“Bütün kadınlar güllerin kanına boyanmıştır.”
Marcel ProustAlper Canıgüz beşinci romanı olan Kan ve Gül arka kapak yazısında da yazdığı üzere epey hareketli, ziyadesiyle hazin ve hayli komik fantastik bir polisiyedir. Çok katmanlı anlam ve kurgu üzerine kurulu anlatıda ana karakter olan Aziz romanda, durağan bir hayat süren ve ucuz aşk romanları basan ikinci sınıf bir yayınevi için çalışan bir çevirmendir. Aziz, mezun olduğu üniversitenin gösteri salonunda kızının dans gösterisini izlerken bir yangının ortasında kalır ve birden zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine yani 1994 yılına döner.
İkilemler içindeki Aziz için geçmişe giden ve “düğümlenmiş hayatını yola koyabilmek için düğümden başlayıp oradan çözmeye” başlayacağı geçit, sahibinin İskender Doğan olduğu Kan ve Gül Kuru Temizleme dükkânıyla açılır.
Kaderini ele geçirme farkındalığı içinde olan Aziz bu şekilde hem geçmişi hem de geleceği değiştirmeye ve böylelikle geçmişte gerçekleşen bir cinayeti önlemeye çalışır. Bu kurgunun içinde ana karakterin bir çevirmen olması ve bir dedektif edasıyla geçmişte kalan karmaşık olaylara aydınlık kazandırma çabası dikkat çekicidir. Romanda iki anlatım düzlemi saptamak mümkün: Birinci düzlemde kahraman figürün asıl hayatını anlatan çerçeve hikâye yer alırken, ikinci düzlemde zaman yolculuğunun gerçekleştiği ve ilginç olayların meydana geldiği iç hikâye yer almaktadır.
Romanda incelenmesi gereken bir başka karakter de Abdül’dür. Her ne kadar eski tiyatro grubundan arkadaşları onu tanısa da, Aziz ancak geçmişe yolculuk yaptığında öldürüldüğü söylenen sosyopat Abdül ile tanışır. Gelecekte neler olacağının bilinciyle geçmişi sürekli olarak