4/10
·436 syf.··
2024 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2024 21:37
2024 yılı bitmesine bir ay kala bu yıl içinde basılan Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2024'inde önceki seçkilerdeki Sezai Özden'in el emeği göz nuru çizimleri yerini artık hayatımızda yardımcı asistan görevi yapan yapay zeka tarafında tasarlanan ve öyküleri anlatan sinematik gerçekçi öykü resimleri yer aldı. Öykü seçkisinde öyküler, önceki seçkilerdeki öykü kalitesindeki düzeyinden gittikçe uzaklaşırken öyküleri tek tek nesnel anlatımlı olarak inceledim; En Uzun Yol (Arda TİPİ); Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılığın başrolde olduğu yerli bilimkurgu öyküsünde insanların nutuklarını keserken son paragrafın gereksiz olduğu da izlenimi veriyor. Rüya terapisiyle zaman yolculuğu yapıldığını görürken öykünün kırılma anı ise nutukları kesen o gizemli yaratığın varlığıdır. Ruhsal ve fiziksel betimlemelerle olayın gerçekleştiği labortuvarda kendimizi bulmakta alıkoyamıyoruz. Robokurt (Muhittin Yağmur POLAT); Öykünün adı yarı Slavca yarı Farsça olsa da içerik olarak yerli bilimkurgu olarak kabul edilmesi su götürmez bir gerçektir. Öncelikle Robokurt için Dargankaşkır adı öneriyorum çünkü hayvan robotlar için metal anlamına gelen "Dargan" ve hayvan adları bir araya getirerek kullanabiliriz. Öyküye dönersek üniversiteyi kısa sürede bitirmek için bitirme tezi olarak hayvan zekası destekli yapay zekalı kuladargan yapıp üniversiteye sunmalıdır. Öykü ilk etapta ruhsal ve fiziksel betimlemeler ile durum öyküsü olarak ilerken birden kontrolden çıkan Dargankaşkır, ormana kaçıp insan zekası öykünen yapay zekadan yapıldığı için neden kaşkırıya dönüştürüldüğünü sorgulamasıyla öyküde akıcılık, merak ve heyecan, sahneye çıkmasıyla öykünün sonuna nasıl geldiğini bilmiyorsun. Girdaptaki Esaret (Çağla ZENGİN); Öykü seçkisindeki tam anlamıyla %100 yerli
Bilim-Kurgu
Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2024Kolektif · Liman Yayınevi · 20246 okunma
Puan vermedi·92 syf.··
2024 46. kitabı
Hikeyeler çekip alındığında insanlıktan geriye ne kalır? Ninniler en basit hikayeler değil midir? Onlarla büyürüz. Sonra devreye mutlu sonla biten hikayeler, yani masallar girer. Şarkılar ise notaya dökülmüş hikayelerdir. Biraz daha büydüğümüzde de hikayenin farklı biçimleri olan öykü ve romanlarla tanışırız. Filmler, görüntülerle anlatılan hikayeler değil midir? İdeolojiler ise, masallara biraz teori, biraz sosyoloji, biraz ciddiyet ve çokça bağırış eklenmesinden başka nedir ki? Velhasıl, damarlarımızda kan yerine hikayeler akmaktadır. Tarık Dursun K. öykü kitabına 'Hepsi Hikaye' ismini vermekle sanki bu gerçekliğe işaret etmiştir. Tarih, kronolojik sıralamalara tabi tutulmuş hikayelerdir diye tanımlanabilir. Geçmişimiz ise, bizzat yaşadığımız, ya da kıyısından geçtiğimiz, gölgemizin üzerine düştüğü, uzaktan baktığımız ya da uzaktan görüldüğümüz hikayelerin bir toplamı değil midir? Kutsal kitaplar bile hakikate hikayenin elbisesini giydirirler. Hikayeyi yaşamak, hikayeyi anlatmak ve o hikayayi dinlemek, insan olmak yani insan kalmakla derinden bağlıdır. Tam da bu noktada söylenecek söz şudur: Kapitalizmin mutlak bir barbarlık diye tanımlanmasının temel nedenlerinden biri de; insana dair olumlu ne varsa bunları tutup üzerinde 'Para-Kar' yazan mezara gömerek, insanlığı tek kötü hikayeye mahkum etmesidir. Öykü, hikayenin dans eden çıplak halidir. Bir eli de her zaman şiire uzanmaktadır. Bu nedenle de iyi öyküler yazmak için ustalığın çile yolunu epeyce yürümek gerekiyor. Sine Ergün'ün YKY'dan çıkmış 'Bazen Hayat' adlı kitabı bağırmak yerine fısıldayan, bunu yaparken de insanları sımsıkı kavrayan öykülerden oluşuyor. Ursula K. Le Guin "Hikaye, hikayeyi anlatma şeklinin ta kendisidir" derken bu gerçekliği işaret etmektedir. Fazlalıklarından arınmış her öykünün bir
Bazen HayatSine Ergün · Can Yayınları · 2012363 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·197 syf.··
2024 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2024 18:33
