üstelik, duygusal ve zihni tespitler nazarında ondan üstünde diyebiliriz. .. Eser, 19 yüklü 20. yüzyıla götürüyor sizi. Oradaki ortam ve insanlarla tanışıyor, yetmiyor kaynaşıyorsunuz. Kozmopolit çevre, sosyal hayat, konjonktürel yapı gibi modern kavramlara dalmaksızın; aynı sofrada tarhana çorbası kaşıklayan ermeni-rum-türk dostluğuna şahitlik ediyorsunuz. Mahallede oyun oynayan çocukların, deniz kıyısında bakışan aşıkların, tavlanın hırsından dostane tartışan kardeşlerin, birbiri derdine şarap sunar aretlik sakilerin saflığına şahitlik ediyorsunuz. Üstelik üm bunları 21. Yüzyılın şarabından içmiş bir saki yapıyor. Bunu öyle ustaca yapıyor ki; 20. yüzyıldan bir ruh taşıdığına dolaylı olarakta reankarnasyona kolayca ikna olabiliyorsunuz. Romanın ilk altı da birlik kısmı; karakter, çevre ve olay tanımlamalarına, betimlemelere ve
Edebiyat
Mydos't İskelesiFazıl Sayın · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 201516 okunma