9/10
·794 syf.··
2026 7. kitabı
#kitapyorumu KİMYA-İ SAADET EBU HAMİD MUHAMMED BiN MUHAMMED EL İMAM GAZALİ KİMYA-İ SAADET’E GİRİŞ Gökteki yıldızların, sahralardaki kumların, hava zerrelerinin, yağmur ve deniz damlalarının, ağaç yapraklarının sayısınca, sayı ve rakamla ifade edilemeyen hamd ve senalar; vahdet divanının sahibi ve azamet sarayının süsleyicisi olan Allah’a mahsustur. Onun birliğinin delilleri güneş kadar parlaktır. Sıfatlarının azameti kesin delillerle malûmdur. Onun yüce şanının kemalini ancak yine kendisi bilir, onun ezelî ilmine hakikate ezelî bilgisinden başka giden yol yoktur. O her türlü eksiklikten münezzehtir. Âdem onun hakikatini anlamanın aczi ve şaşkınlığı içerisindedir. Akıl yoluyla onun kemaline ulaşılmaz. Akıl yıldızları (Allah nurdur) mertebesinin başlangıcında batar. Hüner sahipleri, “Ben size can damarınızdan daha yakınım” merhalesinde ilerlemekten yorgun ve bitkin düşmüştür. Zâtını hakkıyla tanıyamamak aczini ve kusurunu göstermek, velilik mertebelerinin sonudur. Hamd ve senasına takat getirememek, peygamberlerin ona yaklaşımlarının sonudur. Fakat onu tanımaktan tamamıyla ümid kesmek de uzak bir sapıklıktır. Onu hakkıyla tanımak için benzetme yapmak ve misal getirmek de faydasızdır. Zira kulluk makamında ve hizmet dairesinde gerekli olan “Ben ancak insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım” ilâhî düsturunun mânâsına uyup gereğini yapmak ve hakikî mâbudun, kayıtsız şartsız yaratıcının şaşılacak işlerini ve azametli sıfatlarını düşünmekten bir an geri ve habersiz kalmamaktır. Böylece bütün âlemdeki nurun onun nurunun parıltısı olduğu, onun kudret denizinden seçilip yaratıldığı anlaşılır; “Mülk Allah’ındır” köprüsünden “Allah’tan başka bir şey yoktur” manzarasına geçilir. Milyonlarca salât ve selâm; insanların efendisi, peygamberlerin sonuncusu,
Kimya-i Saâdet (4 Cilt Takım)İmam Gazali · Arslan Yayınları · 19815 okunma
Puan vermedi·432 syf.·
2026 1. kitabı
Macar yazar László Krasznahorkai'nin 2008 yılında yazdığı bir romandır. Farklı zaman ve yerlerdeki sanatçılara odaklanan, bazıları tarihi kişiler, bazıları ise kurgusal olan, bölümlerden oluşan bir anlatıya sahiptir. Bölümler arasındaki tematik bağlantı, romanın bölümlerinden birinde yer alan Japon tanrıçası Seiobo'da görülebilir, 1'den başlayıp 2584'te biten Fibonacci dizisine göre numaralandırılmıştır. 1. Kamo Avcısı Kamo Nehri'nde balığını avlamak için hareketsizce bekleyen bir Ooshirosagi kuşu var . Yoğun güzelliği fark edilmiyor, ancak avını vurduğu anda görülseydi, görgü tanığının hayatını değiştirebilirdi. Bölüm, balıkçıl kuşu ile Kyoto şehrinin daha büyük boyutları ve fark edilmeyen güzellikleri üzerine bir meditasyon arasında gidip geliyor. 2. Sürgündeki Kraliçe Bu bölüm , Filippino Lippi tarafından sipariş edilen ve Kraliçe Vashti'nin Kraliyet Sarayından Ayrılışı (1480) tablosunu da içeren bir dizi düğün sandığının siparişini ve resmini ve o zamandan beri sandıkların tarihini anlatmaktadır . Kraliçenin güzelliği o kadar arzu edilen ve hayranlık uyandıran bir güzelliğe sahiptir ki, birçok kraliçelik geleneğinden kopmayı başarır, ancak sonuçta bir kadın olarak itaatsizliği onu sürgüne götürür. Filippino, Ester Kitabı'nın hikayesini tasvir eden düğün sandıklarını sipariş eden Yahudi aileyi etkileyen yetenekli genç bir ressamdır . İki sandık arasında, altı panelden beşini atölyenin ustası Sandro Botticelli tarzında boyar . Son panelde, Botticelli'yi eşsiz güzelliği karşısında hayrete düşüren Kraliçe Vashti'nin Kraliyet Sarayından Ayrılışı tablosunu resmeder. Sonraki yüzyıllarda tablo, dönüşümlü olarak Botticelli veya Lippi'ye atfedilir. Sandıklar parçalara ayrılır ve paneller birçok koleksiyon ve müzeye dağılır. Bilim insanları, resimlerin güzelliğine pek
1000Kitap
Seiobo Orada, AşağıdaydıLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 201976 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beş Şehir Kitap Tahlili
