Taceddin Çakmak

İkazda, tavsiyede, taziyede acıyorsun; tebrikte, takdirde ve övgüde de kıskançlık ediyorsun. Saf tutuyorsun tapınaklarda bu kirli elbisenle. Secdeye vardığında bile pazarlık ediyorsun. Kendin için bir şeyler kılıyorsun, sana lütfediliyor, sen kendi hakkın zannediyorsun. Adalet diye kıvranıyorsun, fakirin sofrasına mercimek gönderirken ilahı, heybene altın koymaya mecbur ediyorsun. Öyle zannediyorsun, öyle yaşıyorsun. Etme.!
Reklam
Hz İsa'nın Reca halleri galip olduğundan güleç ve neşeliydi. Hz Yahya'nın havf ve haşyetleri fazla olduğundan daima ağlar inlerdi. Bir gün Hz İsa Hz Yahya'ya dedi ki: "Sizi rahmet-i ilahiyeden ümit kesmiş gibi daima ağlar görüyorum." Yahya Aleyhisselam şöyle cevap verdi: "Ben de sizi mekr-i rabbani'den emin olmuş gibi hep rahat ve güler görüyorum."
Sayfa 223
Hayata Dair
Kime öfkelendiğini, neye tepki verdiğini iyice ayırt et. Nefsine, aklına, gönlüne hükmetmenin imkân dahilinde olduğunu bilip de davran. Kendini inançların sebebiyle alt edilmez sanma. İrşada karar vermeden evvel dön de bir dolan etrafını. Islah edilmesi gereken çok şey görmen sana, izzet ve liyakat bahşetmez. Kime öfkeleneceğini, neye karşı olacağını iyice ayırt et. Bilmezsin esaslarını dünyanın. Yağmura rahmet dersin de akan bir damın vardır. Sahici olacağım diye çekme hayaline perde. Nice bedbaht vardır ki yalnızca hayalinde affedileceğini sanır. Etme, eyleme!
Hayata Dair
ARZ-U HÂL
ARZ-U HÂL Muktedirdim, kâmildim fakat ihmal ettim kendimi, tadını çıkaramadım hayatın. Sağa sola kulak verdim durmadan. Bir gün de "ben ne istiyorum" diye merak buyurmadım. Yorgunluğu sınadım bu hengamede, belki bir çıkar yol vardır umuduyla. Belki dünyadan ben de nasibimi alırım da çileden çıkmadan, isyan etmeden göçerim öbür dünyaya. Artık neylesin âdem beni, neylesin yerle gök. Gafletin sâyesi alıkoyuyor beni direnmekten. Bir isim konulacaksa bu hissettiklerimin adına, boş bir kursağı adi bir yemişin lezzetine tercih etmenin sancısını çekiyorum. Geç kalmanın, anne rahmine dönememenin zâyi olmaklığı var üzerimde. Yine de kalem sahibi ilâhın ve âlimlerin hatrı için sükûta sığınıyorum.
Hayata Dair
Kadim literatürde Bedevi- Hadari namıyla anılan, bugün ise İlkel- Medeni olarak tezahür eden şey bir tür ideal insan modelidir. Her iki kutupta kendi olmaklığı inkâr eden bir vaziyet olsa da bu; estetikle, ahlakla garanti altına alınmıştır. Medeni insanın davranışlarına taalluk eden bu kavramlar (ahlak- estetik) özü itibari ile insanı hassaslaştıran, ciddi tehlikelere karşı zayıflatan bir şeydir. Her nasılsa medenilik toplum nezdinde- buna rağmen- yücelik barındıran bir hâl olarak kendine yer bulmuştur. Fakat bu yücelik, çağdaş insan için davranışa dair değil de nesneye, eşyaya dair birikimi hedef alan bir vaziyet almıştır. Metaya sahip olmak güzel ahlaka, erdemlere sahip olmak olarak anlaşılmıştır. Ve bu sebeple çağdaş- medeni insan, bu vakte kadar insanın beşeri şehvetini tatmin etmeye yarayan söz konusu şeylerin tahkir edilesi bir şey olmaktan çıkarmış ve kendini tüm risklere rağmen bunlarla teskin ve tezyin etmiştir. Gülünç olan ise bedevilerde olduğu - pek çok ferdi için- varsayılan meteya, şehvete, kabalığa düşkünlük günümüzde adı değiştirilmiş şekilde sahiplenilmiş ve bununla, yine aynı gerekçeyle bedevilere karşı alçak, cesur taaruzlarda bulunanlar da olmuştur.
Hayata Dair
Reklam