Anladım işi sanat Allah'ı aramakmış, marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış. Necip Fazıl Kısakürek
1000Kitap
"Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun. Kusuru örtmeyi marifet edin ! işte o zaman kusursuz olursun." Hz. Mevlana
Alıntı
Reklam
*ÂB-I HAYAT - 4862* Büyükler buyurdular ki; Marifet, kazanmak değil, helalinden kazanıp, helal yolda harcamaktır. Unutmayın ki, sarf etmek kazanmaktan tehlikelidir. Hadis-i şerif net ve açıktır. *"Hayra vesile olan, hayır işlendikçe sevap kazanır. Şerre âlet olan, o şer işlendikçe kendisine günah yazılır".* Hiç değer mi? İnsanın kendi parasıyla kendisini Cehenneme atması hiç akla uygun mu? İbadetler on kısımdır. Dokuzu helal lokmadadır. Çocuk daha anne karnındayken Cebrail aleyhisselam gelir ve çocuğa, Allahü teala senin dünyada yiyeceğin rızkının üzerine ismini yazdı, der. İnsanlar rızkını arar, rızk da sahiplerini arar bulur. Onun için mübarek Hocamız buyurdular ki, hiç kimse kimsenin rızkını yiyemez. Hiç kimse de rızkını yemeden ölmez. Rızk, ibadet etmek sûretiyle sevap kazanmak için bir âlettir. O helal ise hesabı var, haram ise azabı var. Adam namaz kılıyor, hacca gidiyor, ne hayırlar yapıyorsa, buna benzer şekilde paralarıyla da sevap kazanması lazımdır. Çünkü o para onun sevap kazanması için bir emanettir. *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
ALLÂHÜ TEÂLÂ’DAN HAKKIYLA KORKMAK
İbrahim bin Edhem (rah.) Hazretleri buyurmuşlardır ki: “Bir gün Allah dostlarından olduklarını anladığım bazı zâtlarla karşılaştım. Onlara, “Allâhü Teâlâ’dan hakkıyla korkmamı sağlayacak nasihat ve tavsiyede bulununuz.” dedim. Bana dediler ki: “Şu husûsları aklından çıkarma: • Çok konuşan kimsenin kalbi, gaflet içindedir, ona hikmet uğramaz. • Halkla çok haşır neşir olan kimse, ibadetin lezzetine nâil olamaz. • Dünyaya aşırı düşkün kimseler için sû-i hâtimeden (son nefeste imansız gitmesinden) korkulur. • Marifet nurundan mahrum olan kimsenin kalbi ölüdür. • Zâlim bir kimseye, zulmünde yardımcı olan, dinde istikamet sahibi olamaz. • Yaptığı ameller ile halkın rızasını arayan kimse, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına nâil olamaz.” MUHARREM AYININ BİRİ İLE ONU ARASINDAKİ NAMAZ Muharrem ayının 1’i ile 10’u arasında bir defa olmak üzere, 2 rekâtte bir selam vererek, 6 rekât namaz kılınır. Bu namaz, akşam namazı ile yatsı namazı arasında kılınabileceği gibi, bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsı namazından sonra da kılınabilir. Namaza şöyle niyet edilir: “Niyet eyledim yâ Rabbi, senin rızâ-yı şerîfin için namaza. Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veya herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise bu hakkın ödenmesi için. Allâhü Ekber...” 1. Rekâtte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 Âyetü’l-Kürsî, 11 İhlâs-ı şerîf. 2. Rekâtte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 10 İhlâs-ı şerîf. 3. Rekâtte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 Tekâsür Sûresi (Elhâkümü’t-tekâsür...), 11 İhlâs-ı şerîf.
Din
Ey sevgili, biz seninle denk değiliz. Ben bana şefkatle yaklaşan kalbi incitmem; Sen kırmayı marifet sanırken, Ben korumayı sevda bilirim.
1000Kitap
ZÂHİR-BÂTIN İLİŞKİSİ...
(...) Mânâ-kalıp, muhteva-şekil, bâtın-zâhir ve keyfiyet-kemmiyet ikilikleri, asıl-gölge münasebetinin form meselesindeki karşılıklarıdır. Yâni görünmeyen-görünen, iç-dış, öz-ifade, sır-tecelli ilişkilerinin ilk düzeni burada kurulmuş olur. Bâtın-zâhir ikiliği, Şeriat ve Tasavvuf bahsinin asıl omurgasıdır. Zâhir; bâtının hüküm, ifade, amel, şekil ve nizâm alanında görünmesidir. Şeriat zâhirdir; hüküm, ölçü, yol, nizâm ve dış çerçevedir. Tasavvuf bâtındır; marifet, kalb, sır, ruh ve iç oluş derinliğidir. Şeriat’sız tasavvuf sapma; tasavvufsuz Şeriat kabuklaşmadır. Dolayısıyla zâhir-bâtın bir bütündür. Büyük Doğu-İBDA ilişkisinde, Şeriat-Tasavvuf bahsinde, sahabe ve topluluk hakikati bahsinde, mezhep ve tasavvuf bahislerinde sürekli çalışır. -REHA KANSU, "İbda Düşüncesinde Temel Kavramlar (2)", -I- Mânâ-Kalıp İlişkisi-, besincidevre.org, 14 Haziran 2026-
Tefekkürât
Reklam
Reklam