Öncelikle bu kitap kesinlikle sizi bilgi seline uğratacak bir kitap. Fakat bu kitap bilgiyi size direkt vermiyor, sizi bilgiyi arayıp bulmaya teşvik ediyor. Her sayfada bu dünyadan geçmiş, küçük ya da büyük bir iz bırakmış bir kadının yaşamından kısacık bir kesit okuyorsunuz. Eğer Güney Amerika siyasi tarihine çok hakim değilseniz okuduğunuz kadınların bir çoğunu tanımıyorsunuz. Ve doğal olarak hemen internete gidip araştırmaya başlıyorsunuz. Böylece daha önce adını bile duymadığınız fakat çok ciddi işler başarmış ya da bir çok zaman vicdansız bir şekilde hakları yenmiş, dövülmüş, tecavüz edilmiş, mal gibi gibi davranılmış kadınlarla tanışıyorsunuz. Bu anlamda her yeni sayfa sizin için acı verici bir öyküye çıkabiliyor. Bir diğer husus var ki; bazı hikâyelerin ”kadın hakları” adı altında servis edilebilmek için biraz abartıldığını düşünüyorum. Örneğin Arjantin bayrağını çırılçıplak vücuduna sararak, milli marş ile dans eden kadın, bir erkek olsaydı da aynı tepkiyi alırdı diye düşünüyorum. Veyahut kitap boyunca bahsedilen devrimci kadınların işkence görmesi, mahkum edilmesi hatta öldürülmesi ekstrem bir durum olarak anlatılırken, sanki yazar bize; “Kadın olmasına rağmen devrimci oldu.“, “Kadın olmasına rağmen mücadeleye devam etti.” demektedir. Elbette bir fikri savunan dünyanın herhangi bir yerindeki devrimci bir bireyin işkence görmesi, mahkum edilmesi, öldürülmesi kabul edilebilir bir şey değildir. fakat bu durumu yaşayan tüm bireyler erkek de olsa kadın da olsa çoğu zaman aynı kaderi paylaşmıştır. Feminizmi yaşamaya ve yaşatmaya çalışırken, kadın haklarını savunurken acaba kadını ayrıcalıklı konuma getirmeye çalışıyor olabilir miyiz? Acaba kadını tabiri caizse ‘handikaplı’ tür gibi düşünerek, ona farklı davranılmasını toplumsal cinsiyet eşitliği zannediyor
Edebiyat
KadınlarEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20242,664 okunma
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2023 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2023 16:27
Seride, en sevdiğim film hep Ateş Kadehi olmuştur. Filmleri defalarca izlemişimdir ama birçok kişi tarafından filmlerin kitabı çok iyi yansıttığı söylendiği için kitabın bu kadar farklı olacağını düşünmezdim. Filmleri izlerken hiç sormadığım soruları kitapta sormaya başladım ve sonunun gelmesini heyecanla beklerken bir yandan da bitmemesi için uğraştım. Özellikle de son iki kitaptır böyle. Ve ben, tamamen kendi kişisel zevklerim (filmleri izlerken eşe dosta, “aslında şu kısımda şöyle oluyor…” vb. sözlerle eşi dostu gıcık etmek ) için, kitapları okurken film ile kitap arasındaki ufak farklılıkları (e ufak demek zorundayım çünkü sonuçta birçok Harry Potter hayranı filmlerin kitapları çok iyi yansıttığını düşünüyor) not alıyorum. İlk iki kitapta belki de toplasak beş - on sayfa etmeyecek farklılıklar, üçüncü kitapta, ilk iki kitabın notlarından daha fazla olmuştu. Dördüncü kitapta da -hep böyle gidecekse işimiz var- ilk üç kitabın farklılıklar notlarından daha fazla hale geldi. Kim okur, kimin işine yarar, kim önemser bilemem ama meraklısı varsa ilgisini çekebilir diye paylaşmak istiyorum. 1-Riddle Evi -Riddle’ların evi orada kimse oturmamasına rağmen hâlâ aynı şekilde anılıyor. Yıllar önce evdekilerin hepsi enteresan bir şekilde öldürülmüş. Hiçbirinde kurşun yarası, bıçak yarası vs yok. Frank ismindeki bir bahçıvan eve yeni yetme bir çocuk girdiğini söylüyor. Kimse ona inanmıyor. Ev şimdilerde zengin bir adamınmış ve orada oturmuyor ama hala Frank’e ödeme yapıyor o da bahçıvanlık işini yapmaya devam ediyor. -Kılkuyruk, Voldemort’un yanına giderken Bertha Jorkins isimli bir büyücüyü de yanında getiriyor. Voldemort onu sorgulayıp işe yarar bilgiler aldıktan sonra onu öldürüyor. -Frank isimli yaşlı Muggle adam, koltuğun arkasından kendisiyle konuşan Voldemort’a
Harry Potter
Harry Potter ve Ateş KadehiJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202336,4bin okunma
Karaca ayının 5.betiği (2021 yılında okuduğum 105.betik)
