'Mecû durustî-i ahd ez cihân-i sustnihâd Ki in acûz arûs-i hezâr dâmâdest'' ''Karaktersiz dünyadan ahde vefa arama. Çünkü bu kocakarı bin damada gelin olmuştur.'' Hafız-ı Şirazi
Şiir
Vikingleri Alt Eden ve Aydınlanma Çağını Başlatan Muhteşem Bir Eserin Keşfi 1693 yılında Somersetli bir çiftçinin, pulluğunun kadim toprağı yarıp kahramanlık çağının ışıltılı bir eserini ortaya çıkarmasının heyecanını hayal edin—bugünkü hevesli define avcılarını neşe ve heyecanla keşiflerine yönlendiren metal dedektörlerinin neşeli bip seslerinden çok önce. Bu, Kral Büyük Alfred'in kırılmaz azminin parlak bir sembolü olan Alfred Mücevheri'nin büyüleyici hikayesidir; sadece vahşi Viking istilacılarını püskürtmekle kalmayıp, krallığını bilgi ve birlik ışığıyla aydınlatan ve yüzyıllar boyunca hayranlık uyandıran bir hükümdarın öyküsü. Anglo-Sakson Sanatının Bir Zaferi 9. yüzyılın sonlarında, Alfred'in hükümdarlığı döneminde (871-899 MS) dövülmüş olan bu muhteşem eser, mütevazı ama anlamlı boyutlara sahiptir: 6,2 cm uzunluğunda, 3,1 cm genişliğinde ve 1,3 cm kalınlığında; bu boyutlar, eserin derin etkisini ve somutlaştırdığı yenilikçiliğin ilham verici öyküsünü vurgulamaktadır. Merkezinde, muhtemelen bir Roma kalıntısından kurtarılmış, ince işçilikli altın telkari ile çerçevelenmiş, gözyaşı şeklinde şeffaf bir kaya kristali parçası parıldar. Bu ışıldayan kristalin altında, mavi, yeşil ve beyazın canlı yamalarını ayıran ince altın tellerle bezenmiş, iki asa veya değnek tutan gizemli bir figürü tasvir eden bir mine işçiliği başyapıtı yer almaktadır. Bu, Bilgeliği temsil eden İsa mı, yoksa Görüşün özü mü olabilir? Bu neşeli gizemler, dönemin Hristiyan ikonografisi ve zamansız klasik etkilerinin, Bizans ve Karolenj esintileriyle harmanlanmış, sınırsız yaratıcılığın bir kutlaması niteliğindeki uyumlu karışımını vurguluyor. Kristalin kenarına Eski İngilizce bir yazıt yerleştirilmiştir: “AELFRED MEC HEHT GEWYRCAN”, zarif bir şekilde “Alfred benim yapılmamı emretti” anlamına
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Veciz Sözler'de "ölüm” sözcüğü için Sulhi'nin kurduğu cümle, "Ölüm hakkında konuşmaya değmez." Bir meydan okumaydı bu... Malatya'dan bir kuaför, gölge, röfle, meç, perma, topuz, bukle, gelin başı, oryal açma, dip boya (Allahım nedir bütün bunlar?) gibi işlerine başlamadan önce radyoyu arayıp, "Her ne yapıyorsak, günün birinde öleceğimizi unutmak için yapıyoruz." Muğla'daki bir banka şubesinin güvenlik görevlisi, "Ölüm bekleyebilir ama hayat asla!" Bir öykü yazarı olduğunu düşünmeye başladığım, ama öyküden çok şurda burda kitap tanıtım yazıları yazdığından kuşkulandığım şu Istanbullu avukat, "Ölüm gevezenin teki ve hep aynı şeyi anlatıyor." Veciz Sözler
Kınasın dünya
youtu.be/ANHdXMB8EGA?si=... Abdülbaki Kömür Sözler: Fatih Nida Üye Kınasın dünya! Kınasın dünya halkları! Barış, uzlaşma formülleri arasın insanlar. Hümanizm çığlıkları atsın bir yerlerde entel yavşaklar. Yenidünya düzenleri planlasın emperyalistler. Geyik muhabbetiyle geçirsin ömrünü aydınlar. Kılı kırk yarsın bakalım hukukçular, desinler ne diyeceklerse. A’yı B’yi öğretsin öğretmenler körpe beyinlere. A deyince at B deyince bıyık hatırlatılsın bakalım yavrulara. Terziler kravat diksin, frak diksin, tuvalet diksin sosyetik beylere, bayanlara, balolar için, partiler için. Berber fön çeksin, kuaförler meç yapsın, perma yapsın saçlara. Televizyonda gece keyfi sunsun medya benliği çalınan kitlelerin ağız suyuna… Kuyrukta bekletilsin emekli, emekliliği boyunca. Bürokratlar başsağlığı dilekleri yetiştirsin grizulara kurban giden işçilerin ardından. Komaya girsin