Kader ve insan iradesinin kesişimi, Sözler kitabının en derin bölümlerinden biri olan Yirmi Altıncı Söz’de kusursuz bir mantık örgüsüyle açıklanır. Eserde kader, insanın özgür seçimlerini elinden alan zorlayıcı bir zincir değil; zamandan münezzeh olan ilahi ilmin, insanın gelecekte neyi seçeceğini önceden bilmesi ve kaydetmesi olarak tanımlanır. Bu dikey ilişkiyi somutlaştırmak için kullanılan meşhur "tren" veya "gözlemci" benzetmesi, "ilim maluma tabidir" yani "bilmek, meydana getirmek demek değildir" kaidesini zihnimize yaklaştırır. Yüksek bir tepeden, kavisli bir rayda birbirine doğru ilerleyen iki treni izleyen bir gözlemci, trenlerin hızını ve mesafesini hesaplayarak iki dakika sonra çarpışacaklarını bir deftere not etse ve o kaza gerçekten gerçekleşse, makinistlerin suçunu bu gözlemciye yüklemek imkansızdır. Trenler gözlemci deftere yazdığı için çarpışmamış, aksine çarpışacakları önceden öngörülebildiği için o deftere kaydedilmiştir. İşte kader kavramı da insanı edilgen bir izleyici yapmaz; Allah, insanın kendi cüzi iradesiyle ve özgür iradesiyle hangi makas değişimini yapacağını, hangi yoldan gitmeyi seçeceğini zamansızlık boyutundan görerek kader defterine işler. Kul neyi seçerse, Allah onu yaratır; bu yüzden sorumluluk tamamen direksiyondaki insana aittir.
Reklam
Röportaj Yalan-dolan ile devran sürmeyi Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. Milletin başına çorap örmeyi Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. Rüşvet vermek, rüşvet almak nasıl şey Hazineden para çalmak nasıl şey Terlemeden zengin olmak nasıl şey Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. Erken palazlanıp erken ötmeyi Değirmenler kurup baş öğütmeyi Hele meydan meydan adam gütmeyi Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. Anlamayız kopya nedir, asıl ne Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne Üçkağıtta erkân nedir, usul ne Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. Viski, votka çekip keyif çatmayı Dansöz kucağında stres atmayı Milleti bölmeyi, vatan satmayı Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. Kaç tür hokkabazlık, kâhinlik varsa Kaç şeytanlık varsa, kaç cinlik varsa Dünyada ne hile, ne hinlik varsa
Kadim Yayınları
Kader
Kader, insanı zorlayan bir zorunluluk değil, ilâhî bir ilimdir. İnsan, cüz-i iradesiyle bir fiile yönelir, Allah da o fiili yaratır. "Belki kader, ihtiyarı teyit eder". 1. “Kader, insanı zorlayan bir zorunluluk değil, ilâhî bir ilimdir.” Burada deniyor ki: Kader = Allah’ın önceden bilmesi Zorla yaptırması değil Yani: Allah ne yapacağını bilir Ama seni mecbur bırakmaz Tasavvufta bu şöyle ifade edilir: “İlim, maluma tabidir.” (Yani Allah, sen yapacağın için bilir; bildiği için sen yapmazsın.) 2. “İnsan, cüz-i iradesiyle bir fiile yönelir…” İnsan seçer. İyi ya da kötü bir fiile niyet eder Yönelme insana aittir Bu, insanın sorumlu olmasının temelidir. 3. “…Allah da o fiili yaratır.” Fiilin yaratılması Allah’a aittir. İnsan ister Allah yaratır Tasavvufta bu denge çok önemlidir: İstemek → kuldan Yaratmak → Allah’tan 4. “Belki kader, ihtiyarı teyit eder.” Bu en derin kısmı: Kader, özgür iradeyi iptal etmez, aksine onaylar ve destekler Yani: Allah senin neyi seçeceğini bildiği için kader yazılmıştır Bu da senin gerçekten seçtiğini gösterir
Sayfa 466·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam