eserin başında geçen cümle her şeyi anlatıyor aslında: "furuğ birey olma sürecini engelleyen, kimliğini ezen, varoluşu zedeleyen her kurala, her duruşa karşı çıkarak şiire sığındı; başkaldırısını şiirle dillendirdi."
kendime not: tutsak bölümündeki şiirler hariç diğer bölümlerdeki şiirleri beğendim.
dücane cündioğlu'nun kaleminden muazzam bir eser... diyecek başka bir şey bulamıyor ve kitabın arka kapağında yer alan yazı ile incelememi tamamlamak istiyorum. sanatın varlık nedeni tahayyül. çünkü insan hayal edebildiği için sanat var. ne garip değil mi, akledebildiği için değil. tıpkı gerçeklik gibi, aklın da sınırları var. bilimin de. oysa tahayyülün sınırları yok. ister istemez sanatın da.
eserin ismini ilkokul çağlarından itibaren işittim ama bir türlü okumak nasip olmadı, bu yaşıma nasipmiş. 26 yaşındayım, takdir edersiniz ki bu yaşıma kadar birçok kişisel gelişim kitabı okudum.16-17 yaşlarında olsaydım oldukça beğeneceğim bir kitap olabilirdi. hikâyeleştirilmiş kişisel gelişim kitaplarını sevmeyi bırakalı epey oldu. eserlerde lafı dolandırmadan dümdüz bilgi verilmesini tercih ediyorum artık. yine de okunulası bir kitap sadece benim yaş aralığıma uygun değil.
âh râbia hâtun... o kadar nahif bir kişilik ki... sözleri... onun kaleminde kelimeler birbirine hasretle kavuşuyor âdeta. gizin en güzel hâli... sevdim, seveceğim, unutmayacağım.
ramazan ayını heyecanla karşıladığımız bugünlerde keyifle okunulası bir kitap... bu güzide eseri okurken içiniz huzurla dolacak, imanınız şahlanacak. eserin, maddi arzularla mücadele etme yolunda size eşlik edecek yol arkadaşı olacağına inanıyorum. eserde yer alan söz her şeyin özeti: bilirsin ki tek kanatla uçulmaz, maddi ilim ile manevi ilim birbirini tamamlar. keyifli okumalar...