8/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2021 105. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2021 22:46
Esrarengiz Hikayeler platformu sayesinde kalemi tanıyordum. Yaşadığım düş kırıklığından sonra platformda herhangi kalemin öyküsünü okumuyordum çünkü sütten ağzım yanınca yoğurdu üfleyerek yemeye başladım. Onu ilk kez Gelişme Hedefleri adlı öykü seçkisinde okudum ve kalemini beğendim. Öykü seçkilerinde onun kalemini izlemeye başladım. Tuhaflıklar Cildi ve Silsile öykü seçkilerindeki öykülerini okudum. Daha sonra kendisinin ricasıyla onun ilk solo öykü seçkisini okumaya başladım. Yumurta / Gelecek / Saklı / Şans / Tohum: Resmen ağzımı açık bırakan bir öykü oldu. Heyecan, merak ve akıcılığın uyum içinde dans ettiği öyküde en heyecanlı kısımda öykünün bittiğini öğreniyoruz. O yaratığın annesi Venüs'e dönüştürülen İştar ve babası da ya Harut yada Marut olabilir mi? İnsan ile Melek melezi bu yaratığın insanlarla ortak yanı annesi İştar'dan gelen insanımsı özellikler olabilir. Öykü genişletilirse bu sorunun yanıtı alabilir miyiz? Yok edici toplum ise şeytanlar olduğunu düşünüyorum çünkü şeytanların insanı tahammül etmediği gibi melekle çiftlenmiş meleze de tahammül edemezler çünkü kendileri her şeyden üstün olarak kabul ederler. Deneyim Tüccarının Aşkı: Öykünü okuyunca Oshçi'nin bir insan olduğunu tahmin ettiriyor. Oysa Oshçi'nin aslında yapay zeka olduğunu öğrenince ters köşeye yattığını his ediyorsun. Aslında yapay zekada insansı özellikler olması öyküye fantastik hava katmıştır. Belki de yazar, Japon İşi adlı filmin tesirinde kalmış olabilir. Elbette kendisi neden böyle yazdığını biliyor. Yani buradan sosyal medya tanışmalarında titizliğin önemini vurgulatıyor. Oshçi gibi yapay zeka karşımıza çıkmaz. Onun yerine bize zarar veren kötü insanlar çıkar. Eşitleyici: Öncelikle akıcı bir öykü olduğu için sıkılmadan öykünün sonuna geliniyor. Eşitleyicideki kaza sonucu
Edebiyat
Kanyonaltı'nda Bir TekinsizGökçe Mehmet Ay · Mantis Yayınları · 20212 okunma
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 853. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2021 13:25
Temmuz sayısını da geride bıraktık. Tübitak Marmara araştırma gemisinin haberiyle başlıyor, Çin’de kurulan yeni bir uzay istasyonu, küresel ısınma, Genymede uydusu, Mars çekirdeği gibi teknoloji haberleriyle giriş yapıyoruz. Neredeyse her yayında olduğu gibi doğa ile yeşil ile alakalı dikkat çeken yazı mevcut. Çünkü “Temiz Dünya Vizyonu” artık hepimizi ilgilendiren, ben köyde yaşıyorum, benim evim ormanın içinde gibi cümlelerle bile geçilmeyecek duruma geliyor. Ormanlar yok oluyor, hayvanlar yok oluyor, sular kirleniyor, buzlar eriyor, içme suyu yok oluyor. Doğa adeta dengesini yitiriyor ve doğayla hayata tutunan bizler artık umursamaz olamayacağız. Yağmur yağmazsa bitkiler yetişmiyor, kar yağmazsa içme su kaynakları kurumaya başlıyor. Geçiştirmenin anlamı olmadığı gibi bu konuyu umursamayan, geçiştiren, önemsiz gösterenlerin de açıkçası GERİZEKALI ve çok daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Evet, hareket halinde olmanın yani hareket etmenin vücuda faydası olduğu, her hareketin ve hatta duruşun bile bir önemi olduğunun bilimsel olarak da kanıtı bulunduğuna göre: “Hareket Önemli ve DURUŞ Önemli!” diyebiliyoruz. Zihinsel, fiziksel ve hissi. Dans, nefes düzeni, duruş, kas hareketleri... Temel anlamda her şekilde bir anlam var. Buna dikkat etmek gerek. Özellikle PC başında gün geçiren bizlerin ileride sağlığını kaybetmesi daha muhtemel. Amerika, Çin ve BAE tarafından Mars’a gönderilen araştırma araçları da derginin konusu. Özellikle BAE’nin ilk gönderdiği araçla iniş yapabilmesi yani %100 başarı oranı yakalaması üzerinde durulmuş. Darısı başımıza! Bu sayıda Balon Balığı anlatırken bunu tanıtmamız zorunluluk demiş editörler. Nasıl falan derken sonradan gördüğüm yazıyla biraz üzüldüm. Bu yıl Van’da birisi Balon Balığı yediği için hayatını kaybetmiş. Pasif zehirli bir balık
Bilim ve Teknik - Sayı 644 (Temmuz 2021)Bilim ve Teknik Dergisi · Tübitak Yayınları · 202173 okunma