1610-1810 yılları arasında Mauritius ve La Reunion'a götürülen 160.000 kölenin yaklaşık %45'i Madagaskar'dan idi. Madagaskarlı köleler, nispeten isyankardılar. İçlerinden çoğu intihar etti; bunun başlıca nedeni de Avrupalılara mağlup olma
korkusuydu. Okyanus üzerinden nakilleri sırasında kölelerin isyan çıkarması, sık rastlanan bir durumdu. Maskaren Adaları'na vardıklarında da genelde kaçmaya çalışıyorlardı. Neredeyse hiç kimse Madagaskar'a dönmeyi başaramamıştı ancak dağa kaçan kölelerin (Maroon) birlik kurdukları da oluyordu.
For pirates the punishment called marooning consisted of putting an offender ashore on some deserted island, in effect making him a Maroon or a fugitive—and leaving him to die. Usually the offender was provided with a pistol so that when hunger and thirst became unbearable, he could kill himself. It was a punishment that pirates usually applied only to traitors, and only after a majority vote.
İlk köle seferlerinde kölelerin yaklaşık olarak yarısı Atlas Okyanusu'nu -daha sonraları yolculugun bu aşamasına "orta yolculuk" dendi- geçerken ölüyordu; ancak daha sonraları, gemi sahipleri kölelerin hayatta kalmalarını saglamaları durumunda daha fazla kâr edeceklerini görünce ölüm oranı düştü. Köleler her aşamada çalışmayı reddederek, aletleri sabote ederek, kaçarak veya ayaklanarak esir alınmalarına karşı koydular. Karayipler'deki çoğu adada ve Güney Amerika kıtasın da maroon adı verilen kaçak köle toplulukları, ormanlık veya bataklik alanlarda bir araya geliyor ve plantasyon sahiplerinin veya hükümet yetkililerinin denetiminden uzakta yaşıyorlardı.