Kitabı ilk gördüğümde kapağını hiç beğenmemiştim, bitirdiğimde ise bir hikaye ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi diye düşündüm.
Hayatta kalanlar, alkolik ebeveynleri tarafından ilgi görmeden büyümüş, yıllar içinde birbirlerine karşı yabancılaşmış olan üç erkek kardeşin, annelerinin vasiyeti üzerine çocukluklarının geçtiği yazlık evde bir araya gelip geçmişleriyle yüzleşmelerini konu alıyor. Bir bölümde geçmişten bügüne, diğer bölümde bugünden geçmişe gidiyoruz. Hep bir şey olacak diye gerginlikle okudum kitabı ve son sayfalarda bir aile dramının, travmanın içinde buldum kendimi. Bir insanın, nasıl bir evde doğduğunun , hangi şartlar altında büyütüldüğünün tüm yaşantısına ve karakterine olan etkisinin çarpıcı bir şekilde gözler önüne serildiği bir metin.
İlginizi çektiyse, edebi olarak büyük bir beklenti içine girmeden ve yazılış tekniğinden dolayı ara vermeden okumanızı tavsiye ederim aksi takdirde kitabın içine girmekte zorlanabilirsiniz.
“Terapist de ona beynin olağanüstü bir organ olduğunu söyledi. Farkında olmadığımız şeyler yapardı. Bazen travma yaşadığımızda zihnimiz anılarımızı değiştirirdi. Benjamin bunun nedenini sordu, terapist de, “Dayanmak için” diye cevap verdi.”
Hayatta KalanlarAlex Schulman
“Kitaplar onları okuduğun ruh hallerine göre farklı izlenimler bırakırlar. İlk okumanda sana banal gelen bir kitap ikinci sefer içinde yangınlar tutuşturabilir çünkü bu arada bir acı yaşamışsındır, bir yolculuk yapmışsındır ya da sevdalanmışsındır.”