Suyun kaynağına bakmanın, bir çocuk gibi koşulsuz merak etmenin, önce kendimize sonra dışarıya bakmanın işe yarayacağına dair binlerce yıllık şaşmaz bir bilgi var elimizde. Nedir bu bilgi? Apollon Tapınağı’nın girişinde yazan ancak artık kahve kupalarında, Matriks gibi filmlerde bile bilinçaltı çerezlerine dönüştürülmüş olan Kendini bil mottosu.
Rezonans alanımız içimizde derinden titreşen bir Matriks gibidir. Dışarıya, bizi varlığımızın özüne bağlayan bilgiler gönderir ve bu bilgilerin benzerlerini de bize çeker. Böylece bizi çevreleyen alanı bir ders sistemi olarak kullanabiliriz bize ulaşanları ya da daha doğrusu hayatımıza çektiklerimizi düşünerek Neyi yapmaya programlandığımızı okuyabiliriz. Diğer her şeyle aramızdaki dayanışma, kendimizi anlamamıza yardım eder ve bu potansiyelden yararlanmanızı sağlar.
Rezonans halindeki DNA'nın yanı başımızda ya da dünyanın öbür ucunda olmasının bir önemi yok. Günümüzde, zaten bahsedilen bu enerji alanının Matriks, kuantum alanı tüm duygu ve düşüncelerimizin iletiminden sorumlu olduğuna ikna olmuş haldeyiz ve bu tepki ışık hızından bile daha hızlı gerçekleşiyor!
Rol paylaşımında toplumsal cinsiyet bir kere önemini kaybedince, Judith Butler'ın tabiriyle "heteroseksüel matriks"ten, yani karşımıza çıkan bütün cinsel konumları verili bir "kadın/ erkek" ikiliğine göre "konuşlandıran" anlayıştan da çıkmış oluyoruz.
... kitaplıkları, eşi benzeri görülmemiş bolluğun ve servetin sembolü, başka herkesin içinde yaşadığı sibernetik matriksin çok ötesinde olan kendi hayatının bir simgesidir.
"Demem o ki 'geri dönmek' diyorsun. Kirliliği giderek tescillenen bu dünyada, altında durduğun incir ağacı yeniden yaprak verse. Tamam, keşke. Ama her yol, sapılmamış olanın hatırasını kazıyor ruha. Matriks'in sonu yok hasılı. Hangi yola sapsak aklımızın diğerinde kalması kaçınılmaz. Seçilen her yol seçilmeyene ilişkin bir feda ediş içermek mecburiyetinde.
Her insan kendine güven kadar sermayesi olsun ister. Ancak kendi dışında cereyan eden büyük bir iradenin varlığına teslim olmak insanı çıldırmanın eşiğinden geri çekebilecek yegâne kuvvet. 'Ne gelirse göklerden geliyor' diyebilmek. Yaşamın bize sunduğu en büyük ödül bu. Kader işte."