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 09:47
Beş Şehir Ahmet Hamdi Tanpınar Tanpınar Beş Şehir adlı kitabında İstanbul'a madde ve mana olmak üzere iki yönden bakmıştır. MADDE: " Tarih, mimari,peyzaj, ticaret hayatı, yaşam,sanat, şehrin görünümü, İstanbul'dan insan manzaraları, semtlere bakış, eğlence hayatı v.b. " Tarih: Yazar, tarihi kullanarak İstanbul'daki değişimi, insanların değişimini hatta İstanbul ile başka şehirlerle arasında ilişki kurmada kullanmıştır. Örnek: " Birinci Dünya Harbi'nden sonraki Fransız nesrinde hemen on yıl önceki Paris'in hasreti belli başlı bir temadır. İstanbul böyle değişmedi, 1908 ile 1923 arasındaki on beş yıl o eski hüviyetinden tamamıyla çıktı. Meşrutiyet inkılâbı, üç büyük muharebe, birbiri üstüne bir yığın küçük, büyük yangın, malî buhranlar, imparatorluğun tasfiyesi, yüzyıldır eşiğinde başımızı kaşıyarak durdurduğumuz bir medeniyeti nihayet 1923'de olduğu gibi kabullenmemiz onun eski hüviyetini tamamıyla giderdi. " Mimari: İstanbul'un eski halini ve şimdiki halini karşılaştırırken eski mimari ile yeni mimari hakkında bilgi vermektedir. Mimarinin yanında kullanılan eşyalardan da bahsetmiştir. Örnek: " İstanbul'un asıl iç manzarasını şehnişinleri, cumba ve çıkmalarıyla, saçak ve sayvanlarıyla, bir kadife gibi yumuşak çizgileri ve süsleriyle çok renkli olan bu sivil mimari yapardı. " Örnek: " Çocukluğunda, İstanbul'un hemen her evinde, saat başlarında, ' Entarisi ala benziyor' u, yahut ' Üsküdar 'dan geçer iken' çalan masa saatleri vardı." İstanbul'dan İnsan Manzaraları: Yazar, İstanbul'daki sokaklarda insanların yaşamını incelemiştir. Örnek: " Satıcı sesleri bunlardan biriydi. Eski İstanbul mahallelerinde bu sesler bütün bir günü baştanbaşa idare eder, saatlerin rengini verirdi." Eğlence Hayatı: Eski İstanbul ile yaşadığı İstanbul'un eğlence anlayışını karşılaştırmıştır. Örnek: " Şehirde yeni
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202414,2bin okunma
İstiridyeden Çıkan Bir İnci Yahut Ragranok
Puan vermedi·102 syf.·
2025 11. kitabı
Her hikaye, bir toprak mahsulüdür. İthal roman anlayışı bir “moda” olarak Türk edebiyatında yer bulsa da hiçbir zaman karşılık bulamamıştır. Yaşar Kemal’in başarısı da buradan gelir. Alaylı birer toplum mühendisi olan yazar taifesi, kendi ideal toplum anlayışını sunar ortaya koyduğu metinlerinde. Toplumsal gerçekçilik anlayışı kitleyi, estetik modernizm akımı ise bireyi ele alarak sürdürür *tahrir vazifesini*. Ortada öyle veya böyle büyük bir propaganda vardır ama bu alışık olduğumuz “sahtekarlık üzerine inşa edilen eylemci propaganda” türünden değildir. Yazar, var olan manzarayı bize aktarır. Manzaranın hikayeye dönüşmesine imkan tanıyan olayların alt metnini kendi fikir dünyasına göre doldurur. Sözgelimi; Nasreddin Hoca’nın eşeğe ters binmesi popülist düşünceye göre, “ne yapsam da şu köylünün aklını başından alacak ustalıklı bir cevapla kendi keskin dehamı mı bir kez daha kamuoyuna duyursam?” planının bir parçasıdır. Bu anlayış üzerinden Nasreddin Hoca’yı, köylü kandırarak itibar devşiren bir sahtekar olarak tanımlayabiliriz. Fakat hikemi tarz veya doğu didaktizmine göre Nasreddin Hoca’nın bu eylemi, öğretme metodlarından bir metottur. İnci romanının yazarı Steinbeck için de değişmiyor bu kaide. Elbette spoiler vermeyeceğim. Geçimini denizden sağlayan bir ailenin paraya ilk kez ihtiyaç duyması ve ardınca gelişen olaylar zincirini okuduğumuz İnci romanı, sağlam bir mülkiyet eleştirisi üzerinden ilerliyor. Sineklerin Tanrısı kitabından ve insan insanın kurdudur anlayışından bolca izler taşıyan insani ilişkiler, dramatik gerilim eğrisini alabildiğine zorluyor. Roman boyunca üst sınıfın namussuzluğunu ve parasız köylünün masumluğunu bizlere resmeden yazarımız, talihin veya tanrının yardımıyla statü atlamak üzere olan Kino ve ailesine merhamet etmiyor. Büyük bir
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
10/10
·240 syf.··
