Bunu hiç hayal ettiniz mi? Zaman zaman çok büyük bir stadyumda binlerce kişinin sabit olmayan daireler çizerek hareket ettiğini hayal ederim. Bilirsiniz gök cisimlerinin yörüngeleri de sabit değil, sürekli genişliyor. Stadyumda çoluk çocuk binlerce insan devamlı yeri değişen daireler çiziyor. Ve hiçbiri ötekine çarpmıyor. Bunun için nasıl bir senkronizasyon, nasıl bir hesap gerekir? Bu hareketin kendi kendine olmasını aklınız alıyor mu? Muhteşem, muazzam bir manzaradır bu benim nazarımda. Yani gözünüzü kapatın ve hayal edin. Hepsi hareket hâlinde yapıştığı bir yer yok, bir direk yok, bir yönetici yok, bir iple bir yere bağlı değil, görünürde hepsi muallakta, hepsi boşlukta. Hepsi yolunda, hepsi nizamında, hepsi mahfuz, korunmuş bir şekilde, yüzüyor da yüzüyor.
Sayfa 202·Kitabı okudu
Karakteristik rüya manzarasını korurken kişinin entelektüel yaşamının devamı olan ve uyandıktan sonra hâlâ yeni ve değerli görünen gerçekler ve fikirlerin yaşandığı rüyalardan biriydi.
Sayfa 37 - Kopernik Kitap·Kitabı okudu
Distopya
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Onları kurtaracak hiçbir yardımcı YOKTUR!
«Ve onlara yardım da edilmez.» Onları azab-ı ilâhiden koruyacak hiç bir yardımcı yoktur. Kim senin kimse namına bir şey ödeyemediği, hiç bir fidyenin kabu olmadığı kıyåmet gününde insanların toplu olarak bulunacakları-dan dolayı, buradaki ifade şekli de cemi olarak geliyor. Ayetin başlangıcında hitap şeklinde olan ifade tarzı, burada gaip sığasına dönüyor. Böylece âyetin hükmü umümileşmiş oluyor. Şu halde ba umûmi prensipler o gün muhatab olanlarla birlikte bütün insan lara şamildir. Bundan sonra âyet-i kerime Allah'ın İsrail oğulları üzerindeki nimetlerini saymaya başlıyor. Bu nimetleri ne şekilde karşıladık-larını, bunca delilleri nasıl inkår edip de küfrettiklerini, niçin yoldan çıktıklarını kaydediyor .Bu nimetlerin başında da Îsrail oğullarını Firavun'un ve etbaının ellerinden çektikleri elim azabtan kurtarması gelir: «Yine hatırlayın o demleri ki oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakmak suretiyle işkencenin en kötüsü ile sizi cezalandıran firavun hanedanından kurtarmıştık. Bunda sizin için Rabbınız tarafından pek büyük bir İMTİHAN vardır. Hem o zamanları da yåd edin ki; sizin için denizi yarmış da, hepinizi kurtarmıştık. Firavun hanedanını da kendiniz bakıp dururken suda boğmuştuk» Kur'an onların hayalinde, vaktiyle duçar oldukları sıkıntılı günleri tekrar canlandırıyor. Bu kadim neslin torunları olmaları hasebiyle — karşılarında azap manzaralarını tasvir ettiği gibi kurtuluş tablosunu da gözleri önüne seriyor. Onlara diyor ki : «Sizi Firavun hanedanından kurtardığımıa ani düigüinüin.» Hani, devaml azab sektiginiz demleri. Sanki azab
Sayfa 146 - Çelik yayınevi cilt 1.
