schop

schop
@marcelprous7
weltschmerz.
Keşke Doğu, Batı’nın en iyi yanlarını asimile etmiş olsaydı, bu ikisinin sentezinden nasıl da tam bir karakter çıkardı ortaya.
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir insanın bir başkasına yapabileceği en büyük komplimanlardan biri, onlara ilgi göstermek. İnsanın kendisini zenginleştirmesinin en iyi yollarından biri, başkalarının ne düşündüğünü öğrenmek.
Felsefe
Güç sahibi insanlar, kendilerine inanmayı bıraktıklarında, hiç kimsenin kendilerine inanmadığını hissettiklerinde ve bir de sözlerini tutamadıklarında intihar ediyor. Uzmanlar, doğru çıkmayan tahminler yaptıklarında ve başka uzmanların ne söylediğini anlayamaz hale geldiklerinde intihar ediyor. Nazik insanlar, nezakete yer olmayan meslekler yaptıklarında intihar ediyor. İntiharın en sık rastlanan biçimi, ümidini kaybetmek. Ancak tüm intiharlar arasında en hüzünlü olanı, minnet duygusunun intiharı. Kıskançlık, açgözlülük ve kibir gibi ortadan kalkması mümkün görünmeyen kronik hastalıklar, ancak minnet duygusuyla kontrol altında tutuluyordu. Bir zamanlar toplumları bir arada tutmuş bağ buydu ya da en azından insanların kırgınlıklarını yatıştırmıştı: tanrılara, atalara, ebeveynlere, öğretmenlere, komşulara, doğaya duyulan minnet. Ancak toplum daha eşit olmak peşinde koştukça, minnete daha az yer kaldı; minnet, bağımsızlığa karşı bir hakaret ve özsaygının reddi olarak algılandı. “Minnetin bedeli yüksektir” demişti Gibbon. “Minnet bir yüktür” demişti Diderot. “Minnet, köpeklerin muzdarip olduğu bir hastalıktır” demişti Stalin.
Felsefe
Biz iki dünyada yaşıyoruz, dedim Gambetti’ye, acıklı ve hain ve sonuçta öldürücü olan gerçek dünya ile fotoğrafı çekilen, tümden yalan ama insanlığın büyük çoğunluğu için arzu edilen ve ideal olan dünyada.
Edebiyat
Fotoğraf çektiren insanları çektirdikleri fotoğraflarda mutlu görünme isteğine ne itiyor sürekli olarak, hiç değilse aslında oldukları kadar mutsuz görünmeme isteğine? diye düşünüyorum. Herkes mutlu bir insan gibi görünmek istiyor, asla mutsuz olarak değil, her zaman tamamen sahteleştirilmiş olarak, hiçbir zaman gerçekte olduğu gibi, yani herkesten daha mutsuz olarak değil. Hepsi de her zaman güzel ve mutlu görünmek istiyor fotoğraflarda, hepsi de çirkin ve mutsuz oldukları halde. Fotoğrafa sığınıyorlar, kasten, onları tümüyle sahtelik içinde mutlu ve güzel ya da hiç değilse gerçekte olduklarından daha az çirkin ve daha az mutsuz gösteren fotoğrafta büzülüp kalıyorlar.
Edebiyat