M A X I M U S

M A X I M U S
@maximus34
Puan vermedi·172 syf.··
2025 19. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2025 11:36
Bazı şeyler bir tek bana mı acayip geliyor?” (s.14) Yönetmen olma hayaliyle yola çıkıp, kendini sansürcü olarak bulan bir kurgu operatörünün hayatının kontrolünü kaybetmesiyle, mesleğinin yan etkisi olduğunu düşündüğü tuhaflıklara dair başkarakterin sadece kendine değil, aslında yazarın direkt okura da sorduğu bir sorudur bu, kitabı bitirdiğinizde cevaplamanız gereken… Hem Gabriel Garcia MarquezGabriel Garcia Marquez’in de ifade ettiği gibi, “Kitaplar inanılmak için değil, sorgulamalara konu olmak içindir.” Silinmiş SahnelerSilinmiş Sahneler güvensiz bir anlatıcının gözünden aktarılan, başı sonu belli olmayan, başkarakterin kafası gibi karışık bir kurguyla tekinsiz bir atmosferde ilerleyen ve tuhaflıklarla dolu bir roman… Bu esere dair analize geçmeden önce, ekseriyetle yazar odaklı* okuma yapan biri olarak, (*Hilmi YavuzHilmi Yavuz‘un Okuma BiçimleriOkuma Biçimleri’nde belirttiği üzere “üç farklı okuma biçimi” vardır: Yazar merkezli okuma [intentio auctoris], metin merkezli okuma [intentio operis] ve okur merkezli okuma [intentio lectoris]. Kısaca okuma, yorumlama ve anlamlandırma uğraşı, ya o metnin yazarının metne verdiği anlamın ne olduğunu (yazarın niyetini) bularak, ya yazarından bağımsız olarak metnin kendi anlamını (metnin niyetini) ortaya koyarak, ya da okurun o metni nasıl yorumladığına (okurun niyetine) bakılarak gerçekleştirilebilir.) kitaplarını okuduğum yazarların öncelikle nasıl yazmaya başladığını, en çok nelerden ve kimlerden etkilendiklerini, eserlerine yansıttıklarının kendi hayatlarında karşılığının olup olmadığını hep merak ettiğimden ötürü, bu hususla ilgili bazı bilgileri paylaşmak
Kitap Simyacıları
Silinmiş SahnelerHakan Bıçakcı · İletişim Yayınları · 0360 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nolite Te Bastardes Carborundorum
Puan vermedi·384 syf.··
2025 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 00:00
Margaret AtwoodMargaret Atwood 1984 yılının ilkbaharında, başta Damızlık Kızın ÖyküsüDamızlık Kızın Öyküsü adlandırmadığı bir roman yazmaya başlar. El yazısıyla, çoğunlukla sarı not defterlerine yazıp sonrasında Almanca klavyeli, kiralık, devasa bir manuel daktiloyla neredeyse okunmaz haldeki karalamalarımı temize çeker. Klavye Almancadır; çünkü etrafı hâlâ Berlin Duvarı ile çevrili Batı Berlin’de yaşıyordur. Sovyetler Birliği hâlâ dimdik ayaktadır ve gelecek beş yıl daha parçalanacak gibi görünmüyordur. Demirperde’nin (Çekoslovakya ve Doğu Almanya) ardındaki pek çok ülkeye yaptığı ziyaretler sırasında, ihtiyatlı olmayı, gözetlenme hissini, sessizlikleri, insanların ima yoluyla bilgi aktarmaya çalışmalarını deneyimler ve tüm bunlar yazdıklarını etkiler. Margaret AtwoodMargaret Atwood 1939 yılında dünyaya gelip kendilik algısını İkinci Dünya Savaşı sürerken kazandığından, kurulu