Puan vermedi·128 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:43
O dönemde bu coğrafyada yaşayan Manisa taşralısı Chuck Bass ın Anayurt Empirede ki hayatının özeti ( sadece Chuck kediyi öldürmezdi ) Ortalıkçı kadında Blair
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2026 434. kitabı
Sorma! Ya bir gölge oluşmaz mı hiç, hep ışık var mı oluyor camdan yüreğine akan duru, düzensiz kararlılık için? Nilgün Marmara Türk edebiyatının en önemli romancılarından, gazetecilerinden ve diplomatlarından biridir. Türk toplumunun Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadarki değişim sürecini eserlerinde başarıyla yansıtmış, aynı zamanda Türk Dil Kurumu'nun kurucuları arasında yer almıştır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Fecr-i Âti ve Millî Edebiyat dönemlerinde eserler vermiş, realizm ve natüralizm akımlarından etkilenmiştir. Tarihsel Dönemleri Yansıtması: Romanlarında Tanzimat Dönemi, Meşrutiyet yılları, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi Türk toplumunun geçirdiği siyasi ve sosyal dönüşümleri işlemiştir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Siyasi ve Diplomatik Hayat: Sadece bir yazar değil; milletvekili (Mardin, Manisa) ve çeşitli ülkelerde elçi olarak görev yapmış bir devlet adamıdır. Çok yönlü okuru sıkmadan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nu tanıdık yazar Sayıl Cengiz Gündoğdu'nun kalemimden okuduk kıtabımızi..
Araştırma inceleme deneme edebiyat
Yakup Kadri KaraosmanoğluSayıl Cengiz Gündoğdu · İnsancıl Yayınları · 20242 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkiye gezmesi çok ucuz bir ülke ve insanı da yardımsever!
9/10
·288 syf.··
2026 43. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:02
İnsanlar doğar, yaşar ve ölür. Arkasında dürüstlük, doğal dostluk ve sıcaklık bırakırsa her zaman yaşar ve de anılır. Bazen böyle oluyor; en sevdikleri, insanın hayatından tak diye çıkıyor, diyor Johann Wolfgang Von Goethe bir kitabında. Oysa, "Hayat bizi yavaş yavaş ölüme alıştırır," diyordu Orhan Kemal El Kızı'nda... #305423857 Ölümler mi hızlanmaya başladı biz mi giderek yavaşlıyoruz? Necip Fazıl Kısakürek misali, "Kefenimizden evvel çürüyoruz." Y - A - V - A - Ş - L - A - Y - I - N . . . Koştukça geç kalıyorsunuz çünkü. Acele ettikçe yetişemiyorsunuz. Oysa bir şehri tanımanın en iyi yolu yürümekten geçer: "Yürüyeceksiniz. Gençseniz ve bir şehirde gönlünüzce yürümüyorsanız orayı gezdiğinizi söyleyemezsiniz." Hızla akıp gidiyor çağ ve o çağın akıntıya kapılıp giden insanlarıyız. Ufacık tatillere kocaman geziler sığdırmaya çalışıyor, gittiğimiz yere en hızlı ulaşım araçlarıyla gidiyor, nereler popülerse orayı gezmeye çalışıyoruz. Ne gezdiğimiz yerleri kendimiz seçiyor ne de oraya dair bilgileri araştırıyoruz. Oysa, "... şehri gezerken bile okuyacaksınız. Yirmi saat geziyorsanız mesela, iki saat okuyacaksınız," diyor İlber Hoca, keşif ancak böyle mümkün, o ruhu koklamak... youtube.com/shorts/2_pLX7mX... "Öğrenmek kolay; fakat hiçbir şey yapmadan sızlanmak daha da kolay." Gel Dünyayı Keşfedelim, Dünyadan Türkiye'ye uzanan bir yolculuk, Asya'nın bozkırlarından yola çıkıyor, Avrupa'yı aşıyor, Balkanları geçiyor, Ortadoğu'dan Türkiye'ye uzanıyorsunuz. Bütün yolculuklar gibi bu yolculuk da kahramanın evine dönmesi ile son buluyor: İzmir'den Ayvalık'a uzanıyor, Eskişehir'i tadıyor, Ani Harabelerinden Kars'a sesleniyorsunuz. Her yol gibi bu yol da muhakkak Aksaray'dan geçiyor, Türkiye'nin İtalya'sı Safranbolu'nun atmosferini soluyor, Kapadokya'yı
Gel Dünyayı Keşfedelimİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2024823 okunma
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
