Onun sinir krizleri, sinir krizlerinden sonra kurduğu cümleler, zihinsel işleyişi; hepsini bir bir inceliyor, aslında kendi ruhuyla meç ediyordu. Plath'ın bir sinir krizinden sonra sorduğu "(...) Sırça fanusun boğucu çarpıtmalarıyla birlikte üstüme tekrar inip inmeyeceğini nereden bilebilirdim ki?" sorusuna tezin içinde verdiği cevap ilginçti, belki de ilk defa Sylvia'nın "fantastik zafer" olarak gördüğü intiharına üzülüyordu:
"Sırça fanusun son kez bir gazocağı şeklinde inmesi ve Plath'in intiharının, benzer bir soruyu bir kez daha sorma olasılığını ortadan kaldırması ne acıdır."
İbadetlerinde kıvam yoktur insanın. Çünkü kıvam, odaklanmanın bir getirisidir. Kıvam, odaklanma ve kalite için ihtiyaç duyulan irade kuvvetini, başka işlerde tüketmiştir insan. İradesini geçmişe ve geleceğe harcadığı için, ibadetlerde gerekli kıvamı sergileyemez ve ihsan duygusunu yakalayamaz olmuştur insan. Gelecek seneye hatta yarına kadar yaşayacağının garantisi olmayan insanın, ibadet kavramını geleceği kaplayan bir halde algılaması büyük bir düşünce hatasıdır.
Geçmişteki yanlış hallerinin varlığını hep sürdürdüğüne, hatta bu hallerin gelecekte de var olmak zorunda olduğuna inanır insan. Bir yandan geçmişteki hata ve ihmallerini mec-buriyet tahtına oturtarak, onların hükümleri altında ezilirken; diğer yandan geleceğin henüz gelmemiş olan zorluklarını yüklenir. Geçmişteki günler birer birer yaşanmış, gelecekteki günler teker teker gelme sırasına girmişken, onların tamamını zihninde birleştirerek yaşar insan. Nefsi bu birleşik zorluğa dayanamaz ve bugün başarabileceği şeylerden de ürkmeye başlar. Bu kez, madem bu kadar uzun sürede irade sergilemeye güç yetiremeyeceğim, o halde bugün için irade sergilemenin de bir anlamı yok diye düşünür ve ibadetlere başlamaktan bir anda tamamen vazgeçer.
Ah gel bir baraj da müslümanların elinden çıksın
Gel trapez meç kesilsin ellerimde gel
Gel yoksa bu kramp bu kadro bu gün
Hemşirenin ilk vuruşta bulduğu damar...
Sakarya Savaşı başlamadan önce İstiklâl Mahkemeleri kurulmaya başladı. Bunlar birkaç bölgede, Meclis tarafından seçilen üyelerle çalışıyorlardı. Üyeler dörder kişi oluyordu. Kastamonu Bölgesi için teşkil edilen
İstiklâl Mahkemesi’nin üyeleri seçilmeye başladı. Mec lis, Ordu Mebusu Hamdi Yalman, Muğla Mebusu Neşet Akkor ve Mustafa Necati olmak üzere üç kişiyi seçmiş, dördüncüyü seçmemişti. O zaman bir
Başkumandanlık Yasası vardı. Bu yasaya göre Başkumandan Meclis yetkisine sahipti. Atatürk beni çağırdı.
“Kastamonu Bölgesi için dördüncü adam olarak seni ben seç tim,” dedi. Tabii bu sözü Başkumandan olarak söylediği için yasa sayılıyordu. Ve ben de böylece bir İstiklâl Mahkemesi üyesi olmuştum. Kalktım gittim çalış maya arkadaşlarla birlikte. Kılıç Ali bir yazısında bu ola ya değinirken beni Meclis’in seçtiğini söylüyor, tabii yanılıyor. Yukarıda söylediğim gibi beni Atatürk seçmişti.
Gezmiş ve· arkadaşları hakkında verilen idam kararlan komisunda Büyük Millet Mec,isince İç Tüzük hükümlerine aykırı, olarak "ivedilikle görüşme" kararı
alınmış, görüşmeler yapılmış ve idam kararlan onaylanmıştır