Şurası gerçek ki her bakımdan rahattım ama hiçbir şeyden de hoşnut değildim. Her haz bir başka hazzı aratıyordu bana. Eğlenceden eğlenceye koşuyordum. Gecelerce dans ediyordum, varlıklara ve yaşama gittikçe daha da deli oluyordum. Kimi zaman dansın, hafif alkolün, zincirimden boşanışımın, herkesin kendini hoyratça bırakışının beni hem yorgun hem doygun bir coşkuya sürüklediği o gecelerde geç vakit, yorgunluğun son noktasında ve bir an için varlıkların ve dünyanın gizemini sonunda anladığım duygusuna kapılıyordum.
Ama ertesi gün yorgunluk yok oluyor, onunla birlikte gizem de uçup gidiyordu; ben de yeniden atılıyordum.
Böylece koşup duruyordum, her daim dolu fakat hiçbir zaman doymamış vaziyette, nerede duracağımı bilmeden, ta ki müziğin kesildiği, ışıkların söndüğü güne, daha doğrusu geceye kadar. Mutlu olduğum eğlence ise... Fakat goril dostumuza seslenmeme izin verin. Kendisine teşekkür etmek için başınızı sallayın ve en önemlisi, içerken bana eşlik edin, yakınlığınıza ihtiyacım var.
Romanlar mahzun insanı omuzları çökmüş, gözleri sönmüş, hareketsiz ve sessiz bir insan diye, yani daha açıkçası bir miskin şeklinde tasvir ederler.
Bende daima bunun aksi olmuştur. Ne zaman derin bir üzüntüye kapılsam gözlerim parlar, tavır ve hareketlerim neşelenir, içim içime sığmaz olur. Dünyayı hiçe sayıyormuşum gibi kahkahalarla gülerim, türlü gevezelik ve delilikler yaparım. Mamafih öyle sanıyorum ki yakın kimsesi ve başkalarına açılmaya kabiliyeti olmayan insanlar için bu daha iyi bir şeydir.
Çünkü bir suç düzleminde yaşıyoruz. Bu memlekette “güç” denince akla “kötülük yapabilme kapasitesi” gelir. İnançlar, kabuller, ideolojiler, tahminler, kanaatlar, varsayımlar, iddialar… grup çıkarına, kişisel arzulara göre şekillenir. Tutkuyla savunulan görüşlere dikkat; hiçbirinin mantıksal dayanağı yoktur. Velhasıl mevcut koşulda ellerinizi kirletmeden adım atamazsınız. Masumiyet, önünde sonunda, öyle ya da böyle cezalandırılır.
Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun. Üzülürsün. Pişman olursun. Sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın.