Tam anlamıyla hiçbir şey değildim ben. Aklımla kalbimin, halimle sözümün, teslimiyetimle vehmimin arasında kaldım ben. Aklımı gösteren isimle aşkımı gösteren ateş arasına düştüm, o uçurumda yittim ben..
Modern hayat seni bir tüketim kölesi yapıp israfın tuzağına düşürerek hayatına ipotek koyuyor. Ve gerekirse hayatının bütün nadide parçalarını haraç mezat satıyor. Duygularını, düşüncelerin, bedenlerin, en nadide zamanların, gençliğin gonca gülünün, ömrün en güzel meyvelerinin banknotlarla takas edildiğini görmüyor musun?
Modern hayat sana parayı çok pahalıya satıyor. Sense mevsim sonu indiriminden, aldığın bilmem kaçıncı ayakkabının ucuzluğuyla seviniyor, kazandığın bir kaç kuruş için keyifleniyorsun. Para en kıymetli şeyleri almaya yetmiyorken, en ucuz şeylerin bedelini hayatınla ödüyorsun çoğu kere... Para için kendini harcarsan, para için harcadığın kendini para harcayarak satın alabilir misin?
Hayat size verilmiş en büyük armağandır. Değerini fark edemezseniz bile en azından hak etmeye çalışın.
...
Etrafınıza bir bakın, insanların bu inanılmaz armağanı nasıl mahvettiklerin görün. Dert zannettiğiniz şeyler dert falan değil. Üç bin yıl öncesine ait Hitit tabletlerinde de hayat pahalılığı ile ilgili yazılar var...
Çünkü büyük resmin yarısı bu taraftaysa diğer yarısı öbür taraftadır. Her ikisini bir arada görecek kadar yükselemeyenler için resim tek taraflı ve eksik kalır.