Alıntı
Bir Yazar Bir Kitap
Kim Olmayı İstiyorsun? Hayatta çözüm diye bir şey yoktur. Sadece hareket halinde olan güçler vardır. Bu güçleri uyandırdığımız anda, çözümler kendiliğinden gelecektir. ANTOINE DE SAINT-EXUPERY 9 * Gerçekte sınırlar sadece bizim beynimizdedir. Bu sınırları kaldırabilirsek önümüz uçsuz bucaksız imkânlarla doludur. Asıl harika olan ise, bu fikrimizi artık sadece salt inançlarımıza veya tahminlere dayandırmak zorunda olmayışımızdır. 10 * araştırmalar inançlarımızla sadece kendi hayatımızı değil, çevremizi de etkilediğimizi ortaya çıkarmıştır. Düşünce gücümüz ve hislerimizle hayatımızda olmasını arzuladığımız tüm değişiklikleri yapabilme imkânına sahibiz. Hatta inanışlarımızla, DNA'mızı bile değiştirebilir, vücudumuzun kendi kendini tedavi etme mekanizmasını harekete geçirebilir, yaşamımızda mutluluk ve sevinç rüzgârları estirebilir, kısacası mümkün olduğunu düşündüğümüz her şeye ulaşabiliriz. 11 * İmkânsız, sadece bizim imkânsız olduğunu düşündüğümüz şeydir. 11 * En yeni bilimsel araştırmalar, duygu, düşünce ve inançlarımız sayesinde her şeyi yapabilme gücüne sahip olduğumuzu, hiçbir şüpheye yer bırakmaksızın ispatlıyor. Zira duygularımızla desteklenmiş ve kaydedilmiş inançlarımız muazzam bir rezonans alanı oluşturuyor. Ve bu rezonans alanındaki titreşimlerle uyum içinde olan her şey, evet dünya üzerindeki her şey, bu titreşime ayak uydurmak durumunda kalıyor. 11 * İstediğin kişi olabilseydin eğer, kim olmayı isterdin? Seni bundan alıkoyan şey nedir? 12 1. BİRİNCİ BÖLÜM DÜNYAYI DEGİŞTİREN BULUŞLAR Rezonans Nedir? Resonantia= Akis. Rezonans= Eko, yankı, titreşim. 17 Rezonans Kanunu, evrendeki her şeyin birbirleriyle titreşimler aracılığı ile nasıl iletişim halinde olduğunu anlamamızı sağlar. Vücudumuzun her bir organı ve hücresi de dahil olmak üzere dünyadaki bütün
Koridor
Devamlı aynı manzaranın önünden geçiyorlar, ama manzarayı görmüyorlardı.
Sayfa 69 - Premium Harmony·Kitabı okudu
Alıntı
Barok sanat
Gotik hareket, öbür dünyanın sonsuzluğunna, barok hareketi ise, bu Dünya ve evrenin gizli sonsuzluğuna yönelmişti. Barok sanat, kuvvetlerin dramatik çarpışmasını temel motif olarak ele alıyordu. Bu boğuşma, kuvvetli, dramatik bir inançla orta Çağ ile Rönesans’ın aydın fikirlerinin boğuşması gibidir. Barok, hareket halindeki figürlerle adeta devamlı bir boğuşma ve olay sahnesini canlandırır. Bütün figürler, dini, politik, toplumsal ve sanatsal unsurların birbirleri ile bir ölüm kalım savaşına girdiği, birbirine girmiş bir bütün gibidir. Her şey bütün detaylarıyla, kendini gösteren bütün abartmasıyla ortaya çıkmıştır. Barok, bütün değerlerin eleştirildiği bir ortamdır. Ancak barok, bu eleştiriyi bir sentez için yapıyordu. Hristiyanlığın ve antikite değerlerinin bir senteze tabi tutulduğu gibi. Barok, gerçekçi görüşler yanında/mitolojiyi, geçmişi, Hristiyanlığı bir araya getiriyor ve kaynaştırıyordu. Bu, aslında barok kültürün tüm manzarasını vermektedir. Yalnız gösteriş, tantana, debdebe ve süs barok’un havasıydı. Barok mimarisi, resmi ve heykeli ile, mutlak hakim olan gösterişli bir krala layık görülen bir saray ve kilise sanatıdır. Kuzeyde ise, müreffeh ve hayatından memnun bir burjuvazinin sanatı olarak görülmektedir. 1700 yıllarından itibaren Osmanlı imparatorluğu, çöküş devrinde, batıdaki bu abartmalı sanatı görecek ve çöküş içinde olmasına rağmen, kendine layık bir sanat olarak benimseyecektir.
Sayfa 392·Kitabı okudu