sarhoşlar, ayyaşlar. Macit oynaşını gezdirsin, banka kredisiyle aldığı Mercedes’le. Figen, kanişini beslesin Avrupa patentli it yalıyla. Genelevler dolup taşsın. İçindekilerden alınan vergilerle okullar açılsın. Yollar, okullar, köprüler açılsın. İmamların maaşları ödensin. Öyle mi??? Kınasın dünya milletleri! Mekik dokusun arabulucular. Hoşgörüsünü esirgesin medeni hükümetler, sosyal demokrat teorisyenler, varoluşçular vesair güruh. İnsancıllıktan dem vursun köy enstitüsü kılıklı anti demokrat zevat. Sanat söylevleri versin kıçı kırık teresler. Rüşvet alsın kodamanlar. Futbolcu transfer hayalleri kursun milyar kapısından. Darbe hevesleri beslesin kursaklarında fanatik laikçiler. Öyle mi??? Kınasın papa! Vatikan kilisesi, Ortodoks ruhani lideri, baş haham durmasın. Lamalar tekzip etsin. Ne yazar? Nota göndersin bilmem hangi devletin cumhur reisi. Meclislerde bütçe müzakereleri tartışıla dursun
Şiir
Bankaya aylığımı almaya giderken gene zeyrek bir delikanlı yanıma yanaştı ve yardım etmek is-teğini nakletti bana. Mamafih zevahir olarak saf-derun görünebilirim, fakat muhterem günlüğüm böyle durumlarda fevkalbeşer biri olduğumu sen de bilirsin. Yolda giderken beni nükteleriy-le sermest etmeye çalışan toy delikanlı az lafü-güzaf etmiyor değildi. Vecizelerine efsunlanmış hissiyatı vererek budala bir kişizade olduğumu zannetmiş olacak ki, muhtelif yollarla 'Bey amca kartını ver de paranı ben çekeyim' cümlesini ku-laklarıma iliştirdi. İlk başta sarfınazar bir tavır aldım, lakin sonralarında ses desibeli umumi alanı rahatsız etmeye başlayınca, ben de mec-bur olarak, başımla tasvip ettim ve 'şu ilerdeki parkta dinlenirken vereyim pek muhterem evla-dım' dedim. Böyle olaylara itiyat etmiş olmama rağmen, yani gidişatın akıbetini çok iyi bilmeme rağmen, bu sefer müşkül duruma ben düşecek gibiydim. Pek mugayir bir tavır göstermeyerek sanki kartımı çıkarıyormuş gibi dededen yadigar 9 cm'lik sürmene bıçağımı çıkardım ve munta-zam bir şekilde boğazına yerleştirdim. Babayani bir tavırla 'Pek muhterem delikanlı, cebindeki paralara müşterek olmak isteyen bir ihtiyarı geri çevirmeyeceğini umuyorum' dedim. Mamafih yüzünde bir muğlaklık yer etmiş gözlerimin içine meyus bir şekilde bakıyordu. Diğer elimle cüzda-nını münasip bir şekilde aldım ve 4 tane 20'lik banknotun ikisini, 2 tane 5'lik banknotun da bir tanesini aldım. Geriye kalan bozuklukları mazarrat kardeşime bıraktım. Haddizatında durum yine tekerrürden ibaretti, lakin artık bıktım pek muhterem günlüğüm, bıktım. Dilhun bir şekilde sokaklarda cevelan etmekten, merdümgiriz bir hale girmekten bıktım ama hala muhterem bazı insanların beni budala biri zannedip bazı muhtelif yollara başvurmasından daha beter bıktım. **Velhasıl, bu

KerZeY35

@kerzey35
·
Müsait misiniz? Günlük Tutmaya...
Pek değerli muhterem günlüğüm, Haliniz hatırınız nasıllar inşallah? Beni soracak olursanız pek münasip bir durumda değilim. Muhtelif bazı olaylar vuku buldu hayatımda. Bilhassa, başıma bazı durumlar tekerrür etti Emre Kolaylar
Mon mec à moi - Patricia Kaas
O, kalbimle oynuyor... Hayatımla kumar oynadığı gibi, Yalan dolu sözler söylüyor, Ve ben de inanıyorum her dediğine... Şarkılar söylüyor bana, İkimiz için hayaller kuruyor, Naneli şeker gibi, Yağmur yağarken güzel geliyor... Kendi kendimi kandırıyorum, Onun sesini dinlerken, Bu masallar gerçek değiller, Ama ben inanıyorum... Benim sevgilim! Bana maceralarından bahseder, Bu hikayelerle gözlerinin içleri parlar, Bense sabaha dek dinlerim onu... Aşktan bahseder, Arabaları anlatır gibi... Ve ben, o nerede isterse oradayım... Öyle çok inanıyorum ki her dediğine...
Müzik