düzenlerin bir gecede yerle bir olabileceğini biliyordur. Değişim, bir şimşek kadar hızlı olabilir, çünkü. “Burada olmaz” söylemine güvenmemek gerekir, bu yüzden. Margaret AtwoodMargaret Atwood lise yıllarına tekabül eden 50’li yıllardan bu yana, kapsamlı bir şekilde bilimkurgu romanları, spekülatif kurgular, ütopyalar ve distopyalar okumuş, fakat hiç böyle bir kitap yazmamıştır. Altından kalkabilecek miyim? sorusu kafasını sürekli kurcalar. Bu biçim, aralarda vaaz verme eğilimi, alegoriye sapma, inandırıcılıktan yoksunluk gibi gizli tuzaklarla bezelidir. Hayalî bir bahçe yaratacaksa da, o bahçedeki kurbağaların gerçekçi olmasını istiyordur. Kurallarından biri, James JoyceJames Joyce‘un “kâbus” olarak nitelendirdiği tarih sahnesinde meydana gelmemiş herhangi bir olaya ya da henüz keşfedilmemiş herhangi bir teknolojiye
Kitap Simyacıları
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,6bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 2. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2025 00:12
“Bütün kadınlar güllerin kanına boyanmıştır.” Marcel ProustMarcel Proust Alper CanıgüzAlper Canıgüz beşinci romanı olan Kan ve Gül Bir Kara DejavuKan ve Gül Bir Kara Dejavu arka kapak yazısında da yazdığı üzere epey hareketli, ziyadesiyle hazin ve hayli komik fantastik bir polisiyedir. Çok katmanlı anlam ve kurgu üzerine kurulu anlatıda ana karakter olan Aziz romanda, durağan bir hayat süren ve ucuz aşk romanları basan ikinci sınıf bir yayınevi için çalışan bir çevirmendir. Aziz, mezun olduğu üniversitenin gösteri salonunda kızının dans gösterisini izlerken bir yangının ortasında kalır ve birden zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine yani 1994 yılına döner. İkilemler içindeki Aziz için geçmişe giden ve “düğümlenmiş hayatını yola koyabilmek için düğümden başlayıp oradan çözmeye” başlayacağı geçit, sahibinin İskender Doğan olduğu Kan ve Gül Kuru Temizleme dükkânıyla açılır. Kaderini ele geçirme farkındalığı içinde olan Aziz bu şekilde hem geçmişi hem de geleceği değiştirmeye ve böylelikle geçmişte gerçekleşen bir cinayeti önlemeye çalışır. Bu kurgunun içinde ana karakterin bir çevirmen olması ve bir dedektif edasıyla geçmişte kalan karmaşık olaylara aydınlık kazandırma çabası dikkat çekicidir. Romanda iki anlatım düzlemi saptamak mümkün: Birinci düzlemde kahraman figürün asıl hayatını anlatan çerçeve hikâye yer alırken, ikinci düzlemde zaman yolculuğunun gerçekleştiği ve ilginç olayların meydana geldiği iç hikâye yer almaktadır. Romanda incelenmesi gereken bir başka karakter de Abdül’dür. Her ne kadar eski tiyatro grubundan arkadaşları onu tanısa da, Aziz ancak geçmişe yolculuk yaptığında öldürüldüğü söylenen sosyopat Abdül ile tanışır. Gelecekte neler olacağının bilinciyle geçmişi sürekli olarak
Kitap Simyacıları
Kan ve Gül Bir Kara DejavuAlper Canıgüz · April Yayıncılık · 20178,8bin okunma
İlk ders: Unutulacak olanı hatırla!
