“Paşa, sözünü bu noktada birden kesti ve hepimizi ayrı ayrı dikkatli bakışlarıyla süzdükten sonra devam etti:”
VİCDANINIZLA BAŞ BAŞA KALIN
“Görüyorsunuz ki, arkadaşlar; yürüyeceğimiz yol tehlikelerle, çetinliklerle, hatta ölmek ve öldürülmek olasılıkları ile doludur. Sarp ve haşin (kırıcı) bir yoldur.
Bu tehlikelere göğüs germeye kendisinde güç, azim, imkân ve cesaret görmeyen arkadaşlarımız varsa aramızdan ayrılabilirler.
Ancak bu saydığım tehlikeleri, olasılık ve yorgunlukları göze alabilenlerdir ki benimle birlikte çalışmayı kabul etmiş olurlar. Hiçbir arkadaşımın vaziyetinin gerekleri üzerinde etki yapmak istemem. Her arkadaş vicdanı ile baş başa kalarak özgürce düşünmeli, karar almalıdır. Vaktimiz var. Hemen karar almak mecburiyetimiz yoktur. Sonradan herhangi bir bozgunculuğa yer kalmaması için bu noktaların iyiden iyiye düşünülmesi hepimiz için temel şarttır.”
19 Mayıs sonrasında, saray tarafından tutuklanması emredilen Mustafa Kemal'i, tutuklamak için gelen, Osmanlı’nın Doğu orduları kumandanı Kazım Karabekir ilerler.Yaklaşır.Durur.Askerce selam vaziyetini alır.Selam verir.Önemsiz bir şeymiş gibi , sükunetle bildirir:
— Emrinizdeyim Paşam! Ben, subaylarım, erlerim, Kolordum, hepimiz emrinizdeyiz!...
“Bugün doğan güneşi nasıl görüyorsam, yarın Asya ve Afrika’daki bütün esir ve mazlum milletlerin hürriyet ve istiklallerine kavuşacaklarını da öylece görüyorum.”