Genç kızlar romanını okuduğumda daha 20 yaşların başında idim. Muhtemelen gezici kütüphaneden aldığım kitapların arasındaydı. Cok romantik gelmisti. Yıllar boyunca aradım. Yazarı kimdi? Hangi yayınevinden çıkmıştı? Bilmiyordum. İki üç gün önce aklıma geldi, yapay zekaya sordum ve büyük bir sürprizle karşılaştım. kitabın yazarı Arnavutköy kız Koleji'nde okuyan çok genç bir Türk kızıymış. Normalde yabancı dilden çeviriler yapıyormuş "Kendim kitap yazsam tutulur mu ?diye sorduğunda da hayır demişler. O da böyle bir çözüm bulmuş Manisa'da ailesinin yanındayken tefrika halinde yazmış Kitabın geçtiği yer, İstanbul'da Arnavutköy kız Koleji, romandaki kahramanlarda kendi arkadaşları yıllar sonra itiraf ettiğinde hiç kimse inanmamış.hayat ne ilginç. Nihal Yeginobalı'nin kitabı Genç kızları tekrar okudum. Aynı keyfi aldın mı bilmiyorum. herhalde yazar ile yapılan söyleşideki itirafları da beni etkiledi. Ama en onemlisi, şimdiki ben o zamanki ben değildim. Sonuç olarak başkalarının kitabının benim kitabım diye sunulduğu bu dönemde kendi kitabının başka birinin kitabıymış gibi tanıtması çok ironik geldi. Emeğe, hayal gücüne ve okura dokunan kitaplara saygı.
Genç KızlarNihal Yeğinobalı · Can Yayınları · 2014279 okunma
Bir kahve içtiler ve…
9/10
·192 syf.·
2020 26. kitabı
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var. I. BÖLÜM 1) Aynalı Baba ile Konuşma ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.” “Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.” ↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) “Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. - Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır. Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri: (1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh) (2) Mevlana = Mesnevi (3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm (4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir. (5) Spinoza = Etika → Mantıkut Tayr (Kuşların Dili) → Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı → Siddhartha 2) Yokluk Tepesi Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı) Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,4bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 69. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 15:39
HADİYE'YE MEKTUPLAR . Reşat Nuri Güntekin. Yaşamı boyunca roman, hikâye, tiyatro, çeviri ve gezi yazılarıyla bilinen bir yazarımızdır. #hadiyeyemektuplar ise yazarımızın görünmeyen_bilinmeyen yönlerine dair bir ışık bizlere. 1927 nişanlılık döneminden 1941 milletvekili olduğu dönemine uzandığımız, eşi Hadiye Hanım'a yazılmış seksen dört mektup. Ankara başta olmak üzere Adana, Bolu, Erzurum, Edirne, Konya, Manisa, Denizli, Kütahya'dan yazılan mektuplar. Müfettişlik yıllarında kaleme aldığı mektuplarda genel olarak Hadiye'den uzakta yaşadıklarını kaleme alırken eşine olan sonsuz özlem ve sevgisine, birlikte geçirdiği zamanların hasretine, kavuşma tarihlerine, sağlık durumlarına, çalışmalarına ve yaşadığı olaylara değiniyor #reşatnuri . Eski ıstırapların hatırasını unutamayan, kolay kolay unutamayacak olduğunu düşündüğünden bazı bazı mektuplarında o günlere geri dönen bir Güntekin. Bazen Hadiye'sinden mektup almamanın merakını dile getiriyor, bazen işlerin yoğunluğuna. Arka planda ise hem kendi özel yaşamı hem de döneme dair izler . Özleyen, yorulan, sevinen, kırılan, bekleyen bir eş var satırlarda. Satır aralarında dönemin bürokratik havasına değinirken, kalabalıklar içinde bile nasıl da yalnız olduğunu ifade etmesi kaleminin gücünü ortaya koyuyor. Hadiye'ye sevgisi o kadar büyük ve naif ki, seneler geçse bile ilk günkü tazeliğini koruyor 🩷. Eşinden aldığı mektuplarla ayakta duran, neşe bulan, sıhhatine kavuşan bir aşık o. Mektuplardaki edebi lezzeti ise belirtmeye lüzum yok ama söylemeden de geçmek istemedim. Eski Türkçe'nin yumuşacık ve etkileyici havasıyla dile getirilen sevdiğine bağlılık ifadeleri, geçmiş zaman ilişkilerinin inceliği eserin nasıl da kıymetli olduğunu gösteriyor . Birde yazmış ya sevgili Reşat Nuri, " Allah bağışlasın öyle bir saatimiz bir
Hadiye'ye MektuplarReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202679 okunma