Taceddin Çakmak

Kızgınlık ile dolu, dünyaya dalan, dünyaya köpekvâri saldıran, halkın namusunun ayaklar altına alınmasına aşırı istekli olan bir kalp, görünürde kalp olsa da manen bir köpektir. Basiret nuru ise sûretlere değil manalara bakar. Bu âlemde sûretler manalara galiptir, manalar sûretlerin içindedir. Ahirette ise sûretler manalara tâbi olacak ve manalar üstün gelecek. Bundan ötürü her şahış manevi suretinde diriltilecektir.
Sayfa 114 - Cilt 1·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gördüklerin senin için; sen gör diye savruluyor, birikiyor ve birleşiyor. Çıkasın diye vardır yol, yolda ol diye uzanmıyor. Şöyle silkinip kendine gelse, bir baksa diye hareket ediyor her şey. Nihayet dahi senin için ilişiyor başlangıçlara. Herkes bitivermen için çabalıyor. Kimse bu devinim bitsin, sona ersin diye zorlamıyor. Gördüklerin yalnızca senin için; sen kendine var diye yâr oluyor.
Hayata Dair
Bir insan, Allah'ın azametini aktarmak için kullanılan "kibir" terimini kendi zatını ululamak için kullanırsa şirke girer. ahlaki faziletini tarif etmek için kullanırsa mensup olduğu zümreden üstün olduğunu bildirir. Bu üstünlük yalnızca birtakım sıfatlarla kalmaz Allah'a yakın olmaklığı zımnen de olsa muhatabına aşikâr eder. Bu tip insanlara direnen kimseler olmazsa Allah'a yakın olmaklık bizzat İlah olmaklığa bürünür. Aşağılar, tahkir eder, icbar eder, sözünü dahi muhalefete mahal bırakmadığı zannıyla savurur durur. Onun içindir ki insan -Ne olursa olsun- muhakkak kendine muhalefet eden dostlar edinmeli. Onların sözüne itimat etmeli; pazarlıksız, koşulsuz, duru bir bağla yoluna devam etmelidir.
Hayata Dair
Her fert âlem içerisinde bir gedik belki bir penceredir. Görmeye gitmenin adı olan ziyaret, aslında bu maksatla yapılır. Dolmuş olmanın verdiği şehvetle bir sevktir bu. Birine duyulan öfkenin, hayret edilen bir gölgenin, belki bir fikrin muhatabın gözünde nasıl göründüğünü öğrenmenin adıdır ziyaret. Fail olmaklık diye bir şeyin olması, bu yüzden rahatsızlık vericidir. İşte bu yüzden var olanı kendi zaviyesinden adlandırmanın adıdır insanlık. Uğruna kavga verildiği sanılan şeyin özünde bir hamal olduğu gerçeği... akmakta olanı başka bir zihne taşımaktan, takdir kazanması için bezemekten başka marifeti olmamaktır. Neyse olup biten, yalnızca yön değişmekten başka bir şey değildir. Dem, zaman, lahza, an... seni öğütürken aynı zamanda nasıl olduğunu gösteren lanet... Tasayla, gamla, hüzünle, gayretle ve birazcık gururla sevk edildiğin şeye dön de bir bak. Ilahın ilahlaşmak isteyene hiçbir imkan vermediği bir dünyadır burası. Kazandıklarının bir ihsan olduğunu, var ettiğini sandığın şeylerin yalnızca bir tecelli olduğunu ne zaman anlayacaksın?
Hayata Dair
Bazı insanlar hiç tanımadığı, sorulsa tercih dahi etmeyeceği bir eve doğmakla, sırf müşterek bir bağı izah etmek için tertip edilmiş birtakım terimlerle, doğmakla ve nihayetinde ölmekle lanetlenmiştir. Adına kader, felek, talih ne denilirse denilsin sırf Rabbin hikmeti sebebiyle boyun eğmek mecburiyetinde hissederler. Hoş, onu da bir vehimle yaparlar. Beceriksizlikleri yüzünden karşılaştıkları her sorunda ilahi bir mana ararlar. Arasınlar da, zira bertaraf etmek için tüm gücünü karanlık bir dehlize sevk edenler elbette hikmete ihtiyaç duyacaktır. İçin için yandıkları yetmezmiş gibi bir de bununla cedelleşirler. Biteviye tükettikleri ömürlerinin kalplerde ve zihinlerde gölgesi yoktur çünkü. Çünkü sevgili dostum, damarlarındaki kan korkunç bir azabın seyrini anlamaya çalışmakla akıyor. Ve gittikçe tıkanan, tıkandıkça şişiveren beyinlerine müzmin bir sancıdan başka bir şey ikram etmiyor. Zamandan hızlı akan düşlerinde biriken bu enkaz, kimlerin yardımıyla görünür oldu bilinmez. Servi ağacına yuva kuran serçeden, yanından hızla geçen hamile bir kadının umudundan, belki tasasız bir ayyaştan devşirdiği hislerle aşikar olmuştur her şey. Ne olursa olsun dünyadaki tüm yönlerin sadece bir yeri işaret ettiği bu muammada, ölümden gayrı kimse lanetin kendisine yardım edemez.
Hayata Dair