Bilgisizliğin suretlerin yokluğuna verilen isim olduğunu belirten İbni miskeveyh, buna mukabil bilginin nesnelerin suretinin idraki olduğunu dile getirir. insan nesnelerin suretlerini yakalamak, yani bilgi elde etmek için bir tekellüfe girmek, meşakkat ve yorgunluğa katlanmak zorundayken söz konusu suretlerin yokluğu herhangi bir tekellüf gerektirmez. insanın bilgisiz olma durumunu boş bir levhaya benzeten İbni Miskeveyh, boş levhaya yazı yazmanın, harflerin şekillerini çizmenin ancak tekellüf ile gerçekleşebileceğini ifade eder. ona göre levhayı olduğu hal üzere bırakmanın hiçbir zorluğu yoktur.
Muhatabın kabahatini -ya -ya uçlarıyla düzeltmek mümkün görünmüyor. Ona şartlar sunmak bu bakımdan hiç vicdanî ve makul değil. Zira insan, bahsi geçen hâli yakalamış şekilde doğmuş değildir. Ona bir müddet tayin etmek lazım gelir. Ki kırsın kabuğunu, yücelmek için yeri yarsın. Bir şekilde bu hususun idrak edilmesi gerekiyor. Çünkü tekâmül denilen olgu ya da varoluş, dışardan müdahele ile pek mümkün olmuyor. O'nu kendi tesirinizde bıraktığınızda, seçmesi ve tefekküre konu etmesi için zemin hazırlamadığınızda kendisine yalnızca bir ayna tutmuş olursunuz; kendinize benzetmiş olursunuz. Hoş parmak uzatırken parmağınızın temiz olduğu zannına dair herhangi bir mülahazaya imkan da vermiş değilsiniz. Kabahat, kusur, günah ve emsallerine dair yargılarda bulunurken bu hususlara eğilmek zannımca önem arz ediyor.
Dünya kötülüklerle dolu değildi, hakim duygu iyilikti. Eğer dünya kötülüklerle dolu olsaydı insanlar Epstein adasına değil evladına merhamet eden annelere şaşırırdı.