Ubik ,gerçeklik, bilinç ,ölüm ve varoluş temalarının akıcı bir dille işlenildiği bilim kurgu romanıdır .
Yazarı ilk kez bu kitap ile tanıdım .Gerçekten sarsıcı ve merak uyandırıcı bir konuya sahip.
Felsefe ve bilimin iç içe geçmiş hali adeta .Daha önce bu tarz bilim kurgu okumamıştım .Ve yazarın tarzını beğendim .
Romanı okurken en çok şu soruyu sordum gerçek olan nedir ?Zihin yaşarken mi aktiftir yoksa ölümden sonra mı ?
Yazar bu konulara hitaben yarı ölü kavramını kullanıyor. Gerçekliği, karakterler üzerinden çözerken felsefeden ilham alıyor .
Kurgusuna bir kaç alt başlık ekleyerek zirveye oynamış adeta yazar. Bu alt başlıklar ise şöyle;simülasyon, çoklu gerçeklik ,evren içinde evren çoklu boyut yada bir diğer deyişle paralel evrenler ..
Tüm bunları birleştirerek heyecan katmış kurguya .Sadece bu kadar değil .Romanın bel kemiği olan ve ilk sayfadan itibaren merkezde yer edinen psişik yetenekler ,ileri teknoloji (biraz da matriks tadında ),telepatlar ,zamana müdahale eden varlıklar)ve ubik adında gizemli bir madde. Tüm bunlar birleşince kuantum felsefesi ve kuantum fiziğinde de yer edinmiş oluyor roman ..
Sonlara doğru zaman algısının alt üst olması iç içe geçişler çok iyiydi .
Ve romanın sonunda neyin gerçek neyin kurgu olduğunu hala tam anlayamıyorsun .Tam da bu yüzden "Gerçeklik zihnin bir ürünüdür " fikrini destekliyor .Ve bu postmodern felsefede sıkça tartışılan bir konudur. Bu arada kitap 1969 yılında ilk basılmıştır :).
Gerçeklik, yok olduğunda gitmeyen şeydir."
"Hayat bir hapishanedir. Bizler içeride, ölüler dışarıda özgürdür."
"Yaşamak bir anlamda her an ölmektir. "
"Geleceği görebilmek, onu değiştiremeyeceğin gerçeğini daha da acı hale getirir."
"Gerçeklik, insanlar onun gerçek olduğuna inandığı sürece vardır."