2025 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2025 22:33
Yaklaşık 1 ay önce büyük bir iştahla okumaya başlayıp bitirdiğim şaheserle herkese merhaba şaheser diyorum çünkü psikoloji kitapları okumayı çok seviyorum, özellikle de nevrotik hastalıklara karşı özel bir ilgim var. Özellikle histeri (Tabii artık histeri rahatsızlığı tıp literatüründe tek bir hastalık olarak sınıflandırılmadığından belirtilerine göre farklı bozukluklar altında ele alındığını belirtmekte fayda var. Ben yine de histeri kelimesini kullanmayı tercih ediyorum.) en ilgimi çeken rahatsızlıklar arasındaydı. Histerinin Ana Semptomları, Pierre Janet'ın psikolji öğrencilerine verdiği bir seminerden alınarak kitaplaştırılmış, dolayısıyla da klinik bir dilde yazılmış. Yani direkt konuya giriş yapsın ve beni bilgiye boğsun diyorsanız tam size göre Peki histeri nedir? Özetlemek gerekirse histeri, özellikle kadınlarla ilişkilendirilmiş ve duygusal taşkınlık, kontrolsüz tepkiler veya bedensel belirtilerle kendini gösteren bir durum olarak tanımlanmıştır. Ancak histeri bu yetersiz açıklama ile kafamızda yüzeysel bir profil bile oluşturmuyor bence ve bu nedenle hakkında konuşmayı çok sevdiğim ve chatgpt ile sohbet etmekten biraz sıkıldığım için notlarımdan faydalanarak dilim döndüğünce açıklamaya çalışacağım fakat biraz uzun bir yazı olabilir... Histeri, her şeyden önce en mühim semptomu nöbetler olan konvülsif bir rahatsızlık ve bir sinir hastalığıdır. Somnambulizm yani uyku nöbetleri sırasında hezeyanlara dalmak her türden nöropatik rahatsızlıkta görülmez. Müstesna bir nevrozun -histerinin- mühim bir noktasını oluşturur. Somnambulizmlerin en temel karakteristik özelliklerinden biri kendilerini sınırsızca tekrar etmeleridir. Tüm atakların, aynı hareketleri, ifadeleri ve sözleri tekrar ederek tıpatıp aynı olması ile birlikte, belirli bir atak sürecinde de bir süre
Histerinin Ana SemptomlarıPierre Janet · Pinhan Yayıncılık · 202024 okunma
9/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2024 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2024 03:01
On iki seneyi aşkın bir süre devam eden beyin fırtınasında ; kimi Ali Yüksel Erbeden'e ait, kimisi de yine kendisine çarpıp bu kitaba eklenmiş düşüncelerin oluşturduğu kitap ; Aforizmalar. Kitaptan birkaç alıntı bırakıyorum buraya, devamı ve çok daha fazlası elbette kitapta :-) "Hiçliğin, çaresizliğin pençesindeki, ölüm korkusunu yenmiş kişi, bu noktadan hareketle aşkın bir tutum geliştirebileceği gibi ; kötücül, yıkıcı bir anlayışa da gidebilir." "Erdemsizlikle suçun ayrımı nasıl yapılacak? Hak, hakikât adalet ayrı, erdem ayrıdır. Erdem adaletten üstündür." "Bilmek ne demek? Bilmek, anladığını zannetmektir." "Bilinç aşkınlığında benlik kaybolur. Kendine gelmek isteyen, kendini aşmak zorundadır. Ve başkaları için diye bir şey yoktur. Her şey kendi içindir. Başkaları ya istifade eder ya da maruz kalır... En büyük ego kendinden vazgeçendir." "Alçakgönüllülük ve tenezzül birdir," diyor Adorno. Evet, bence de öyledir. Samimi değilsen 'tenezzül' etme. Samimi olmak bile aslında öyle olmamaktır. Olduğun gibi ol. Kırmadan izah et,harbi ol ya da sessiz kal... "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol." Mümkün mü? Perdesiz yaşayan kimse var mıdır? Olmuş mudur? O kadar temiz kalınsa bile o kadar doğrudan olunabilir mi? " "Şükretmek ;kendini rahatlatıp, yukarıda gözü olmadan, aşağıdaki için de hiçbir şey yapmadan oturmak ise ben yokum. Haline şükredebilirsin ama aşağıdakiler mücadeleye devam etmeye, yukarıdakiler de hakkaniyeti gözetmeye çalışmalı." "Sakın hiç kimsenin fikrini tabulaştırmayın. Sakın sorgulamayı bırakmayın. İnanmayı seçtiğiniz doğruyu yaşayın ama dayatmayın, dayatanlara da yüz vermeyin. Gösterin ama manzaranın değişebileceğini de hatırlayın ve hatırlatın. Herkesin “kendi” olabileceği, farklı olanları bir arada yaşatabilecek düzeni isteyin. "
1000k
AforizmalarAli Yüksel Erbeden · Elpis Yayınları · 20234 okunma