Puan vermedi·312 syf.··
2020 65. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2020 21:09
“Acı veriyorsa geçmiş, demek ki daha geçmemiş…” resmim.net/i/1.TkvC0i Nermin YıldırımNermin Yıldırım’a göre insanlar üçe ayrılır: Geçmişte yaşayanlar, bugünde yaşayanlar ve gelecekte yaşayanlar… Geçmişte yaşayanlar hep maziyi kurcalar, ‘keşke’lere, pişmanlıklara saplanmış yaşar. Gelecekte yaşayanlar yarının kaygılarından kafasını kaldıramaz. Bugünü yaşayanlarsa, çocuklardan ve delilerden mürekkep şanslı bir azınlıktır… Nermin YıldırımNermin Yıldırım ise kendini bildi bileli ilk kategoriden paçayı kurtaramaz. Sürekli “Neden?” diye sormak ve cevabı bulmak için geriye doğru bakmak gibi fena bir huyu vardır, bu sebeple yazarken de ekseriyetle hep bunu yapar. Unutma DersleriUnutma Dersleri romanı da, yasak bir aşkın kurbanı olan ve geçmişe saplanıp kalmış Feribe’nin önce kendi ağzından mizahi bir dille anlatılan trajikomik hikâyesinin girizgahıyla başlıyor; sonrasında namını duyduğu Mazi İmha Merkezi'ne, “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” filmindeki gibi hafızasını sildirebileceği umuduyla gitmesiyle birlikte birbirinden ilginç ve beklenmedik olaylar ardı ardına patlak veriyor… (*Yazar, ayrıca MİM denen bu acayip kurum vasıtasıyla en sevdiği yazarlardan biri olan Ahmet Hamdi TanpınarAhmet Hamdi Tanpınar‘ın Saatleri Ayarlama EnstitüsüSaatleri Ayarlama Enstitüsü’ne de göndermede bulunmayı ihmal etmiyor. s.259) Nermin YıldırımNermin Yıldırım’ın romanlarındaki karakterlerinin hepsinin de özel bir anlamı var. Zaten yazara göre insan ismiyle yaşar ve isminin önemi de anlamında gizlidir. Unutma DersleriUnutma Dersleri ’nin Feribe’si de “aldatılan” demek… Kalbini kaptırmış olsa bile, aklını korumak derdindedir, Feribe… youtube.com/watch?v=NWcMIJL... Acı
Kitap Simyacıları
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Doğan Kitap · 20195,4bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2022 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2022 00:00
“Bir dramın okuru gırtlağından yakaladığını unutmayınız. Seyirci öfkelenir ama unutmaz. Ona kâbuslar gördürecek, hiç olmazsa hafızasında yer edecek aşırı kitaplar sunmak gerekir.” Emile ZolaEmile Zola Dünyanın geri kalanı Zola’nın döneminde realizm akımı ile mücadele ederken Zola bir tık öteye giderek ‘Natüralizm’ kavramını edebiyata kazandırmıştır. Hükümete kafa tutan ve meydan okuyan tavrı ile SuçluyorumSuçluyorum'daki beyanatlarından dolayı hapis cezası almışlığı da vardır. Tarzını ve dik kafalılığını D. H. LawrenceD. H. Lawrence ile bağdaştırmak mümkün; farklı dönemler ve coğrafyalarda olsalar da, iki yazarın temsil ettikleri toplumları dehşete düşürmek konusunda yarattıkları etki neredeyse eşdeğer… Therese RaquinTherese Raquin romanı Zola’nın 1867’de Marsilya'nın GizemleriMarsilya'nın Gizemleri ile birlikte eşzamanlı olarak yazıp yayımladığı ve edebiyat çevrelerinde epey şiddetli bir polemiğe yer açan bir eserdir. Zola’nın bu tepkiyi öngördüğünü, hatta adını duyurmak için bunu özellikle istediğini düşünmek yanlış olmaz. Bununla alakalı olarak, arkadaşı Valabrègue’e “Kendimi her şeyimle bu işe adadığıma inanıyorum. Hatta bazen acaba biraz fazla mı tutkulu davrandım, İmparatorluk savcısını kızdırır mıyım, diye düşünmüyor değilim. Doğrusu şu ki, hapishanede birkaç ay geçirmek beni korkutmuyor.” demiştir. Nitekim, bu roman da tıpkı {1856’da yayımlanıp da hakkında soruşturma başlatılan} Madam BovaryMadam Bovary gibi fazlaca müstehcen ve ahlaka mugayir bulunmuştu. Bununla birlikte, ahlaksızlığa teşvik suçundan Gustave FlaubertGustave Flaubert’in 1857’de görülen davasındaki beraatinin ardından Madam BovaryMadam Bovary
Therese RaquinEmile Zola · Ayrıntı Yayınları · 20183,320 okunma